KALİTELİ BASKI SERİ ÜRETİM
Balık baştan kokuyor

Ana Sayfa » Yaşam » Mental yorgunluk kader değildir

Mental yorgunluk kader değildir

Özellikle son zamanlarda dikkatini toplayamamaktan şikayet edenler ve kendisini tükenmiş hissedenler aslında ‘Mental Yorgunluk’ sorunu yaşıyor olabilir. 35 yıllık gazeteci Ali Kayadibi, mental yorgunluk denince ilk akla gelen mesleklerden gazeteciliği de ele alarak aktarımlarda bulundu

 
14 Ocak 2018 Pazar 10:39 
Yorum YapYazdır
 
Mental yorgunluk kader değildir

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER

‘Mental Yorgunluk’ kavramını ekonomiden siyasete değin birçok alanda duyduk. Dikkatini toplayamama, kendisini tükenmiş gibi hissetme olarak adlandırılan bu yorgunluk hiç şüphesiz ki son zamanlarda birçok meslek grubundan çalışanın dilinde. Ancak yapılan araştırmalara göre mental yorgunluğa en sık yakalanan meslek gazetecilik. 35 yıllık gazeteci Ali Kayadibi, tecrübelerinden yola çıkarak mental yorgunluğu ele aldı. Gazetecilik çerçevesinde de mental yorgunluğu değerlendiren Kayadibi, “Hayat işten ibaret gibi yaşandığı zaman özellikle mesleğin sonunda, yani emeklilik döneminde kişisel hayatta büyük bir boşluk meydana geliyor” dedi.

“RUH VE BEDEN BAŞKA ŞEYLER İSTİYOR”

İnsanın biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel bütünlüğü içinde karmaşık yapıya sahip bir varlık olduğunu söyleyen Kayadibi, “İnsanı bu açıdan tanımlama gereğini duymamın nedeni mental yorgunluk konusunu zihnimize daha iyi yaklaştırabilmek içindi. Bazen kendimize dönüp baktığımızda içinde bulunduğumuz duygu, düşünce ve davranışlarımızı anlamlandırmakta güçlük çekeriz. Tam olarak ne hissettiğimiz, ne düşündüğümüz ve neden böyle davrandığımıza odaklandığımızda da daha derin anlamsızlıklar ortaya çıkar. Yani görünür fizik yanımızla ve görünmeyen ruhsal yapımız arasındaki sağlıklı ilişkiyi kuramayız. Oysa başta belirttiğimiz insanın biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel bütünlük içindeki yanıltıcı yapısının garip uyumu gerçekten bozulabiliyor. Ruh başka, beden başka şeyler ister hale gelebiliyor.Konuyu daha anlaşılır kılmak için günlük hayatımızdan örnek verelim. ‘Kafam çok karışık’, ‘Hayatta hiçbir şey bana zevk vermiyor’, ‘Ne yapmak istediğimi bilemiyorum’ gibi sözcüklerden daha risklileri de var. ‘Hissetmiyorum’, ‘Algılamıyorum’, ‘Anlamıyorum’, ‘İstemiyorum’gibi” dedi.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU

İş hayatındaki başarısızlıkların kişisel bir mutsuzluğa yol açtığını vurgulayan Kayadibi, “Çabuk yorulma, bunalma, sıkılma, öfke atakları gibi ruh halleri karşısında ne yapacağını şaşıran insanın durumuna bilim, ‘Tükenmişlik sendromu’ veya ‘Mental yorgunluk’ gibi sınıflama yapıyor. Bu kategoriye giren herkeste aynı ölçü ve şiddette belirtiler görülmeyebilir. Modern hayatın içinde insan ile insanın ilişkisi azaldı. Yeni dünya teknolojiyle uyum sağlamayı, yeni bilgiler edinmeyi, bu bilgileri içselleştirip uygulamayı zorunlu hale getirdi. Bu uyum süreci sancılı olabiliyor. Çalışma hayatı ise, rekabet ve yarış üzerine kurulu sistemle yürüyor. Bireyler çalışma hayatının insanüstü gayret isteyen sistemi içinde yüklenen görevleri yerine getirebilecek donanıma sahip olamaması yüzünden yarışı kaybediyor. Kaybedilen her yarış, bir umudun tükenmesine yol açıyor. Tekrarlanan başarısızlıkların yarattığı gerginlik bir süre sonra gelecek planlarını da yok ediyor. Hayatının tamamını iş olarak gören bireyler, iş hayatındaki başarısızlıklarını kişisel mutsuzluğuna yol açmasına da neden olabiliyor” cümlelerine yer verdi.

MESLEKİ MENTAL YORGUNLUK

Mental yorgunluğun yaygın olarak görüldüğü mesleklerin net olarak belirlenemediğini kaydeden Kayadibi, şunları ekledi: “Mental yorgunluğun görülemeyeceği meslek grubu yok gibi. Örneğin kalabalık ortamlarda çalışan, kişisel mutluluğunu, sosyal doyumunu sağlayamamış kişilerde mental yorgunluk ortaya çıkabiliyor. Örneğin hemşireler, doktorlar, hasta bakıcılar, gazeteciler, akademisyenler. Bu arada tek başına bir ortamda çalışmak zorunda kalan meslek gruplarında da mental yorgunluk oluşabiliyor. Kişinin meslek hayatında kazanmak uğruna kişisel hayatında kaybettiklerini fark etmesi, çoğunlukla tükenmişlik noktasına gelindiği anlar olabiliyor. Yüksek hedefler, aşırı tempolu çalışma, taşınmayacak ölçüde görevler üstlenilmesi genel olarak tükenmişlik sendromu yaratabiliyor. Bütün bunların sonucu mental yorgunluğun da başlangıcı oluyor. Yorucu, yıpratıcı işleri uzun süre yapmak, bedensel ve ruhsal olarak kendine zaman ayıramama, uygun zamanda dinlenememe bıkkınlık verir. Önceleri işten alınan zevkin kaybolmasıyla başlayan yorgunluk giderilmeyince zihnin savunma kalkanları giderek zayıflıyor hatta savunamaz hale gelebiliyor.”

GAZETECİLER NERESİNDE?

Gazetecilik mesleğinde mental yorgunluğun ne düzeyde ve niçin olduğunu da belirten Kayadibi, “Gazetecilik, her an ve her durumda ‘tetikte’ olmayı, kapı eşiğinde, bir nevi ‘iki arada bir derede’ durmayı gerektirir. Bu uzun süren gerilimli bekleyiş gazeteciyi uzun süre meşgul edince; o zenginleştirilmiş iş tanımı gibi görünen mesleğin kişi için aslında monoton bir yapıya dönüştüğü görülür. Her gün kalabalıklar içinde birbirine benzeyen olay ve olguların peşinden koşan gazeteci, kendi birey olma durumunu sahip olduğu o sosyal yapı üzerinden tanımlamaya başlıyor. Herkesin bildiği, tanıdığı o kişi özel hayatına çekilince kişisel beklentilerinin karşılanmadığını fark edebiliyor.

Özel hayatı yaşama biçimi, kişilerin bilgi, zeka, iş yapma becerileri, duygu, düşünce ve beklentilere göre şekillenir. Bir gazeteciyi mutlu eden özel yaşam standartları başka bir gazeteciyi tatmin etmeyebilir. Bu durumda görünür haliyle sosyal hayatın içinde aktif sanılan bir gazeteci, mesleğinin ilerleyen yıllarında hayattan kişisel beklentilerini düzenlemezse aşamayacağı sıkıntıların içine düşebiliyor. Beklentilerinin ve elindeki olanakların ne olduğunu değerlendirmezse yorucu ve yıpratıcı mesleğin içinde bocalama dönemi başlıyor. Hayat işten ibaret gibi yaşandığı zaman özellikle mesleğin sonunda, yani emeklilik döneminde kişisel hayatta büyük bir boşluk meydana geliyor. Çalışma hayatı ne kadar etkin sosyal boyutlar taşısa da kişisel hayatta bırakılan boşluk, iş hayatı sona erince daha da büyüyor. İşini kaybeden bir gazeteci kişisel hayatındaki boşluğu entelektüel, sosyal ve kültürel olarak dolduramazsa ciddi bir tükenmişlik sendromu ve mental yorgunluk içine düşebilir” diye konuştu.

İFADE ETME BECERİSİ KAYBOLUR

Kayadibi’ne göre; gazeteciler, olaylar ve olgular peşindedir. Zihinsel olarak sürekli insanın olduğu yere bakar ve oradan haber çıkarmaya çalışır. Bu durum, her insan için yorucudur. Olaylar üzerine kurulu bir yaşam, günlük hayattaki ilişkileri ‘sıradan’ görme eğilimi içine sürükler. Gazeteci, işini hayatının tamamı kabul ederse, yani zihinsel olarak odaklandığı alanın dışında bir hayatı kurgulamazsa uzun süre o akıntının içinde ilerler. Hayatın karmaşık sosyal yapısı içinde aslında tekdüze bir yaşamın akıntısında olduğunu fark etmek için zaman zaman o akıntının kıyısına çıkıp bakmak gerekir. Hatta bazen aşırı hareketlilik içinde bir yaşam süren kişinin kendisini de ‘helikopter bakışı’ diye nitelenen bir bakış açısıyla değerlendirmesinde yarar var. Kendi hayatının dışarıdan nasıl göründüğüne bakıp daha objektif bir değerlendirme yapabilir. Olaylar ve olgular insanın düşünce yapısını tekdüze hale getirebilir. Hareketsiz ilişkiler içine düşüldüğünde boşluk sezgisi yoğunlaşabilir.

Aşırı uyarılmış zihinsel işleyiş insanı sürekli tetikte olmaya yönlendirir. İnsanın ömrü sınırlı olduğuna göre ilerleyen yıllarda birbirine benzeyen hareketlilik, yorucu hale geldiğinde istenilen dinginlik ortamı oluşturulmazsa bireyin kendini ifade etme becerisi kaybolabilir.

İTİBAR VE İŞ HAYATI BİTİNCE…

“Her insan kendini toplum içinde kabul ettirmek ister” diyerek sözlerine devam eden Kayadibi şöyle aktardı: “Mesleğin getirdiği itibarın, iş hayatı sona erdikten sonra devam etmesi istenir. Ancak kişisel donanım yetersizse devam etmeyecektir. Aşırı hareketli bir çalışma hayatının içinden çıkan bir kişi, kendini zihinsel olarak hayatın içinde konumlandıramadığı zaman yılların yorgunluğu düşünce yapısını da bozabilir. Mental yorgunluk her meslek grubunda olabilir dedik ama en çok zihinsel etkinliği yoğun olan kişilerde meydana geleceği gerçeğini göz önünde tutmak gerekir.”

BİR ÖNERİM VAR! 

Mental yorgunlukla karşılaşmamak için önerilerde bulunan Kayadibi, “30 yılı aşkın süre gazetecilik yaptım. Zaman zaman mental yorgunluk, tükenmişlik sendromu olarak tanımlanan fiziksel ve zihinsel zorlanmalarla karşılaştım. Ben hep çoklu kariyer üzerinde çalıştım. Yazılı medyanın dışında akademik alanda etkin oldum. Güne erken başlayan birisi olarak uzun saatler kendime ait olmayan bir iş yapmanın ardından, iş çıkışı mutlaka kendi özel alanımda zaman geçiririm. Hiç yapamazsam mutlaka okurum. Bu okumalar mesleki olduğu kadar, farklı alanların bilgisine ulaşmayı da barındırır. Sinema, kültür, sanat, sosyal alanlarla eğlence. Çoğunluğunu yönetici olarak geçirdiğim gazetecilik sırasında üniversitede ders verecek ölçüde akademik disiplin içine girdim. Tek düze düşünmenin yarattığı mental yorgunluğu okuyarak, yazarak ve anlatarak attım. Zihinde biriken ve artık başkalarının hayatını gözetleyerek geçirilen yılların yorgunluğu bir anda çökebilir. Kendinize ait bilgi oluşmuyorsa, yararlanabileceğiniz kişisel bilgiler yoksa hayatınızda sadece o yılların yorgunluğu kalacaktır.

Süt içmek gibi bir eylemi canınız istediği için değil; bazen onu bedeniniz istediği, yararlı ve sağlıklı olduğu için yaparsınız. Gazetecinin de zihninde kişisel hayatını zenginleştirecek çok özel ve farklı bilgilere ulaşması gerekir. Görünürde her şeyi bilen insan gibi görünen gazeteci, o yoğunluk içinde aslında tek düze olaylar üzerinde gözlemci hale gelebiliyor. Farkına vardığı zaman geç kalabiliyor. Bilgi çeşitliliği insanı hem toplum içinde rahat ettirir hem kişisel hayatını olağan üstü şekilde zenginleştirir” ifadelerine yer verdi.

TÜKENEN GAZETECİLER

Sürekli yorgunluk, sık unutkanlık, kas ağrıları, gevşemede ve dikkat toplamada güçlük. Bahsi geçen psikolojik ve fiziksel belirtiler ‘Çalışan Gazetecilerde Stres ve Mesleğe Başladıktan Sonra Karşılaşılan Rahatsızlıklar’ çalışmasında gazeteciler çok sayıda sorunla baş etmeye çalışıyor ve katılımcıların yüzde 70’inin tehlikeli seviyede stres altında olması dikkat çekiyor. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü proje ödevi kapsamında Ankara’nın Çankaya İlçesi’nde, kurumlarda çalışan ve freelance muhabirlik yapan 24-50 yaş arasındaki 50 gazeteciyle, stres düzeylerini ölçmek için ‘Çalışan Gazetecilerde Stres ve Mesleğe Başladıktan Sonra Karşılaşılan Rahatsızlıklar’ isimli bir çalışma yürütüldü. Katılımcılara ‘İş Stresi Düzeyi Ölçeği Anketi’nde yer alan soruların yanı sıra mesleğe başladıktan sonra karşılaştıkları rahatsızlıklar ve mesleki durumlarıyla ilgili sorular yöneltildi. Katılımcıların yüzde 70’inin stresi ‘tehlikeli seviyede’ çıkarken, geriye kalan yüzde 30’luk kısımda stresin psikolojik ve fiziksel belirtileri gözlendi. Katılımcıların verdiği yanıtlara göre, 50 gazeteciden 28’inin stres düzeyi tehlikeli boyutlara varmış durumda. En düşük stres düzeyi puanı 30, en yüksek stres düzeyi puanı ise 44. Katılımcıların 22’sinde ise, fiziksel ve psikolojik stres belirtileri tespit edildi. En düşük stres düzeyine sahip kişinin puan değeri 22, en yüksek puan değeri 29 oldu.

 
14 Ocak 2018 Pazar 10:39 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen
 
Yrd.Doç.Dr. M. Zeki Uyanık
 
Deniz Arslan
 
Neşe Yavuz
 
Ümit Yaşar Işıkhan
 
Erdal Erek
 
Abdulkahar Çaçur
 
Aylin Topaloğlu
 
Kevser Kurudan
 
Elif Yılmaz Pekçalışkan
 
Halisa Toprak
 
Halil Arslan
 
Aslı Şen
 
Dr. Mehmet Ali Noyan
 
Taner Uyanıker
 
M. Temel Koçaklar
 
İrfan Atıcı
 
Uzm.Dr. Bediha Salnur
 
Mekkiye Uludağ
 
Merve Tüzün
 
Mehmet Emin Değer
 
Özkan Pekçalışkan
 
Sevil Petrini
 
Abdulkadir Yıldız
 
Dr. Özlem Önen
 
Muhammet Tunç
 
Yusuf Çağırtekin
 
Sultan Gümüş
 
Adnan Avuka
 
Fulya Aybüke Fişengi
 
Op.Dr. Yusuf Demircan
 
Düzgün Yalçınkaya
 
Dr. Mustafa Torun
 
Çağdaş Cantürk
 
Aysun Arslan Aydin
 
 
Basın İlan Kurumu
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
2
Başakşehir
17
11
3
3
36
3
Galatasaray
17
11
2
4
35
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
18
9
3
6
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
17
4
5
8
17
17
Konyaspor
17
4
3
10
15
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:36
  • Güneş08:18
  • Öğlen13:34
  • İkindi16:12
  • Akşam18:29
  • Yatsı19:59
 
Anket
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık