avcılar inşaat
GÜLTEKİN GYO SÜR 07-05-208-10-07-2018 (2 AY)
MATBAA TANITIM
 
CHP İzmir’de liste depremi

Ana Sayfa » Kültür-Sanat » Öztürk: Yazma bir yolculuktur

Öztürk: Yazma bir yolculuktur

Yazar Emel Öztürk ile ilk kitabı “Bana Kalan Çöl” hakkında röportaj gerçekleştirdik. İlk kitabının heyecanını yaşayan Öztürk, şimdiden ikinci kitabı için hazırlıklara başlamış

 
15 Mayıs 2018 Salı 10:44 
Yorum YapYazdır
 
Öztürk: Yazma bir yolculuktur

ONURHAN ALPAGUT-ÖZEL RÖPORTAJ

Yazar Şair Emel Öztürk’ün ilk kitabı Kanguru Yayınları’ndan “Bana Kalan Çöl” adıyla raflarda yerini aldı. Kısa sürede çok sayıda okuyucuya ulaşan kitap, beğenildi ve takdir gördü. 6 yıllık birikimin sonucu şair tarafından kaleme alınan kitap 80 sayfadan oluşuyor. İlk kitabının heyecanını yaşan Öztürk, şimdiden ikinci kitabı için hazırlıklara başlamış.

Öncelikli sizi tanımakla başlayalım. Bize kısaca kendinizden söz eder misiniz?

1982 Aydın-Söke doğumluyum. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğinden mezun oldum ve mesleğimde on üçüncü yılımı çalışıyorum. Mesleğim gereği farklı şehirlerde yaşadım, farklı hayatlarla, coğrafyalarla tanıştım. Şu anda öğretmenlik görevime devam ediyorum. İlk kitabım “Bana Kalan Çöl” Kanguru Yayınları’ndan çıktı.

Yazma süreciniz nasıl gelişti?

İlkokulda okuma-yazmayı öğrenmeye başladığımda kitaplara sarıldım ve bulabildiğim her kitabı okumaya başladım. Her kitap yeni bir dünyanın kapısını açmaya başlamıştı ve kitaplardaki olaylar, mekanlar, karakterler de bambaşka hayallerin yolunu açıyordu. Babaannem çok iyi masallar anlatırdı, bitince aynı masalı tekrar anlatmasını istediğim zamanlar bile oluyordu. O dönem gazete kuponları biriktirerek aldığım bir masal kitabım olmuştu. İlk elime aldığımda, sayfalarına dokunduğumda tüm dünyayı avucumun içinde hissetmiştim ve gittiğim her yere kitabımı da götürüyordum. Uyurken de yastığımın altında... Bir gün, nasıl oldu bilmiyorum gözüm gibi koruduğum masal kitabım kaybolmuştu. Evde her yeri aradım, aileme sordum, okulda sıra altlarına tek tek baktım, geçtiğim sokakları ama bulamamıştım ne yazık ki… Bazı anların telafisi yoktur ve bu çok bir acıya dönüştü içimde. Sonrasında, kısa bir süre sonra da babaannemi kaybedişim. Sonrasında yazmaya, karalamaya başladım. Belki de tüm yazma çabam ve sürecim, çocukluğa dönüştür, okuduğum, dinlediğim masallara…

Bir kitabı tamamlamanız ortalama kadar sürenizi alıyor?

Yazma süreci bir yolculuktur. Başlangıç noktası vardır ama hangi dönemeçlerde takılacağınız, nerelerde mola vereceğiniz, yola devam edip etmeme gücünüz ve varış noktasına ne zaman ulaşacağınızı kestiremezsiniz. Bazen yola çıkarken zihninde, belleğinde, ruhunda taşıdıkların fazla gelir ve düşündüğün yoldan vazgeçip bambaşka bir rotayla farklı bir yere de gidebilirsiniz. Sözcüklerin kanatlarına güven olmaz yazarken. Yazdıktan sonra metne, şiire, öyküye de yabancılaşmak gerekir. Murathan Mungan’ın sözüyle; “Zamanın demi önemlidir.” Şiir kitabım “Bana Kalan Çöl” ün oluşması yaklaşık altı seneyi buldu. Yazdığım her şiire dönerek, gözden geçirerek, eleyerek bazen de ekleyerek ya da çıkartarak. Kitap bittiğini, size ve zamanın kulağına fısıldıyor. Bazen de aslında her yazının, şiirin bir sonraki yazıya, şiire kapı araladığını da düşünüyorum.

DÜNYANIN ORTASINA ATIYOR

Sizi ne gibi durumlar ve hisler yazmaya teşvik ediyor?

Yazma sürecinde sözcükler hep sizin yanınızda, etrafınızda dönüp dolaşıyor, bazen saklanıp sizin bulmanızı istiyor. Yazmak için bir ön koşul yok sadece bir kelime bile birdenbire sizin elinizden

tutabilir; bu uykunun bölündüğü bir an, sabahın ilk saatleri, bir yolculuk ya da yürürken de olabilir. Yazma tutkusu insanın içindedir hep ve bu tutku hayal gücü ve belleğin kaydettikleriyle birleştiği gibi içinde yaşadığımız toplumdan, hayattan, dünyadan etkilenip kendi sarmalından çıkıp daha geniş perspektiften de bakıp yazabilirsiniz. Yazma hem sizi dünyadan çekiyor hem de dünyanın ortasına atıyor, bir tür sınır yaklaşıp uzaklaştığın…

Yazmak bir yetenek işi mi?

Yazmanın yetenek olduğunu düşünenlerdenim ama sadece yetenekle sınırlamak da doğru olmaz. Salt yetenek diyerek ve bu görüşe yaslanmadan, kendimizi geliştirme, bilincin okumaya yoğunlaşması, kalemin sürekli olarak işlemesi, bilgi birikimimiz, hayal gücü, kurgu, tecrübe, yaratıcılık ve çalışma... Tüm bunlar birbiriyle bağlantılıdır. Paul Valery’e göre “İlk dize tanrıdandır”. Sonrası ise titiz bir çalışma insanın yaşamı boyunca değişen, öğrenen ve devinen bir varlık olduğunu göz önünde bulundurursak yazmanın da geliştirilebilir olduğunu söyleyebilirim.

Bize “Bana Kalan Çöl” isimli kitabınızdan söz eder misiniz?

“Bana Kalan Çöl” ilk şiir kitabım. Çöle, çölün o uçsuz bucaksızlığına emanet ediyoruz belki de kaybettiklerimizi, ölümleri, ayrılıkları, rüyaları, yalnızlığı... İçimizdeki eksikleri, yarımları tamamlar ya da unutturur sanıyoruz. Çöl hep susar ya da öyle görünürken derinden çığlığını duymamızı bekler. Gücünü ve görkemini sessizlikten alıyor. Saklar, kaydeder ama her kum tanesi birbirine benzese de her birinde apayrı şiir, hikaye hayatlar barındırır. Çöl hayatın karmaşası, sıradanlığı, yabancılaşması, temposu, hızı, düzeni ya da düzensizliğine karşı da bir duruştur. Yalın, sade, çıplak... Kendinden arınma, temizlenme, maskelerden uzaklaşma, bir eleştirel göz, bir seçim... Çöl tükenmişliği, hiçliği, kopuşu ve bitişi çağrıştırsa da hayatın öteki yanını da simgeliyor; yeniden doğuş, kendini bulma, yüzleşme ve içsel bir yolculuk. Evreni minyatürleştirdiğimizde bir kum tanesine sığdırabiliriz. Şişmiş egolar, günlük koşuşturmacalar, hırslar, doyumsuzluklar, her şey eriyip gider ve herkes farksızlaşır. Bu yüzden şiirlere çöl imgesi, kum, toprak sızmıştır.

OKUMA KÜLTÜRÜ

Türk toplumu olarak sizce yeterince okuyor muyuz?

Ne yazık ki okuma kültürünün yeterince oluşmadığını düşünüyorum. Hızla gelişen teknolojinin de etkisiyle insanlar daha çok internete yöneliyorlar ya da sosyal medyada okumayı tercih ediyorlar. Televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar derken kitap okuma çoğunluk tarafından öteleniyor. Gazete, dergi, kitap satışlarına baktığımızda bu durumu daha da net görebiliyoruz. Sadece satış oranları değil elbette üzerinde durulması gereken konu. Ayrıca nitelikli okuma ve kitaplar da üzerinde düşünülmesi gereken başka bir konudur.

Kitap fuarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kitap fuarlarının olması ve giderek yaygınlaşmasını olumlu değerlendiriyorum. Özellikle çocukların kitaplara dokunması, sayfalarını çevirmesi, bazen kitabı kucaklamaları o anda gözlerindeki heyecan ve parıltı umut verici. Kitap fuarlarında yayıncı, yazar, okur buluşmaları, tanışmalar, yazarları dinlemek, kısacık bir sohbet, edebiyatın içinde yer almak, yepyeni fikirlerle zenginleşmek, düzenlenen söyleşiler, panellere katılmak, güzel anılar biriktirmek... Ayrıca okurlar binlerce kitabı bulma şansını elde ediyor. Elbette internet üzerinden kitap satışları yaygınlaşıyor ama bir kitaba dokunarak, onu hissederek almanın heyecanı ve büyüsü de çok farklı oluyor.

İzmir kitap fuarına katıldınız. Oradaki izlenimleriniz nasıldı?

İzmir kitap fuarına üç defa katıldım. Her defasında heyecan aynı kalıyor. Fuar açılış saatinden önce okurların kuyruklar oluşturması, ailelerin çocuklarının ellerinden tutup gelmesi ve küçük yaşlarda kitapla tanışmaları güzel ve umut verici.

“YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM”

Hedefleriniz nedir? Amaç edindiğiniz varmak istediğiniz bir nokta var mı?

“Ruhumu ancak kitaplar kurtarıyor” diye yazmıştır Bilge Karasu. Okuma ve yazma konusunda ilk hedefim ruhum açısından. Elimde kelimelerden başka bir şey yok. Yol göstericim de, kaybolduğumda ışık olacak da ya da labirentin tüm çıkmazlarına götürecek ve başka yollar, kapılar açacak olan da kelimelerdir. Kendim için, ruhumu sağaltmak için yazdım ve yazmaya da devam edeceğim. Varmak istediğim nokta yazının derinliğidir.

Son çalışmalarınızdan söz edecek olursanız... Yeni bir kitap yolda mı?

“Sayıklamalar” isminde bir kitap üzerinde yazmaya devam ediyorum. Uykuyla uyanıklık, bilinç ve bilinçdışı, gerçek mi rüya mı, varlık mı hiçlik mi? Tüm bunların sorgulandığı, sorguladıkça farklı yönlere çıkan, düş dünyasına adım atarken gerçeğin acımasızlığıyla bir anda yok olan, parçalanıp yeniden kurulan, hem av hem de avcı olan, iç dünya ile dış dünyanın çarpıştığı, teslimiyet ve reddedişin, zıtlıkların derinleştiği bir çalışma. Şu an yazma devam ediyor, belki yine çocukluğa dönecek olan.

Bir yazar-şairin sadece yazarak yaşamını idam ettirmesi sizce mümkün mü?

Genel durum değerlendirmesi yapacak olursam bu pek mümkün görünmüyor. Amacım sadece yazmak, daha iyi yazmaya çalışmak... Gerisini de düşünmüyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Sanat ve edebiyata verdiğiniz katkı ve ilgi için size çok teşekkür ediyorum. Yazma ve okumanın çoğalması umuduyla.

Çöl ve Aşk (Şiir)

Yokluğun hakikati dolarken bahçene

Lahitinde dolandım defalarca.

Karanlıktı, ağırdı

Mürekkep döktüm kuyulara.

Örselendikçe daha, bir daha

Sevdim dilini öpen nefesimi

Sığındım gözyaşıma bin bir telaş

Anlatmadıklarımı çöl söyler sana.

Sen sığındın bahçene

Ben deliliğin zarafetine.

Çapaklarını siliyor dünya;

Masumluğu nasıl da yitik...

Ölüsü dirisinden ayırt edilmeyen kelimeler

Sırra kadem...

Ses uzakta, çok uzakta

Uğultu derinden.

Dinlemeyi bilmiyorsan çöl de susar sana.

Aramızda duran, soluklayan

İç çeken şimdi; çöl.

İkimizden aldığı, uzaklaştırdığı

Koparttığı bir şey

Eşitleniyor çöl ve aşk,

Geçmiş ve gelecek

Senin geçecek çölün bile olmayacak...

 
15 Mayıs 2018 Salı 10:44 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen
 
Dr. M. Zeki Uyanık
 
Deniz Arslan
 
Neşe Yavuz
 
Ümit Yaşar Işıkhan
 
Erdal Erek
 
Abdulkahar Çaçur
 
Aylin Topaloğlu
 
Kevser Kurudan
 
Elif Yılmaz Pekçalışkan
 
Halisa Toprak
 
Halil Arslan
 
Aslı Şen
 
Dr. Mehmet Ali Noyan
 
Taner Uyanıker
 
M. Temel Koçaklar
 
İrfan Atıcı
 
Uzm.Dr. Bediha Salnur
 
Mekkiye Uludağ
 
Merve Tüzün
 
Mehmet Emin Değer
 
Özkan Pekçalışkan
 
Sevil Petrini
 
Abdulkadir Yıldız
 
Dr. Özlem Önen
 
Muhammet Tunç
 
Yusuf Çağırtekin
 
Sultan Gümüş
 
Adnan Avuka
 
Fulya Aybüke Fişengi
 
Op.Dr. Yusuf Demircan
 
Düzgün Yalçınkaya
 
Uzm. Dr. Mustafa Torun
 
Çağdaş Cantürk
 
Aysun Arslan Aydin
 
Cem Yavuz
 
Ecz. Hakan Dinçarslan
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:44
  • Güneş05:46
  • Öğlen13:19
  • İkindi17:13
  • Akşam20:32
  • Yatsı22:18
 
Anket
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık