Bağırsa duyulur mu?

Türkiye’de yüzde 40’lara ulaşan ‘ensest’ sorununu dün yayınlanan yazı dizisinin ilk röportajında gündeme taşımıştık. Bugün ise alanında uzman avukatlar aracılığıyla hukuki boyutlarını ele alıyoruz

Bağırsa duyulur mu?
SULTAN GÜMÜŞ / RÖPORTAJ
‘İki çocuğun daha babasının ve erkek kardeşinin tacizine uğradığı ortaya çıktı’, ‘Bir ensest vakası da öz babadan’, ‘Türkiye böyle aile görmedi’, ‘Ensest mağduru bir kızın dramatik öyküsü’… Bu tarz haber başlıklarını özellikle son zamanlarda çok sık duyar olduk. Türkiye’nin ciddi ve tehlikeli bir sorunu haline gelen ‘ensest’ neredeyse yüzlere 40’lara ulaştı. Hatta TÜİK’in 2015 yılı verilerine göre yılda yaklaşık 8 ila 10 bin çocuk cinsel istismar mağduru. 2019 yılında ise daha acı haber başlıklarını duymaya başladık. En yakınları tarafından bedenleri ve ruhları istismar edilen çocuklar artık kültür-sanat alanlarında değil, gazetelerin üçüncü sayfa manşetlerinde yer alıyor. TV programlarında gün yüzüne çıkarılan kirli aile tabloları, ‘film’ gibi bir kurguyla izleyiciye aktarılırken, TV’de dağıtılan adalete (!) sonrasında ne olduğunu kimse bilmiyor. Dün yayınladığımız yazı dizisinin ilk röportajı ile ensest sorununun psikolojik boyutlarını gündeme getirdik ve uzman klinik psikologlar aracılığıyla vakalarda değil, vakaların bilinirliğinde artış olduğunu vurguladık. Türkiye’de varlığı kabul edilen ama kimsenin yüksek sesle dile getirmeye cesaret edemediği bir tabu olan ensestin bugün ise hukuki boyutlarını ele alacağız. Avukat Çağatay Üsküdar ve İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Cansu Seçgin’den aldığımız bilgiye göre her 10 kişiden 4’ü enseste maruz kalıyor.



HER 10 KİŞİDEN 4’Ü ENSEST MAĞDURU
Ensestin tanımını da yaparak Türkiye’deki oranını aktarır mısınız?
Cansu Seçgin: TCK’da ‘ensest’ ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmemiş ancak bir kişinin cinsel dokunulmazlığına yönelik işlenmiş olan suçun kan veya kayın hısmı tarafından gerçekleşmesi ağırlaştırıcı sebep olarak kabul edilmiştir. TCK. m. 102 çerçevesinde cinsel saldırı başlığı altında suçun üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. Kadın örgütleri ensesti ‘taciz ve taciz edenin cinsel uyarılması ve tatmini için çocuğa, gence yönlendirilmiş her türlü fiziksel veya fiziksel olmayan davranış ve şiddet’ olarak tanımlamaktadır. Bu tanımındaki belirleyici faktör ‘güç ilişkisi, failin mağdurun duygusal ve fiziksel bağımlılığından yararlanmasıdır’. Temel kıstas, kan bağı dışında tanımlandığı için çocuk üzerinde anne-baba gibi otorite ve güç ilişkisi bulunan ‘akraba ve hısım grubu’ da bu kategoride değerlendirilmelidir. Türkiye’de enseste yönelik kamu otoriteleri tarafından bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilmiş bir çalışma, araştırma bulunmamaktadır. Bu suçların önemli bir kısmının gizleme, baskı nedeniyle soruşturma ve dava konusu olmadığı gerçeği karşısında sayısal verilerin gerek basına ve gerekse adli sisteme yansıyan vakaların çok üstünde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Çağatay Üsküdar: Maalesef günümüzde çocuklara yönelik olarak bu tür eylemlerde artış söz konusu. Öncelikle ensest, Türk Dil Kurumu’nda yer alan tanımına göre aile içi yasak ilişki anlamına gelmekle beraber sadece çocuklara yönelik gerçekleştirilmemekte, aile içi tüm bireyler ile yaşanan ilişkiler ensest ilişki olarak tanımlandırılmaktadır. Şu an yürürlükte olan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 129. maddesi uyarınca üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlilik yasaktır. Ensest ilişkileri önlemek üzere yürürlükte olan bu düzenleme sadece evliliği yasaklamaktadır. Maalesef günümüzde bu yasağa aykırı olarak dini nikah dediğimiz yollarla ensest evlilikler gerçekleştirilmekte, ayrıca istismar, taciz ve ilişki gibi yollarla ensest ilişkiler meydana gelmekte. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun 2017 yılında 56 il kapsamında yaptığı araştırmalar sonucunda her 10 kişiden 4ü enseste maruz kalıyor. Günümüzde artış göstermiş olacağı ise aşikar.



2017 YILINDA 387 ÇOCUK
Bir avukat olarak sizlere gelen çocuk mağdurların sayıları ne durumda?
Çağatay Üsküdar: Sadece ben değil, çevremdeki avukat arkadaşlarımla görüştüğümde de ortak olarak dile getirdiğimiz bir durum mağdur çocukların sayılarının her geçen gün arttığı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2017 yılında 387 çocuk cinsel istismara uğradı. Bu sayı üzülerek söylüyorum ki maalesef her sene artış gösteriyor. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereğince biz avukatlar bazı durumlarda bağlı bulunduğumuz baro tarafından görevlendiriliyoruz. Çocuklara yönelik işlenen suçlar da bu kapsamda görevlendirildiğimiz durumlardan biri.



Basının ya da TV programlarının bu tarz haberleri sürekli ekrana getirmesi olayların yaşanmasında etkili oluyor mu?
Çağatay Üsküdar: Bu konuda görüşüm bu tarz olayların önceden de yaşanıyor oluşu ancak yeni medyanın gücü olan sosyal medya kanalları sayesinde artık çok daha kolay bir şekilde öğrenilebilir veya daha fazla kitleye ulaşabilir hale gelmesi sebebiyle böyle bir kanı oluştuğu yönünde. Bu tarz eylemler artıyor ancak artma sebebinin televizyonda yayınlanan dizilerde görünen çarpık ilişkilerin insanların gözüne sokulması, kitaplar ve ders kitaplarında yer alan içerikler, özellikle ceza yargılamasında tutuksuz yargılamaların televizyonda sanığın beraat etmiş olduğu kanısı oluşturacak şekilde vurgulanması gibi haber yapılması olmak üzere birçok sebep gösterilebilir. Salt olarak bu olayların haber yapılarak insanlara ulaştırılmasının suçun işlenmesini artırdığına inanmıyorum ancak çarpıtılarak haber yapılması ve yukarıda bahsettiğim diğer durumlar bu olayların artmasında sebep gösterilebilir. Bu olayların, kamuoyundan saklanarak, örtbas edilerek çözülemeyeceğine inanıyorum.



TV programları demişken… Son yıllarda tüm bu olayları sunucu Müge Anlı’nın programında görüyoruz. Sizce neden program öncesinde vakalar ortaya çıkmıyor, çözüm bulunmuyor? Türkiye’de cinsel istismar bile resmen ‘film’ gibi gösteriliyor. Bu denli ciddi bir konu ciddiyetini ve gerçekliğini yitirmiyor mu?
Çağatay Üsküdar: Müge Anlı gibi programlarda özellikle dediğiniz gibi olaylar film sahnesi gibi aktarılıyor ve hassasiyeti, önemin azaltıldığı da oluyor ancak ensestin ortaya çıkarılması konusunda desteği de oluyor. Ayrıca oluşturduğu kamuoyu baskısı sebebiyle özellikle ceza yargılaması esnasında işlemlerin hızlandırılmasına katkı sağladığı görüşündeyim. Fakat olaylara yaklaşım ve aktarımının değiştirilmesi gerektiğini örneğin ensest bir vakanın mağdurlarının isimlerinin veya konu belli eden bilgilerinin paylaşılmasının hem mağdur çocuğun kişilik haklarının ihlaline hem de onun hem psikolojik hem de manevi olarak zarar görmesine sebebiyet verdiği durumlarla da karşılaşıldığını belirtmeliyim. Bu vakaların program öncesinde ortaya çıkmamasının birçok sebebi var. En basitinden toplum baskısı, farkındalığın olmaması, mağdurun yapılan şeylerin bilincinde olmaması, olayın aile içinde kapatılmaya çalışılması gibi. Çözüm toplumsal bilinç ve farkındalık oluşturmak.
SOSYAL BASKILARDAN KORKMAK
Türkiye’nin son günlerdeki en önemli tartışmalarından biri ensest olmasına rağmen ‘bilmezden gelinen’ de bir gerçek. Biz bu gerçekle ne zaman yüzleşeceğiz ve hepsinden önemlisi nasıl önleyeceğiz?
Cansu Seçgin: Ensest ve cinsel suçlara karşı çocukları koruyabilmenin birincil koşulu önleme çalışmalarıdır. Her türlü şiddeti besleyen toplumsal normlara karşı net bir duruş sergilenerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçirilmesi bir devlet politikası olmalıdır. Ayrıca sosyal devlet ilkesi gereğince çocukların ve ailelerin içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi, ailelerin eğitimleri ve yaşam kalitelerinin arttırılmasına ve olası risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar son derece etkili olacaktır. Bu çalışmalar şekillendirilirken ulusal ve uluslararası mevzuattan kaynaklanan tüm hakların çocuklar açısından hayata geçirilebilir olması önemlidir. Haklar kağıt üzerinde kalmamalı, çocuğun üstün yararı evrensel ilkesi gereğince uygulanabilirliği sağlanmalıdır. Alanında uzman kişilerin bilgilendirmesi ile cinsellik ve cinsel suçlara yönelik toplumda farkındalık oluşturacak çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda multidisipliner bir yaklaşım sergilenmelidir. Ayrıca mağdurun beyanı esas kabul edilerek adli sistemde faillere yönelik cezasızlıkla etkin mücadele edilmeli, mağdura her koşulda gerekli hukuksal destek sağlanmalı, mağdurun yalnızlaştırılmasının önüne geçilmelidir. Bu çerçevede Baroların ve bu alanda çalışmaları olan sivil toplum örgütlerinin davalara müdahilliğinin kabul edilmesi etkin bir muhakemenin gerçekleşmesi açısından son derece önem taşımaktadır.



Ensest üzerine yapılan çalışmaların hepsi, ensestin çoğunlukla gizli kaldığını ve ensestin toplumsal olarak da inkar edildiğini ortaya koyuyor. Namus anlayışı ensestin açığa çıkmasını mı engelliyor? Sizin gözlemleriniz nedir?
Çağatay Üsküdar: Ensest toplum tarafından kınanan bir davranış ve rahatsız edici bulunmakta. Ahlak normları çerçevesinde toplumsal anlamda son derece ağır sonuçlar doğuran bir durumun mağduru olan çocuk bahsettiğimiz çeşitli sebeplerle sessiz kalıyor. Ensestle mücadelenin en temel noktası ensesti ortaya çıkarabilmektir. Toplumun gözünde ensest, cinsel saldırının ötesinde mağdur ve ailesinin namusunun kirlenmesi olarak algılanmaktadır. Kendi dosyalarımdan gözlemlediğim kadarıyla olayın adli makamlara intikalinin sonrasında duyulması ve çevreden hatta aileden olayın bilinmesinin sebep olacağı sosyal baskıdan korkulması. Ayrıca yapılan yargılama sonucunda saldırıda bulunan kişinin saldırıda bulunduğunu ispatlamak için mağdurun çabalaması gerekmesi, yargılanan kişinin aileden biri olması sebebiyle çocuğun beyanlarına inanılmamaya yönelik bir tavır içinde olunması gibi durumlar olduğunu gözlemliyorum. Örneğin okulda başka bir olay sebebiyle rehberlik servisine giden mağdur çocuğun öğretmenin iletişimi sayesinde bir yıl önce babası tarafından istismara uğradığı ortaya çıkıyor ve pedagog görüşmesinde mağdur çocuğun öncelikle ablasına bu durumu anlattığını ancak yine 18 yaşından küçük olan ablasının inanmadığını bunun üzerine kimsenin kendisine inanmayacağı ve toplum tarafından kirleneceği düşüncesinden ötürü 1 yıldır söyleyemediği ortaya çıkmıştı.
TEHLİKELİ VE KABUL EDİLEMEZ
Ve anneler… Aile ile ilgili birçok meselede çözüm annelerden beklenir. Ensest olaylarında da annenin sorunu fark etmesi ve çözmesi bekleniyor, hatta anneler suçlanabiliyor. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım? Sadece anne değil, bütünüyle aile fertlerine ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Cansu Seçgin: Çocuğun enseste maruz kaldığı ailelerde kadın çoğu zaman suça karşı pasif kalmakla suçlanmaktadır. Ancak tüm sorumluluğu annelere / kadınlara yüklenir bir tavrın sergilenmesi son derece tehlikeli ve kabul edilemezdir. Kadınların bizzat şahit oldukları ve / veya maruz kaldıkları ensest neticesi sessiz kalması toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir sonucudur. Ülkemizde geleneksel kadın rollerine göre biçimlenmiş anneler kişisel, ekonomik ve sosyal kaynakların yetersizliği nedeni ile bir çaresizlik içerisinde bulunabilir. Bu nedenle eril ilişki içerisinde bulundukları diğer aile bireylerinin cinsel saldırılarına karşı çocuklarını koruyabilecek güce sahip olmayabilir. Burada yapılması gereken ataerkil zihniyet algısı ve bu algıların beslediği gelenek, görenek ve törelerin ortadan kaldıracak, kadını sosyo - ekonomik yönden güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesidir.
PORNOGRAFİK İÇERİKLER
Ecrin bebek vakasından sonra üvey amcanın internetten izlediği pornografik videolar, siteler ortaya çıktı. Daha sonrasında gündem olan ve pedofili içeren ‘Zümrüt Apartmanı’ kitabı. Türkiye’de bunlara neden izin veriliyor. Bir denetimin olmaması mı insanları bu hale getirdi?
Çağatay Üsküdar: Teknoloji ve internetin yaygınlaşması ile hayatımıza kazandırdığı olumlu yönlerin yanında maalesef olumsuz yönleri de mevcut. Pornografik içerikli sitelere ve yayınlara mevzuatlarımızda izin verilmiyor zaten. Hatta sosyal medyanın gücü sayesinde özellikle son dönemde oldukça hızlı müdahale ediliyor. Örneğin günümüzde bir internet sitesi açmak ortalama 1-2 saat içinde halledilebilen bir durum olması sebebiyle pornografik elektronik yayını kökten çözmek veya engellemek maalesef kolay değil. Ayrıca insanların temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması gibi noktalarda da çakışabilecek menfaatlerin çatışma durumu da mevcut. İnsanları sınırlamak yerine bilinç kazandırarak, doğru ve amacına uygun internet kullanımını öğreterek ayrıca güvenli internet sunan hizmet sağlayıcıları kullanarak koruma sağlanabilir. Hem internet hem de yazılı basınlara yönelik olarak yasal düzenlemeler mevcut ancak özellikle çocuk haklarının korunmasına ilişkin olarak daha sıkı bir koruma getirilmesi adına düzenlemeler yapılması gerekmekte. Nitekim yayın denetim organlarının verimli çalıştıklarını düşünmüyorum.
Cansu Seçgin: Erkek egemen medya dili çocuğu nesnelleştirmekte, şiddeti olgunlaştırmakta hatta meşrulaştırmaktadır. Medyada cinsiyet ayrımcılığına yönelik izleme yapılarak, ayrımcılık içeren yayınlara karşı gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Kamu spotları vs. ile medyada çocuklara yönelik şiddet konusunda bilinç yükseltici düzenli yayınlar yapılmalıdır. Geniş kitlelere ulaşma imkanı nedeni ile yazılı ve görsel basın sorumlu ve duyarlı bir yaklaşımla farkındalığı arttırarak, toplumun bilinç düzeyini artırmalıdır.
TEDBİRLER HAYATA GEÇİRİLMELİDİR
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Çağatay Üsküdar: Ensest, gizli kalmaması gereken toplumlarda varlığı kabul edilmesi gereken bir sorundur. Sorunun en önemli kısmı şüphesiz gizli kalması, bu nedenle de çocuk ve gencin istismarının yıllar boyunca devam etmesidir. Ülkemiz kapalı ve aile merkezli bir topluma sahip olduğundan mağdur çocuğun ensesti dile getirmesi, getirse bile toplum baskısı ile karşılaşmasından korkması ve çevredekilerin aile bütünlüğüne müdahale olmasın düşüncesiyle uzak kalması hem ensestin açığa çıkmasına hem de önlenmesinde en büyük engeldir. Çocukları korumaya yönelik sistemin geliştirilmesi, toplumsal bilinç oluşturulması, kurumlarda gerekli eğitimlerin verilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Hem ensest vakalarının yargılanmasında hem de ortaya çıkarılmasında görev alan kişilerin bu eğitimleri almaları, bilinçli yaklaşmaları sağlanmalıdır. Bence ensestin korunmasında toplumun her kesiminden çaba ve farkındalık ile birden çok disiplinin bir arada hareket etmesi önemli rol oynamaktadır. Ayrıca ailelerin ve annelerin ensest ve cinsel istismar gerçeğinin varlığını kabul ederek çocuklarının kendilerini ifade etmelerine olanak tanımalarını, onları dinlemelerini, onlara inanmaları ve yanlarında olduklarını hissettirmelerini tavsiye ediyorum. Her şeyden önce aile veya anne ile çocuk arasındaki iletişimin çok iyi olmalı, çocuk ne olursa olsun annesine veya ailesine başına gelenleri anlatabilmeli ve onlara güvenmelidir. Kişiler çocuklara yönelik olarak herhangi bir suç ile karşılaştıklarında derhal başta polis olmak üzere bulundukları illerin Cumhuriyet Başsavcılıklarına, ayrıca Baroların Çocuk Hakları Merkezlerine başvuruda bulunabilirler.
Cansu Seçgin: Ensest suçunun mağduru olan çocuklar yaşamları boyunca büyük bir travma yaşamaktadır. Bu suçların önlenmesi, açığa çıkarılması, adli süreçte mağdur travmalarının daha da derinleşmemesi için acil ve kapsamlı önlemler alınmasına büyük ihtiyaç vardır. Çocukların ruh sağlığı üzerlerindeki etkileri küçük yaşlardan itibaren uzmanlarca bilimsel yöntemlerle takip edilmeli, Çocuk Koruma kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler hayata geçirilmelidir.

Diğer Haberler

TOKİ’nin indirim kampanyası başladı

TOKİ’nin indirim kampanyası başladı

Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca borcunu erken ödeyip tapusuna hemen sahip olma...

İstanbul 28 milyon  yolcuyu misafir etti

İstanbul 28 milyon yolcuyu misafir etti

İstanbul’daki havalimanları haziran, temmuz ve ağustosta 28 milyon 728 bin 812 y...

Sanatsal mimarisiyle dikkat çekiyor

Sanatsal mimarisiyle dikkat çekiyor

Üniversite yıllarından itibaren, organizasyon ve eğlence hayatının içinde olan Y...

Karşıyaka’da tarih, kültür ve sanat şöleni

Karşıyaka’da tarih, kültür ve sanat şöleni

Türkiye ve Yunanistan arasında kültür sanat projeleri yöneten İzmirli müzisyen E...

“Zorba Balesi” Çeşme’yi büyüledi

“Zorba Balesi” Çeşme’yi büyüledi

25 yıl aradan sonra “Ege’nin İki Yakası” temasıyla yeniden hayata geçen Çeşme Fe...

Özkanlar pazar yeri  yeniden açılıyor

Özkanlar pazar yeri yeniden açılıyor

Özkanlar Pazar Yeri’nin kapatılması sonrası büyük tartışma yaşanmış, pazarcılar...