Kader ağlarını örmüştü…

Güney Afrika Cumhuriyeti İzmir Fahri Baş Konsolosu Tamer Taşkın, ırk ayrımlarıyla tanınan Güney Afrika’nın görünmeyen yüzünü ve bir uçak seyahati sırasında gördüğü bir haberin konsolos olma yolundaki etkisini anlattı

Kader ağlarını örmüştü…
BURCU YANAR/RÖPORTAJ/YAZI DİZİSİ
Henüz kendim gidip göremesem de araştırmalarım ve giden insanların yorumlarıyla tam olarak zıtlıkların ülkesi diyebileceğimiz kendine has bir ülke Güney Afrika Cumhuriyeti. Gelenekleri, ilginç kabileleri, inanışları ve ritüelleriyle, insandan insana açık kalp ameliyatı yapan Dr. Christiaan Barnard ile ve altın, elmas, kömür ve 65 madende dünyanın ilk beşinde yer alan Afrika kıtasının Güney kesiminin hemen hemen yarısını kaplayan Güney Afrika Cumhuriyeti, hem yoksulluk hem de zenginliklerin uç noktalarının bir arada bulunduğu ve Dünya Bankası tarafından gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak sınıflandırılıyor.
Bu detay dünyanın pek çok ülkesinde bulunmasına rağmen Afrika kıtasında açlıktan ölen insanların dramını hepimiz biliyor, görüyor ve okuyoruz. Tüm bunlara rağmen Afrika kara parçasının en büyük ikinci ekonomisine sahip bir ülke güney Afrika ve “Önemli olan derinin rengi değil, değerlerinin rengidir” diyen ilk siyahi devlet başkanına sahip: Nelson Mandela.
Açlık, yoksulluk ve geri kalmışlığın ülkesi olarak bilinen Güney Afrika’yı bir de İzmir Fahri Konsolosluk görevini yürüten ve aynı zamanda Petrofer Endüstriyel Yağlar Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Afrika Koordinatör Başkanı Tamer Taşkın’dan dinliyoruz.
TURİSTİK AMAÇLI GİTMİŞTİK
Tamer Bey, ilk olarak Güney Afrika’ya nasıl gittiniz?
İlk olarak 1989 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gittik. O zamanlar Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gidebilmek için Atina’dan vize almak gerekiyordu. Bugün hem Güney Afrika Cumhuriyeti’ne vize yok hem de İstanbul’dan Türk Hava Yolları (THY) ile 10 saat sonra Güney Afrika’da olabiliyorsunuz. Bu büyük bir kolaylık. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Ankara’da Büyükelçiliği; İzmir’de, İstanbul’da ve Mersin’de de fahri konsoloslukları var. 1989’da Güney Afrika Cumhuriyeti’ne eşimle turistik amaçlı gezmek için gitmiştik. 20 gün kadar kaldık. Oraya hayran kaldık, rüya gibi bir yerdi. Oraya gitmeyen bunu anlayamaz. O kadar çok beğendik ki nasıl bir vesile çıkaralım da yine gidelim diye düşünmeye başladık. Cape Town, Pretoria, Johannesburg’u vs. her yeri gezmiştik. Sonra orayla iş yapalım diyerek onların mallarını Türkiye’de satmak üzere birkaç firmanın temsilciliğini aldık. Böylece sonraki yıllarda da gidip gelme konusunda fırsatlar doğurduk.
Peki konsolosluk süreci nasıl gelişti?
Aradan yıllar geçti. Yıl 1992 oldu. Ocak ayında uçak seyahati ile İstanbul’a giderken bir gün gazetenin bir köşesinde küçük bir havadis gördüm. “Güney Afrika Cumhuriyeti Mecidiyeköy’de Başkonsolosluk açtı” diye. Kader işte o zaman ağlarını örmeye başladı. Gidip bir hayırlı olsun diyeyim, ne kadar güzel bir ülke diyeyim diye düşündüm. Gittim hayırlı olsun dedim ve kendilerini İzmir’e davet ettim. Ben İzmir Rotary Kulübü üyesiyim. Baktım ki Büyükelçi’de Rotary Kulübü üyesi. Ben de kendisini kulübe konuşmacı olarak davet edip Güney Afrika’yı anlatmasını istedim. Geldi konuşmasını yaptı ben de kendisine İzmir’i gezdirdim. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra tekrar geldi. Bu sefer sanayi bölgelerini gezdirdim. Sonrasında bana bir heyet gönderdi ve onlarla ilgilenmemi istedi. Ben böyle böyle Güney Afrika’dan gelen misafirlerle ilgilenmeye başladım ve bir gün beni çağırıp dedi ki; “Seni Güney Afrika Fahri Konsolosu yapıyoruz.” 1992 yılının eylül ayında bu göreve atandım. O zamanlar Güney Afrika’da beyaz iktidarın değişeceği sinyalleri verilmeye başlanmıştı. 1994 yılında bu değişim gerçekleşip Nelson Mandela Başkan seçilince yine benim devam etmemi istediler ve bugüne kadar da görevimi devam ettirdim.
Ticari, kültürel ve sosyal ilişkilerimiz gelişsin ve birbirini tanımayan bu iki ülke birbirini tanısın diye çok uğraştık. Bu işe başladığımız zamanlarda 54 Afrika ülkesinden 8 iş konseyimiz vardı. Bugün 43’ünde iş konseyimiz bulunuyor. 2004 yılında Güney Afrika ile 4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz bugün 25 milyar dolarlara geldi. Bu çok büyük bir rakam değil, bunu daha da geliştireceğiz. Afrika’da pek çok yeraltı zenginliğinin bulunduğu fakat her şeyin ithal edildiği bir ülkeden konuşuyoruz. Trilyon dolar üzerinde değere sahip bir ülkeyi konuşuyoruz bu yüzden yapacağımız işlerimiz çok.
Yılda kaç kez gidiyorsunuz?
Şuana kadar Güney Afrika Cumhuriyeti’ne 150’nin üzerinde gidiş gerçekleştirmişimdir. Yılda minimum 4-5 kere gidiyoruz. Bu gidişlerimizin bir tanesinin nedeni dünyanın bir numaralı maden ülkesi olduğu için, Türkiye’deki madencilerle birlikte iki senede bir düzenlenen dünyanın en büyük Electra Mining Fuarı’na  (Uluslararası Elektrik ve Elektronik Fuarı) katılıyoruz.
TİCARİ FAALİYETLERİMİZ GELİŞEMİYOR
İki ülke arasındaki farklılıklar nelerdir?
İki ülke arasında aslında sanıldığı kadar farklılıklar yok. Farklılığın olmaması da ticaret hacmimizin çok fazla artmamasına sebep oluyor. Güney Afrika Cumhuriyeti ile Türkiye birbirine çok benzeyen iki ülke. Bizden tek farkı yer altı zenginlikleri olarak 65 çeşit madenle dünyanın ilk üçünde olmasıdır. Maden teknolojisi açısından çok gelişmiş bir ülke. Bizde 400 metrede olan madenler güney Afrika Cumhuriyetinde 5 bin metrede bulunuyor. Onun dışında çok güçlü bir tarım ülkesi. Ve sanayisi de bulunuyor. Araba sanayisi olarak 500-600 bin civarında araba üretiyorlar. Aynı rota üzerinde olmadığımızdan ve benzer işleyişler olduğundan dolayı da ticaretimiz pek gelişemiyor. Bu sebeple bizim ihracatımız yılda 1 milyar dolar - 1 buçuk milyar dolarlarda kalıyor. Onlardan aldığımız yer altı zenginlikleri ile de bizim ithalatımız yılına göre 1 buçuk ila 2 buçuk milyar dolar arasında değişiyor. Yani ticaret hacmimiz totalde 3-4 milyar dolarlarla sınırlı olarak gidiyor diyebiliriz.
Türkiye’den Güney Afrika’ya giden bir insan döndükten 10 gün sonra biz nasıl oraya göç edebiliriz diye düşünüyor. Bana bunları soruyorlar. Açıkça söylemek gerekir ki; bir ülkeyi önyargılarla, televizyonda çıkan haberlerle tanıyamazsınız. Her ülkenin fakiri vardır, zengini vardır. Televizyonlar bizlere ekstrem olayları ve hayatları gösterir. Bu bir ülkeyi tanımak için yeterli değildir. Tabi ki güney Afrika Cumhuriyeti’nin de ekstrem olayları var. Afrika ülkeleri ile ilgili yanlış algının oluşmasında bazı hataların sebep olduğunu düşünüyorum. Bunu da güney Afrika Cumhuriyeti’nin yapmış olduğu bir hata meydana getirdi. Güney Afrika Cumhuriyeti siyah iktidarın başarısıyla Güney Afrika’nın kapılarını bütün siyahilere açtı. Bütün Afrika ülkelerin fakiri, belalısı herkes Güney Afrika Cumhuriyeti’ne geldi.  Halbuki o sırada sınırlarını koyup kendilerini korusalardı kendi insanlarıyla birlikte. Bugünlere gelmezlerdi. O gün de Afrika kıtasının en zengini olduğu için ve kapılarda bütün siyahilere açılınca her şehrin yanında bir sürü tenekeli mahalle kurulmasına sebep oldu ve bunları televizyonlarda gördükçe insanlar önyargıyla bakmaya başladılar. Halbuki Afrika’nın otelleri, sahilleri, safari parkları oldukça güzel. Mutfağı güzel, yemekleri güzel. Her şeyi ile dört dörtlük bir ülke. Bugüne kadar binlerce insanı gönderdim daha dönüp de başıma şöyle bir kötü olay geldi diyenini hiç görmedim.
ARTIK ÜRETMEK DEĞİL, SATMAK ÖNEMLİ
Fahri konsolosluk görevi size neler kattı?
Dünyanın en saygın ülkelerinden birini temsil ediyorsunuz bu çok büyük bir şeref. Binlerce insanla tanışıyorsunuz ve her tanıştığınız insan size bir tecrübe kazandırıyor. Hayata ve iş yaşamına bakış açınız değişiyor. Bu sebeple fahri konsolosluğun getirdiği ilişkiler tabii ki çok güzel. İlişkilerimizin ticari anlamda daha da gelişmesi bakımından sanayicilerden beklentim sadece güney Afrika Cumhuriyeti olarak değil, İzmirli bir iş insanı olarak takım kurmayı, seyahat etmeyi ve ilişki kurmayı öğrenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birçok iş insanı bugün ihracat yapmaya çalışıyor. Bunun için öncelikle o ülkeyi tanımak ve bilmek gerekiyor. Artık üretmek önemli değil, satmak önemli. Satan yaşıyor. Satmak için de gideceksiniz, davet edeceksiniz ve ağırlayacaksınız. İyi bir takımınız yoksa her şey hikayede kalır. Konsolosluk görevi bu ayrıntıları daha net bir biçimde görmemi sağladı diyebilirim.
İzmir’de yaşayan Güney Afrikalılarla aranız nasıl?
İzmir’de Güney Afrikalı maalesef ki yok fakat üniversitelerde okuyan çok sayıda Afrikalı talebe var. Fakat Onları belirli aralıklarla arıyorum. Fabrikaları arayıp onlardan haberdar olmalarını sağlayıp staj yapma imkanı veriyorum. Türk sanayicilerinin onlardan haberdar olmalarını sağlıyorum. Zamanında dil okullarında dört beş tane hoca da vardı onlarla görüşüyorduk ama şu yıl itibariyle İzmir’de bir tane bile güney Afrikalı yok ne yazık ki.

Diğer Haberler

Güzelbahçe adayı iddialı

Güzelbahçe adayı iddialı

CHP’nin Güzelbahçe Belediye Başkan Adayı Mustafa İnce, projelerinden bahsederek,...

İzmir’i “Mutlu” edecek

İzmir’i “Mutlu” edecek

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı...

Kayalar, Meclis üyesi adaylarıyla sahaya indi

Kayalar, Meclis üyesi adaylarıyla sahaya indi

CHP Menderes Belediye Başkan Adayı Mustafa Kayalar, partisinin meclis üyesi aday...

Doğan: Aileler,  çocuklar mutsuz

Doğan: Aileler,  çocuklar mutsuz

AK Parti Karabağlar Belediye Başkan Adayı Bilal Doğan, Gazi Mahallesi’nde düzenl...

Öziçer: Depremler sıklıkla yaşanabilir

Öziçer: Depremler sıklıkla yaşanabilir

JFMO İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, “İzmir tektonik yapısı itibari ile depr...

Gençlerle bir arada

Gençlerle bir arada

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, EÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakült...