Körfezde yaşam ışığı

İzmir körfezine yaptığı dalışlarda başta denizatı olmak üzere sayısız canlı türünü fotoğraflayan Sualtı fotoğraf sanatçısı Murat Kaptan, deniz sevgisini başta çocuklar olmak üzere tüm insalığa aktarmak istiyor

Körfezde yaşam ışığı

NİLGÜN TAZE / ÖZEL RÖPORTAJ
O, çektiği fotoğraflarla sayısız ödül kazanan İzmir aşığı bir sualtı fotoğrafçısı. Bin 500 dalış yapmakla kalmayıp bugüne kadar su altında çektiği fotoğrafları uluslararası platformda değerlendirilen Murat Kaptan, başta Karaburun olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde sualtı fotoğrafları çekerek denizaltı dünyasının çeşitliliğini ve renklerini başta çocuklar olmak üzere meraklıları ile paylaşmaktan büyük keyif alıyor. 

Öncelikle ilk denizaltı fotoğrafçılığına nasıl başladığınızı anlatır mısınız?
 Aslında önce denizle tanıştım daha sonra fotoğraf makinasını denizle buluşturdum desek daha doğru olur. 15 yıl önce ilk scuba dalışına başladığım zaman büyülendim ve benim gördüklerimi çevremdeki insanlarında görmesi adına sualtı fotoğrafları çekmeye başladım. Ait olmadığınız bir dünyada çeşitli ekipmanlarla sınırlı bir zamanda fotoğraf çekmek öncelikle iyi bir dalgıç olmayı gerektiriyor. Üzerinizde taşıdığınız ağırlık ki bu bazen 40 kg’mı geçiyor, dalış yaptığınız bölgenin zor şartları akıntı ve ışık geçirgenliğinin az olması, görüş yetersizliği gibi etkenler sualtında çalışmanın farklılıklarından bazılarıdır.

FOTOĞRAF TEKNİKLERİ
Işık kırılmasının oldukça yoğun olduğu deniz altında doğru ışık ayarlamaları için ne tür fotoğraf teknikleri gerekiyor ve denizaltında neler hissediyorsunuz?

Fotoğraf ışık demektir. Dalışa başladığınızda ilk 5 metrede kırmızı renk yok olmaya başlar ve derine indikçe tüm renkler görünmez hale gelir, ışık kırılmasından ziyade ışık ihtiyacınızı karşılamak zorundasınız, bizlerde bu sorunu hariçi ışık kaynakları flaşlar ve fenerlele çözüyoruz. Bin 500’ün üzerinde dalışım olmasına rağmen her dalışımda sanki ilk defa dalıyormuşcasına heyecanlanıyorum. Tutku derecesinde bir bağlılık bu, derin maviye yol aldıkça ve fotoğraf çekmeye başladığımda içimi inanılmaz bir mutluluk ve huzur kaplıyor. Benim hayattaki en önemli terapi kaynağım dalış ve fotoğraftır desem abartmış olmam sanırım. Dalış limitleri ve kuralları olan bir spordur, gerekli eğitimleri alıp bu limitlere ve kurallara uyduğunuz takdirde tehlikesi yoktur diyebilirim. Aslında yaşadığımız her gün karada çok daha fazla risk ve tehlike ile karşılaşıyoruz.

Kullandığın fotoğraf ekipmanları hakkında bilgi vererek bu işin meraklılarına neler tavsiye edersiniz?
Sualtı fotoğrafçısı olarak kullandığımız ekipmanları ikiye ayırmamız gerekiyor. Birincisi dalış ekipmanımız. Bu ekipmanlar dalış tüpü, dalış yeleği, regülatör,dalış elbisesi gibi. Bunlar her dalış merkezinin genelde sizlere ücretsiz sunduğu imkanlar arasında yer alıyor. Fotoğrafla ilgili ekipmanın gelişen günümüz teknolojisinde sınırı pek yok gibi, sürekli değişen yeni makinalar, lensler, ışık kaynakları, sualtı kabinleri gibi. Çekmek istediğiniz fotoğraf ile ilgili geniş bir yelpaze var bu kara fotoprafçılığı için de geçerli ancak her aldığınız yeni ekipmanı lens veya yeni bir makinayı suyun altında da kullanmanız için bu ekipmanlara özel kabinler housingler almanız gerekiyor bu da maliyeti arttırıyor. Sualtında fotoğraf çekmek için öncelikle iyi bir dalgıç olmanız gerekmektedir, iyi bir dalgıç değilseniz iyi bir sualtı fotoğrafçısı olamazsınız. Sualtı fotoğrafçılığına merak salanlara önerim karada fotoğrafçılıkla ilgili gerekli bilgilere sahip olacak eğitimlerini tamamlamalı daha sonrada dalışla ilgili eğitim alıp bol bol dalış yaparak tecrübe sahibi olduktan sonra küçük kompakt makinalar ile sualtı fotoğrafçılığına başlamalarıdır.

DOĞAYA KARŞI SORUMLULUK
İnsanın gördüğü herşeyi katletmeye başladığı şu son günlerde bir sualtı fotoğrafçısının doğaya karşı sorumlulukları neler olmalıdır?

Her insanın doğaya karşı sorumlulukları vardır, özellikle bir sualtı fotoğrafçısı olarak kendime misyon edindiğim konu çektiğim fotoğraflarla özellikle çocukların doğaya olan farkındalıklarını arttıramaya yönelik çalışmalar yapıyorum. Güzel ülkemizden ve dünyadan çektiğim sualtı fotoğraflarından oluşan sunumlarla okullara gidip çocukları sualtındaki canlıları gösterip “Bakın denizler bu canlıların yuvalarıdır, sizler çevrenize duyarlı bireyler olursanız bu canlıların yaşadığı yuvalarını korur ve kirletmezsiniz, nasıl ki başka insanların sizin yaşadığınız evinizi kirletmesini istemiyorsanız onlarda sizlerin kendi evlerini kirletmesini istemez” diyerek keyifli ve bilinçlendirici sohbetler yapıyoruz. Kişisel olarak sorumluluk hissettiğim konu, çocukların doğaya karşı farkındalıklarını arttırmaktır. Bunu da sunum ve sergilerimle yaptığımı düşünüyorum.

Deniz altında bir canlıyı fotoğraflamak istersem ne tür ekipmanlar kullanmam gerekir?
Öncelik hayvan davranışlarını iyi bilmeniz gerekiyor, hangi canlıya nasıl yaklaşacağınızı iyi bilip hesaplamanız gerekiyor. Özellikle balıklarda bazen sadece 1 kere fotoğraf çekme hakkınız bulunuyor. Dolayısıyla çekeceğiniz canlıya yaklaşırken fotoğraf makinanızdaki enstantane, diyafram ve ışık kaynaklarınızın açılarını tam olarak ayarlayıp ve hatta akıntı yönünü dahi hesaplayıp o şekilde yaklaşmanız gerekiyor. Tabi tür bilgilerinide bilmek önemli. Hangi türün fotoğraf çektiğinizde nasıl tepki vereceğini tecrübe ile öğreniyorsunuz. Sualtı fotoğrafçılığında püper macroların kullanımı en başta geliyor çünkü 1-2 mm boyundaki bazen daha da küçük canlıları çekmek için macro lenslerin önüne diopter dediğimiz aparatlar takarak çekim yapmanız gerekir. Bu sualtı fotoğrafçılarını netlik ve alan derinliği konusunda zorlar. Daha sonra geniş açıda akıntı ile boğuştuğunuz ve görüş mesafesinin sıfıra yakın dalış bölgelerindeki çekimler gelir.

Denizaltında en çok ilginizi çeken canlıların yanısıra İzmir körfezindeki hayatı fotoğrafladığında en çok sizi şaşırtan nedir?
Macro yaşamların inanılmaz yaşam biçimleri beni çok etkiler, Uzak Doğu dalışlarımızı genelde macro çekimler için planlarız. 5mm. boyunda olan dünyanın en küçük denizatı olan pigme denizatları bu bölgelerde yaşarlar. Bulunduğu mercan dalına o kadar iyi adapte olmuştur ki görmeniz hemen hemen imkansızdır. Bu tür canlıları doğal yaşam alanlarında gözlemlemek ve onlarla aynı sularda dalış yapıp fotoğraf çekmek her türlü zorluğa değiyor. İzmir Körfezi dalışlarımız bir proje üzerine kuruludur. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Teknolojisi Enstitüsünün İZSU için yaptığı bir izleme projesidir. İlk dalışlarımızda beni şaşırtan en önemli gözlemim körfezdeki inanılmaz yaşam çeşitliliğiydi. Kafanızı nereye çevirseniz farklı yaşam formları ile karşılaşıyorduk. En etkileyici olanı ise Konak’ta yaptığımız dalışlarımızda bizlere eşlik edip önümüzde adeta poz vererek duran denizatları idi. Benim için ilk sırada habitatı, dip yapısı ve tür çeşitliliği ile ilk sırada Karaburun gelir. Çeşme, Seferihisar, Foça’da da her zaman iyi fotoğraflar çekebilirsiniz. Bu arada Körfez Projesi dalışlarımda birlikte çalıştığım fakültede ki hocalarıma ve çok değerli arkadaşım dalış eğitmeni Barış Şendemir’e teşekkürlerimi sunmak isterim.

Diğer Haberler

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu düzenlenecek

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu düzenlenecek

İzmir’de bisiklete olan farkındalığın arttırılması amacıyla bir araya gelen “Süs...

Akademisyenlerin liste başarısı

Akademisyenlerin liste başarısı

Araştırmaları, buluşları ve tedavi yöntemleri dünyada yankı uyandıran Türk bilim...

Dalgalı bir süreçten geçiyoruz

Dalgalı bir süreçten geçiyoruz

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Türkiye ekonomisinin oldukça dalg...

Uçakta yolcuların burnu ve kulakları kanadı

Uçakta yolcuların burnu ve kulakları kanadı

Hindistan’da havalanan bir uçakta basıncın düşmesi nedeniyle 30 yolcunun burnu v...

Kahkahaya boğdular

Kahkahaya boğdular

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık çalışanlarının hastalarına daha gül...

Malta ve Türkiye  ekonomik işbirliği

Malta ve Türkiye ekonomik işbirliği

Türkiye’nin AB üyeliğini her daim destekleyen Malta ile Türkiye arasındaki ilişk...