Türkiye’nin ihracatı gururlandırıyor

2018’de ihracatını 168 milyar dolara çıkartan Türkiye, 0Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Akademisyen Yazar Mutlu Yılmaz, “Böyle devam ederse Türkiye ihracatta dünyada söz sahibi olacak” ifadelerini kullandı

Türkiye’nin ihracatı gururlandırıyor
NURETTİN BAKİ-RÖPORTAJ
Türkiye 2018 yılında yaşanan ekonomik sarsıntılara rağmen ihracatta Cumhuriyet tarihinin en büyük ihracat rakamını 168 milyar dolara çıkartarak yakaladı. Akademisyen Yazar Mutlu Yılmaz, Türkiye’nin ihracatında yaşanan kırılma noktaları başta olmak üzere, 2018 yılında yaşanan ihracat artışı ile yakalanan başarının devamlılığıyla hangi noktaya gelebileceğimizle ilgili konuları detaylarıyla birlikte sorularımızı yanıtladı. Türkiye’nin yıldan yıla ihracatını arttırdığını belirten Yılmaz, “Türkiye ihracatta dünyanın yıldızı olacak. Yıldan yılla ihracatımız artıyor. Türkiye, en son 2018 yılı ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Bu çok büyük bir başarı ve bunun devamlılığının olacağını öngörebiliyoruz” dedi.



2018 yılı ihracatını değerlendirmeden önce, ülkemiz ihracatında şu ana kadar olan kırılma konuları nelerdir?
Öncelikle 1980’li yıllar yani rahmetli Turgut Özal’ın başlattığı ihracata dayalı bir ekonomi modeline geçiş aşaması yani ithal ikamesi politikadan vazgeçilmesi en önemli kırılma noktalarından birisidir. Bir diğer kısım ise 1996 yılında yapılan Gümrük Birliği anlaşmasıdır. Özellikle Türkiye’nin rekabete açıldığı ve sanayi ürünlerinin Avrupa ülkeleri ile ticarette gümrük vergilerinin sıfırlanması olayıdır. Ama olayı rakamlar bağlamında düşünürsek naçizane 4 ana döneme ayırmaktayım.
Peki, bu dönemler hakkında bilgi verir misiniz?
1923-2003, 50 milyar doların altı olan ilk dönemi oluşturuyor. İkinci dönem ise; 2004 yılında 50 milyar dolar eşiğini geçen ihracatımız ki, bu dönemdeki ihracat değerimiz 63 milyar dolardır. Üçüncü dönem ise 2007 yılında 100 milyar dolar eşiğini geçmişiz (107 milyar dolar). Fakat 2008 yılı kriziyle ihracatımız kısa bir sekmeye uğramıştı. 2008 yılında 132 milyar dolardan, 102 milyar dolara düşmüş ve kendini tekrar toparlama sürecine girmişti. Ama dikkat edilirse 100 milyar dolar eşiğinin altına inmemiş. 2012-2014 yılları arasında 150 milyar dolar çevresinde dönen ihracat değerleri, 2015-2016 yılları arasında 140 milyar dolar civarlarına düşmüş, tekrar 2017 yılında 156 milyar dolarla yaklaşmıştı. Nihayet 2018 yılında ihracatımız bu sefer dördüncü kırılma noktası olan 150-160 milyar doları eşiğini geçerek, 168 milyar dolar seviyesine geldi.
Neden 2012 yılını, 150 milyar doları geçmemize rağmen dördüncü dönem olarak değerlendirmediniz?
Güzel bir soru, nedenine gelince 150 milyarın ilk kez geçildiği tarih olan 2012 yılı olmasına rağmen, sonraki yıllarda bu değerin altına düşülmüştür. Örneğin 2015-2016 yıllarında ihracatımız 140 milyar dolar civarında seyretmiştir. Bu yüzden yeni dönemi 160 milyarın geçildiği tarih olarak düşünmekteyim. Dolayısıyla o yılda 2018 yılı olarak karşımıza çıkıyor hem Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorunun kırıldığı tarih hem de 168 milyar dolarla ihracatla 160 milyarın geçildiği dördüncü dönem olarak düşünmekteyim. 
Peki, sizce yeni dönemdeki eşik, değer bazında ne olacak?
Elbette ki 200 milyar doları ihracat tarihimiz açısından beşinci dönem olarak değerlendirmekteyim.
Sizce ne zaman ulaşırız 200 milyar dolara?
Bence 2020 yılında çok ekstrem olaylarla karşılaşmazsak ulaşabiliriz diye düşünmekteyim. Zaten 2019 yılı resmi ihracat hedefimiz 182 milyar dolar. Dolayısıyla benim düşünceme göre ihracatta yeni sloganımız; “2020 yılında toplam ihracat hedefi 200 milyar dolar, ülke ihracat hedefi ise 20 milyar dolar” olmalı.



Ülke ihracat hedefi derken?
2018 yılı itibariyle en fazla ihracat yaptığımız ülke olan Almanya bizden toplamda 15,8 milyar dolarlık mal alımı yapmış yani demem o ki Almanya’ya ihracatımız 2020 yılında da 20 milyar doları çok rahatlıkla olabilir.
2018 yılı ihracatımıza gelirsek durumumuz nasıl?
Evet, daha önce de bahsettiğimiz üzere 2018 yılında 168 milyar dolar ihracat değeri ile Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmış olduk. Ayrıca yıl içinde yer alan 10 ayın tümünde, tüm zamanların ihracat rekoru kırılmış oldu. Aslında dördüncü dönem olarak 2018 yılını almamın bir diğer önemli gerekçesi de bu değerler.
Ülkeler bazında değerlendirirsek en fazla ihracatı hangi ülkelere yaptık?
2018 yılında ihracatta 10 milyar dolar eşiğini aşan iki ülke var. Bu ülkeler, Almanya ve İngiltere. Almanya’ya yapılan ihracatımız 15,8 milyar dolar ile birinci sırada yer alırken, İngiltere’ye yapılan ihracatımız ise 11 milyar dolarla ikinci sırada yer almakta. Sonraki 3 ülke ise sırasıyla İtalya, ABD ve İspanya. Ama şu konunun altını şiddetle çizmek isterim ki geçtiğimiz yıllarda ihracat sıralamamızda ikinci sırada yer alan Irak maalesef ki altıncı sıraya düşmüş durumda.
Irak sizce neden çok önemli ve bu durumun sebebi ne olabilir?
Öncelik Irak bizim bölge ihracatımız için çok önemli bir ülke yani Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ihracatında ve bölgenin ekonomik istikrarı için kilit bir ülke. Şu yanlış algı da oluşmasın ülkemizin hemen hemen tüm bölgelerinden Irak’a ihracatımız var ama önemli kısım bu iki bölgeden gerçekleşmekte. Diğer sorunuzun cevabına gelirsek, İhracatımızda istemediğimiz dönemsel aksamalar oluştu. Süreç aslında DEAŞ terör örgütünün Musul’u işgaliyle başladı. Sonrasında ise bazı siyasi sebeplerden örneğin Barzani’nin Kuzey Irak referandumu ihracatımızda dönemsel sıkıntılar oluşturdu. Ama şu an için Irak’la bürokratik işlemlerden dolayı sıkıntı çekmekteyiz. Dolayısı ile hükümetin ve TİM’in 2019 yılında Irak üzerine ciddiyetle eğilmeleri gerekmekte diye düşünmekteyim.
Peki, ya Rusya kriz öncesindeki ihracat seviyesini geçtik mi?
2015 yılında yaşanan uçak düşürme krizi ihracatımıza şiddetli bir darbe vurmuştu. 2015 yılında yapılan Rusya’ya ihracatımız 3,5 milyar dolar seviyesinde iken 2018 yılında gerçekleşen ihracatımız ise, maalesef 3,4 milyar dolar. Yani geçmek bir yana henüz eski seviyeyi maalesef ki yakalayamadık. Ama yaklaştık diyebiliriz.
Ticaret savaşları 2018 yılına damga vuran başka bir olgu oldu. Türkiye bu süreçte nasıl etkilendi?
Amerika’nın Çin ile başlattığı ticaret savaşı maalesef ki ülkemize de sıçradı ve Amerika çelik sektörüne ülkemiz içinde ek vergi koydu. Gerçi ülkemiz bu konuda misilleme yapsa da veya Dünya Ticaret Örgütü nezdinde hakkını arasa da sonuç maalesef değişmedi. Ama ilginçtir. Çelik sektörü özellikle 2018 yılında farklı pazarlarla ihracatını artıran önemli sektörlerden birisi oldu. Hem genel ihracatımız hem de çelik sektörü bu süreçten ilginç bir şekilde karlı çıktı.
2018 yılında bir diğer önemli konu ise, ağustos ayında yaşanan ülkemize yapılan döviz saldırıları oldu? Bu sürecin dış ticarete etkisi oldu mu?
Olmaz mı hem ihracatımızın artması konusunda hem de ithalatın azalması ve dolayısı ile cari açık tarafında önemli katkısı oldu. Bu yadsınamaz bir durum ama maalesef ki büyüme tarafında ve enflasyon tarafında etkisi olumsuz oldu onun da altınız çizmek gerekir. Ama tekrar dış ticaret bağlamında düşündüğümüzde hatırlarsanız ticaret savaşlarından önce konuşulan bir diğer konu ise kur savaşlarıydı. Özellikle Çin ve ABD arasında başlayan süreç belli bir süre dünya ekonomisinde gündeme oturmuştu. Okuyucularımıza kısaca hatırlatmak isterim, kur savaşları teknik olarak rekabetçi devalüasyonlarla (yerel paranın değerini düşürüp, dövizi değerlendirerek) ihracat avantajı sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Bu kısa tanımlamayı yaptıktan sonra şu tespiti yapabilirim. Başkalarının ülkemize zarar vermek için başlattıkları döviz saldırıları istemeden Türkiye’nin rekabetçi düşük yerel para ile dış ticaretinde pozitif katkıyı oluşturdu. Bunu rakamlarla da gayet net olarak görebiliyoruz. Gözden kaçırılmaması gereken bir konu diye düşünmekteyim.
Yani siz ülkemizin hem kur savaşından hem de ticaret savaşında 2018 yılında başarılı çıktığını söylüyorsunuz.
Evet, aynen öyle söylüyorum. Zaten benim söylememe gerek yok rakamlar net bir şekilde bize bunu hem ihracat artışı, hem ithalat azalışı hem de dış dengede dolayısı ile cari dengede düzelme ile söylüyor.
Son olarak önümüzdeki 2019 yılı ihracatında sıkıntılar yaşar mıyız yoksa her şey tozpembe mi?
Öncelikle 2019 yılı hem ülkemiz hem de dünya ekonomisi açısından sıkıntılı geçecek diye düşünmekteyim. Ama ülkemiz özelinden gidersek; birinci sıkıntılı durum dünya ölçeğinde artan korumacılık politikaları ile ve küresel ticaretin daralması ile birlikte dış talepte oluşacak daralmalar ihracatımız önündeki en büyük engel diye düşünmekteyim. İkinci önemli olası risk BREXIT sürecinde özellikle avronun dolar karşısında olası değer kaybı. Çünkü ihracatımızda önemli bir yer alan hatta yarısına yakın bir bölümü oluşturan AB ülkeleri olduğundan ihracatçımız için ikinci önemli olası risk faktörü olarak görmekteyim. Jeopolitik riskler aslında çok daha önde ama parametreleri çok fazla olduğu için burada detaylara girmiyorum.

Diğer Haberler

Üçüncü cemre Kadifekale’ye düştü

Üçüncü cemre Kadifekale’ye düştü

Millet İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cumhuriyet Halk Partili (CHP) T...

5 milyon metreküp su depolanacak

5 milyon metreküp su depolanacak

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Küçük Menderes Havzası’nda hayata geçirilen proje...

Millet İttifakı Çiğli’de buluştu

Millet İttifakı Çiğli’de buluştu

Millet İttifakı’nın İzmir’deki temsilcileri Çiğli’de bir araya gelerek birlik be...

“Gaziemir, cazibe merkezi olacak”

“Gaziemir, cazibe merkezi olacak”

Cumhur İttifakı’nın AK Partili Gaziemir Belediye Başkan Adayı Nazmi Yılmaz, seçi...

Müteahhitlere ‘yeşil’ mesaj

Müteahhitlere ‘yeşil’ mesaj

CHP’nin Buca Belediye Başkan Adayı Erhan Kılıç, Bucalı müteahhitlerle bir araya...

“Konak’ta yaşam kalitesi artacak”

“Konak’ta yaşam kalitesi artacak”

AK Parti’nin Konak Belediye Başkan Adayı Mimar Melek Eroğlu, Ballıkuyu ve Çiment...