KALİTELİ BASKI SERİ ÜRETİM
Ege pamuğunda kalite düşüyor
Abdulkahar Çaçur

Birtakım Mes’eleler ve İzahlar…

Abdulkahar Çaçur
abdulkaharcacur@gmail.com

 
24 Şubat 2017 Cuma 11:31 
Yorum YapYazdır
 

“Türkiye’de değişim neden zor?” sorusu her vakit tazeliğini korumakla beraber bu soruya bir türlü “net’’ bir cevap da verilememiştir. Siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel vb. tüm değerlerin ülkemiz sathında değişimi ve dönüşümü fazlasıyla külfetli ve zorlu bir vaziyettir.  Fakat özellikle siyasal değişim ve dönüşüm için yapılan teklif ve dile getirilen talepler ülkemizde fazlasıyla tepki alıp karşı bir reaksiyonla muamele gördüğünden, değişim ve dönüşümü hep konuşmamıza ve tartışmamıza rağmen bir türlü gerçekleştiremiyoruz.

Elbette bunun birtakım önemli sebepleri var. Özellikle daha önce de çoğu yerde ifade ettiğim “Kurucu dinamik ve paradigmaların, ülkemizin temelini şekillendiren kurucu ilkelerin varlığı” kendisine yönelik her karşı adımı kilitleme ve engelleme mekanizmasına sahip. Bu kurucu dinamik ve paradigmalar üzerinde şekillenen “asırlık” bir ülkede değişim ve dönüşümün hem isteyenler hem de karşı çıkanlar için zor olması pek tabiidir. Çünkü bir taraf öteden beri kendisinin varlık sebep ve gayesini, yaşam tutkusunu, dünya felsefesini bu dinamiklere bağlamış; bu uğurda kendilerine “Muhalif olan, ya da kendileri gibi düşünmeyen, kendiler gibi inanmayan ve yaşamayan” herkesi susturma, sindirme, ikna etme veya mahkûm etme gayreti içerisinde olmuşlardır. Bu sebepten dolayı değişim ve dönüşüme en çok bunlar karşı çıkar ve en çok bunlar korkar. Bunlar Türkiye’deki sol-sosyalistler, Kemalist siyasal, sosyal ve kültürel güç sahipleri ve bu fraksiyondan gelen tüm cepheler, yine hala varlığını en güçlü şekilde sürdüren Kemalist bürokrasidir.

Diğer taraftan, on yıllarca mevcut ilkeler sebebiyle hem siyasal, hem toplumsal, hem ekonomik hem de kültürel dünyadan uzak kalan daha doğru bir ifadeyle uzak bırakılmış, 10-15 yıl öncesine kadar inandığı gibi yaşayamayan ama birtakım “yaşananlara inanmak zorunda” bırakılan geniş bir kitle var ki, bunlar da Türkiye’de değişim ve dönüşümü en çok isteyen ve buna gayret eden kimselerdir. Bunların da mücadelesi artık bugün itibariyle en az karşı çıkanlarınki kadar kesin ve kararlıdır. Bunlara kendini dindar, muhafazakâr, kısmen milliyetçi olarak tanımlayan gruplar dâhil edilebilir. Yine “sekülerizme kaymamış” kendi gelenek ve kadim değerleriyle yaşayıp bu nedenle HDP ve PKK çizgisinden uzak kalan Kürtler de bu sınıfın içinde yer almakta ve Kürtler de değişimin hem bir parçası hem değişimin bir sebep ve sonucu hem de değişimi en çok dillendiren ve talep eden kesimlerden biri olarak öteden beri değişim sathında yerini almıştır.

Türkiye on yıllardır bu iki grubun karşı karşıya gelmesinden ve sürekli bir tartışma, çarpışma hali içinde olmasından dolayı maalesef arzu edilen ve istenen bir “siyasal kültür” inşasını da gerçekleştirememiştir. Ya da cümleyi ve anlamı tersinden kuralım. Türkiye’de mevcut hal itibariyle oluşan siyasal kültür; evrensel değerlerden uzak, uzlaşmacı değil çatışmacı, merkeziyetçi, farklılıklara tahammül edemeyen ve seçkincilik anlayışına mahkûm olmuş bir yapı şeklinde vücut bulmuştur.

Bu kısa özetten sonra; biz ülke olarak 16 Nisan’da önemli bir referandum için sandık başına gideceğiz. Bu oylamada 18 maddelik “mini bir değişim” paketini lehte ve aleyhte oylayacağız. Öncelikle tercihiniz ‘evet olur veya hayır olur’ bunu saygıyla karşılıyor ve vereceğiniz her kararı sizin hür iradenizin bir tecellisi olması hasebiyle o kararı verebilme hakkınızı sonuna kadar savunuyorum. Bu sebeple tekraren diyorum: “Evet diyecek olanlar Allah’ı inkâr etmeyeceği gibi, hayır diyecek olanlar da şeytan olmayacaklar!”

Ben bu referanduma sadece kısmi bir anayasa değişikliği olarak bakmıyorum ki, başta ilk 4 madde olmak üzere topyekûn bir anayasa temizliği olmadan ben bunu bir anayasa değişikliği olarak dahi nitelendirmek istemiyorum.  Kaldı ki, halkımızın çoğu 16 Nisan’ı “bütün bir anayasa değişikliği” olarak bilmekte ve “yeni bir anayasaya” oy vereceklerini düşünmekte ve tercihlerini bu yanlış bilgi üzerinde şekillendirmektedirler. Bu da doğrusu vahim bir olay..

Evet, dedim ki bu salt mini bir anaysa değişikliği teklifi değil. Bu aynı zamanda sn. Cumhurbaşkanı ve hükumet tarafından sunulan bir paradigma değişikliği teklifidir, kurucu dinamik ve ilkelerin kasvetli ve bunaltan atmosferinin kırılması için bir teklif ve ek olarak Türkiye’de herkesi kapsayacak bir zihniyet dönüşümünün yolunun açılma isteğidirAskeri, sivil ve bürokratik vesayetin yok edilmesi için büyük bir heves ve iştahtır.

Maddeler ama doğru ama yanlış, izlenen yol ve yöntem ama doğru ama yanlış, seçilen müttefikler ama iyi ama kötü, kuvvetler ayrılığı ama var ama yok, demokrasi ama gelişecek ama olduğu gibi kalacak; tüm bunlar ayrı tartışma konusu ve birçoğu (seçilen müttefik durumu hariç)  teknik mes’eleler olduğu için de şahsen ben pek önemsemiyorum.

Evet cephesinin amacı belli olmasa da bu değişimi gerçekleştirmekken, hayır diyenlerin amacı da örtülü dahi olsa bu değişim ve dönüşüme karşı güçlü bir direnç oluşturmaktır. Onun haricinde tartışılan, idari, siyasi, yönetsel maddeler işin teknik boyutu olmakla beraber kısa ve orta vadede vatandaşa doğrudan bir etkisi ve katkısı da olmayabilecektir. Vatandaş tercihini, üzerinde en çok durduğum “değişme evet veya değişime hayır” bakış açısıyla kullanacaktır, bunun pek farkında olmasa bile!  

 
24 Şubat 2017 Cuma 11:31 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen
 
Yrd.Doç.Dr. M. Zeki Uyanık
 
Deniz Arslan
 
Neşe Yavuz
 
Ümit Yaşar Işıkhan
 
Erdal Erek
 
Abdulkahar Çaçur
 
Aylin Topaloğlu
 
Kevser Kurudan
 
Elif Yılmaz Pekçalışkan
 
Halisa Toprak
 
Halil Arslan
 
Aslı Şen
 
Dr. Mehmet Ali Noyan
 
Taner Uyanıker
 
M. Temel Koçaklar
 
İrfan Atıcı
 
Uzm.Dr. Bediha Salnur
 
Mekkiye Uludağ
 
Merve Tüzün
 
Mehmet Emin Değer
 
Özkan Pekçalışkan
 
Sevil Petrini
 
Abdulkadir Yıldız
 
Dr. Özlem Önen
 
Muhammet Tunç
 
Yusuf Çağırtekin
 
Sultan Gümüş
 
Adnan Avuka
 
Fulya Aybüke Fişengi
 
Op.Dr. Yusuf Demircan
 
Düzgün Yalçınkaya
 
Dr. Mustafa Torun
 
Çağdaş Cantürk
 
 
Basın İlan Kurumu
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1497 - Portekizli denizci Vasco de Gama Ümit Burnu'na vardı.
1909 - Tıp Fakültesi'ne bağlı Diş Hekimliği bölümü kuruldu.
1922 - Mısır'da Howard Carter, yardımcısı Lord Carnarvon'la birlikte firavun Tutankhamun'un mezarını açtılar.
1925 - Şapka devrimine karşı gösteriler sürüyor. Kayseri'de gösteriler yapıldı.
1928 - Ravel'in Boléro'su ilk kez Paris'te sahnelendi.
1936 - Halit Ziya Uşaklıgil'in son anıları "Saray ve Ötesi", Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başlandı.
1943 - Lübnan, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1948 - İkinci İktisat Kongresi olan 1948 Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Kongrede, devletçilik politikası eleştirildi, özel girişimciliğin teşviki istendi.
1952 - Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman silahlı saldırıya uğradı.
1958 - Juilliard Dörtlüsü, besteci Adnan Saygun'un 1. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü'nü Washington'da seslendirdi.
1963 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı John F. Kennedy Dallas'ta öldürüldü. Aynı gün, yardımcısı Lyndon B. Johnson başkan oldu.
1968 - Türkiye'de ilk kalp nakli yapıldı. Doktor Kemal Beyazıt ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyat sonrası hasta 18 saat yaşayabildi.
1975 - Monarşi İspanya'ya geri döndü; Juan Carlos İspanya kralı oldu.
1979 - Uluslararası Para Fonu, IMF, Türk Lirası'nın yeniden devalüe edilmesini istedi.
1982 - Yazar Tezer Özlü Almanya'da "Malbug Ödülü"nü kazandı.
1984 - Avrupa Konseyi'nde Türkiye'nin dönem başkanlığı tartışıldı. Sonuca varılamayınca, Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu toplantıyı terk etti.
1986 - Mike Tyson 20 yaşında dünyanın en genç ağır sıklet şampiyonu oldu.
1994 - Devlet Opera ve Balesi'nin bütçesinde kesinti yapıldı. Kesintiyi yapan Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Refah Partisi milletvekilleri, "Opera ve bale ne iş yapar, bunları kaç kişi seyrediyor" dediler.
1995 - Tamamı bilgisayar desteği ile oluşturulmuş ilk uzun metrajlı konulu film olan Oyuncak Hikayesi gösterime verildi.
2005 - Angela Merkel, Almanya'nın ilk kadın şansölyesi oldu.
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:12
  • Güneş07:54
  • Öğlen13:08
  • İkindi15:46
  • Akşam18:03
  • Yatsı19:33
 
Anket
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık