Yaşar Kırkpınar
GÜLTEKİN GYO SÜR 07-05-208-10-07-2018 (2 AY)
MATBAA TANITIM
 
İzmir İnce’yi eler, Erdoğan’ı seçer
Ümit Yaşar Işıkhan

Eduardo Galeano ve Biz 

Ümit Yaşar Işıkhan
poetia.star@gmail.com

 
19 Kasım 2016 Cumartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
 

“Uruguay’da politik tutuklular izin almadan konuşamazlar, ıslık çalamazlar, gülümseyemezler, hızlı yürüyemezler, başka tutuklularla selamlaşamazlar; gebe kadın, yan yana kadınla erkek, kelebek, yıldız ve kuş resmi yapmaları da yasaktır.

Bir pazar günü ‘ideolojik fikirler beslediği için’ işkenceden geçip hapse atılmış olan öğretmen Didasko Perez’i beş yaşındaki kızı Milay ziyaretine geliyor. Milay babasına bir kuş resmi getiriyor. Muhafızlar resmi, cezaevinin kapısında yırtıyorlar.

Ertesi pazar, Milay babasına bir ağaç resmi getiriyor. Ağaçlar yasaklı olmadığından resim içeriye alınıyor. Didasko resmi övüyor, sonra ağaç dallarının arasına serpiştirilmiş, yarı gizlenmiş duran, renkli, küçük beneklerin ne olduğunu soruyor: “Portakal mı bunlar? Yoksa başka meyve mi

Çocuk parmağını babasının dudaklarına bastırıyor: ” Şşşşşt”

Sonra eğilip babasının kulağına fısıldıyor: “Saçma konuşmasana… Görmüyor musun, göz bunlar… Senin için gizlice hapishaneye soktuğum kuşların gözleri

Uruguaylı yazar  Eduardo Galeano’nun “Rüzgarın Yüzyılı- Ateş Anıları 3” yapıtından yıllar önce alıntıladığım ve bir şairin: sevgili Zeynel Beksaç’ın şiirleriyle buluşturduğum “Yasak Kuşlar” öyküsünü okuyan birçok şair yazar arkadaşım bu öyküyü kendi öyküleriymiş gibi anlatmaya başladılar… Bu kısa öykü, her okuyan ve dinleyene Uruguay’dan bir kanat takmıştı.

Eduardo Galeano Latin Amerika’nın fotoğrafı ve yaşanılanların tanığıydı… Acıları, susuzluğu, faşist askeri darbelerin arkasında kalan hüzünlü annelerin kendisiydi… Yazdıkları  kanlı akan  bir nehirdi… Belki de modern bir ressamdı. İşsiz ve topraksız köylülerin kendisi, aç ve hasta insanların sesiydi. Askeri darbelere karşı direnen, eleştirdiği için hapse atılan ve daha sonra çok sevdiği ülkesinden sürgüne gönderilen bütün devrimcilerin kendisiydi... Baskıya, zulme, işkenceye ve yasağa direnendi. Askeri yönetimleri rezil edendi. Tek adamların iştahına, zorbanın şehvetine, iktidar tutkunlarının aptallığına meydan okuyandı. Sevgili Zeynep Oral’ın dediği gibi “Yeryüzünün vicdanıydı.”

Anadolu devrimcileri, onu “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” adlı kitabıyla tanıdı. Hemen ardından “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri”... 70’li yıllarda çıkmıştı bunlar  ve  2 Eylül’ün faşist sansürcü baskıcı dönemlerinde her  3 ciltlik “Ateş Anıları” ve “Zamanın Ağızları”, “Yürüyen Kelimeler” ve o muhteşem, “Biz Hayır Diyoruz”, “Aynalar”, “Tepetaklak”, “Ve Günler Yürümeye Başladı”, “Söz Mezbahası” yapıtlarıyla okuyucuyu tarih sahnesinde çırılçıplak bırakacak kadar Latin Amerika ülkelerinin doğası, tarihi, coğrafyası dünü ve bugünü arasında, bellekleri ve yürekleri terk etmeyecek bir yolculuğa çıkarıyordu... O bir kuşağın bir dönemin  dervişi, direnen havarisiydi. Amerikan emperyalizmine, ikiyüzlülüğüne eşitsizlik, sömürü, baskı, despot totaliter rejimlere karşı yazıları ve duruşuyla direniş sembolüydü... O bir  devrimci gerillaydı. Ve tek silahı da kalemiydi. Kısa ama anlam yüklemli öyküsel anlatımını gazetecilikle süsledi veya gazeteciliğe edebiyat tadını ve direnmenin, haklı olmanın, mazlumdan yana geniş halk yığınlarının yanında durmanın onurunu taşıdı.

Bir söyleşide; “Önceleri bu ikisi bana çelişkili gibi gelirdi… Gazetecilik bana bakmayı, görmeyi, kendi dışıma çıkmayı, kendimi, kendi gölgemi ciddiye almamayı öğretti, sentez gücünü öğretti. Gazeteci olarak, ülkemdeki, Latin Amerika’daki diktatörlüklerdeki savaşlara katıldım. Oysa yazarlıkta yalnızlığımı korumak zorundaydım; iç dünyalara iniyordum, derine, hep daha derine... Önceleri bu ikisi arasında parçalanırdım. Zamanla bunun güzel ve çok zengin bir çelişki olduğunu kavradım. İç dünyamla, dışarıdaki savaşı bütünledim. İkisi birbirinin tamamlayıcısı oldular.” diyen yazar

 “Sürgün olmak. Korkunç bir şey! Çünkü seçim hakkın yok. Ama yine de zaman ve mekân içinde ülkeme uzaktan bakmama yardımcı oldu... Burada hep dans ediyordum ve müziği duymuyordum. Sürgün yılları müziği de duymamı sağladı... Tam 12 yıl...”

“Onlar, askeri diktatörlükler, ülkemde ve tüm Latin Amerika’da korkuyla zehirlediler insanı ve insan ilişkilerini. Herkesini birbirine düşman ettiler. Toplumu zehirlediler, geriye açlığı ve şiddeti yerleştirdiler.”

Aslında sistemi eleştiriyordu… Kapitalizmi ve bozulan insan ilişkilerinin yerine paylaşmayı, dayanışmayı ve barışı savundu. Kardeşliği, aynı kaderi paylaşır gibi, toprağın sıcaklığında omuz omuza üretip birlikte olmayı ve direnmeyi öğretti…

Sürgündeyken bile; ihtiyacı olmasına rağmen, sürgündeki devrimci arkadaşlarının yardımına koştu. Yoksullarla sınırlı parasını ve ekmeğini paylaştı. Ve onun deyimiyle “Rüzgarın Yüzyılı”nda hayata tanıklığını yaparak geçen yıl, 13 Nisan’da ak yeleli küheylanına binip aramızdan ayrıldı…

“Martinique Adası’nda da bir yanardağ patlıyor. Pelee Dağı dünyayı ortadan yararcasına, kocaman bir kızıl duman püskürtüyor. Duman göğü kaplıyor, sonra için için yeryüzüne çöküyor ve  oluşan depremle Saint Pierree kenti göz açıp kapayana dek yerle bir oluyor. Otuz dört binlik nüfusunun hepsi telef oluyor, bir tek kişi dışında.

Hayatta kalan bu kişi kentin tek hükümlüsü Ludger Sylbaris’tir. Hapishanenin duvarları hiç yıkılmayacak gibi yapılmıştı da!”

Ne kadar benziyor bize… 12 Eylül faşist askeri darbenin bu ülke halkına yaşattığı travma... Yurt dışına kaçmak zorunda kalan ve sefalet içinde yaşayan gençlerimiz... Darbeciler, ihbarcılar, soyguncular, ihaleler, taklacılar, işkenceler, tek tip elbiseler, idamlar, cellatlar, marşlar, tank paletleri... Askeri balolar ve uzunca bir tarihin soluk soluğa kalan anılarını tarihin belleğine nakışlayan yazarlarımız…

Beton yığını kentlerimizin en sağlam binaları, hapishaneler... Ve bütün yaşanılanları tarihin belleğine taşıyan yasaklı kuşlar... Bizde neden Eduardo Galeano çıkmadı? Neden hala 12 Eylül ile yüzleşemedik! 15 Temmuz Amerikan destekli CIA ajanı Feto’nun kanlı darbe kumpasını kim yazacak? Kim bilir ne zaman! Biz 78 kuşağı hala darmadağınık ve ruhumuzla halen paramparçayız...

 
19 Kasım 2016 Cumartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen
 
Dr. M. Zeki Uyanık
 
Deniz Arslan
 
Neşe Yavuz
 
Ümit Yaşar Işıkhan
 
Erdal Erek
 
Abdulkahar Çaçur
 
Aylin Topaloğlu
 
Kevser Kurudan
 
Elif Yılmaz Pekçalışkan
 
Halisa Toprak
 
Halil Arslan
 
Aslı Şen
 
Dr. Mehmet Ali Noyan
 
Taner Uyanıker
 
M. Temel Koçaklar
 
İrfan Atıcı
 
Uzm.Dr. Bediha Salnur
 
Mekkiye Uludağ
 
Merve Tüzün
 
Mehmet Emin Değer
 
Özkan Pekçalışkan
 
Sevil Petrini
 
Abdulkadir Yıldız
 
Dr. Özlem Önen
 
Muhammet Tunç
 
Yusuf Çağırtekin
 
Sultan Gümüş
 
Adnan Avuka
 
Fulya Aybüke Fişengi
 
Op.Dr. Yusuf Demircan
 
Düzgün Yalçınkaya
 
Uzm. Dr. Mustafa Torun
 
Çağdaş Cantürk
 
Aysun Arslan Aydin
 
Cem Yavuz
 
Ecz. Hakan Dinçarslan
 
Cemal Durmaz
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1633 - Galileo Galilei, engizisyon mahkemesinde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı.
1788 - New Hampshire, ABD Anayasasını onaylayarak 9. Eyalet olarak birliğe katıldı.
1908 - Londra'da 200 bin kadın, seçme ve seçilme hakkı için yürüdü.
1927 - Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1934 - Türkiye'de Yahudilere karşı gerçekleştirilen Trakya Olayları başladı.
1934 - Soyadı Kanunu kabul edildi.
1940 - yılında devlet operası ilk temsilini verdi: mozart'tan "bastien ile bastienne".
1940 - II. Dünya Savaşı: Fransa, Almanya'ya teslim oldu.
1941 - Hitler geceleyin Sovyetler Birliğini işgale girişti.
1942 - 2. Dünya Savaşı: Okinawa Muharebesi sona erdi.
1942 - 2. Dünya Savaşı: Oregon'da Columbia Nehri yakınlarında yüzeye çıkan bir Japon denizaltısı Fort Stevens askeri üssüne doğru 17 top atışı yaptı. Bu Japonların tüm savaş boyunca Amerikan anakarasına gerçekleştirdiği doğrudan birkaç saldırıdan biriydi.
1942 - 2. Dünya Savaşı: Tobruk, İtalyan ve Alman kuvvetlerinin eline geçti.
1946 - Türkiye Garanti Bankası Kuruluş Kanunu kabul edildi.
1946 - Rize Çay Fabrikası'nın temeli atıldı.
1948 - "Manchester Baby" (SSEM) kod adlı bir program, bir bilgisayarın kendi elektronik hafızasında depolanarak oradan çalıştırılan ilk bilgisayar programı olma ünvanını kazandı.
1948 - Columbia Records plak şirketi, ilk Long Play (LP) müzik albümünün tanıtımını New York'ta Waldorf-Astoria Oteli'nde geçekleştirdi.
1976 - Rauf Denktaş, yeniden Kıbrıs Türk Federe Devleti Devlet Başkanlığı'na seçildi.
1982 - ABD Başkanı Ronald Reagan'a suikast teşebbüsünde bulunan John Hinckley, mahkeme tarafından akli dengesi yerinde olmadığı için suçsuz bulundu.
1987 - Mardin'in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık köyünde teröristler, 14'ü çocuk olmak üzere 23 kişiyi katletti.
1990 - İran'da 7.3 şiddetindeki depremde 50 bin kişi öldü.
2006 - Plüton'un yeni keşfedilen uydularına Nix ve Hydra adları verildi.
2008 - MEB `in hazırlamış olduğu 6. sınıf SBS(Seviye Belirleme Sınavı)ilk kez yapıldı.
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:31
  • Güneş05:41
  • Öğlen13:24
  • İkindi17:19
  • Akşam20:47
  • Yatsı22:39
 
Anket
 
Süper Loto
14.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080911222643
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Şans Topu
20.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu040913212609
 
Sayısal Loto
16.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu101522404145
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık