KALİTELİ BASKI SERİ ÜRETİM
Ege pamuğunda kalite düşüyor
Ümit Yaşar Işıkhan

Eduardo Galeano ve Biz 

Ümit Yaşar Işıkhan
poetia.star@gmail.com

 
19 Kasım 2016 Cumartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
 

“Uruguay’da politik tutuklular izin almadan konuşamazlar, ıslık çalamazlar, gülümseyemezler, hızlı yürüyemezler, başka tutuklularla selamlaşamazlar; gebe kadın, yan yana kadınla erkek, kelebek, yıldız ve kuş resmi yapmaları da yasaktır.

Bir pazar günü ‘ideolojik fikirler beslediği için’ işkenceden geçip hapse atılmış olan öğretmen Didasko Perez’i beş yaşındaki kızı Milay ziyaretine geliyor. Milay babasına bir kuş resmi getiriyor. Muhafızlar resmi, cezaevinin kapısında yırtıyorlar.

Ertesi pazar, Milay babasına bir ağaç resmi getiriyor. Ağaçlar yasaklı olmadığından resim içeriye alınıyor. Didasko resmi övüyor, sonra ağaç dallarının arasına serpiştirilmiş, yarı gizlenmiş duran, renkli, küçük beneklerin ne olduğunu soruyor: “Portakal mı bunlar? Yoksa başka meyve mi

Çocuk parmağını babasının dudaklarına bastırıyor: ” Şşşşşt”

Sonra eğilip babasının kulağına fısıldıyor: “Saçma konuşmasana… Görmüyor musun, göz bunlar… Senin için gizlice hapishaneye soktuğum kuşların gözleri

Uruguaylı yazar  Eduardo Galeano’nun “Rüzgarın Yüzyılı- Ateş Anıları 3” yapıtından yıllar önce alıntıladığım ve bir şairin: sevgili Zeynel Beksaç’ın şiirleriyle buluşturduğum “Yasak Kuşlar” öyküsünü okuyan birçok şair yazar arkadaşım bu öyküyü kendi öyküleriymiş gibi anlatmaya başladılar… Bu kısa öykü, her okuyan ve dinleyene Uruguay’dan bir kanat takmıştı.

Eduardo Galeano Latin Amerika’nın fotoğrafı ve yaşanılanların tanığıydı… Acıları, susuzluğu, faşist askeri darbelerin arkasında kalan hüzünlü annelerin kendisiydi… Yazdıkları  kanlı akan  bir nehirdi… Belki de modern bir ressamdı. İşsiz ve topraksız köylülerin kendisi, aç ve hasta insanların sesiydi. Askeri darbelere karşı direnen, eleştirdiği için hapse atılan ve daha sonra çok sevdiği ülkesinden sürgüne gönderilen bütün devrimcilerin kendisiydi... Baskıya, zulme, işkenceye ve yasağa direnendi. Askeri yönetimleri rezil edendi. Tek adamların iştahına, zorbanın şehvetine, iktidar tutkunlarının aptallığına meydan okuyandı. Sevgili Zeynep Oral’ın dediği gibi “Yeryüzünün vicdanıydı.”

Anadolu devrimcileri, onu “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” adlı kitabıyla tanıdı. Hemen ardından “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri”... 70’li yıllarda çıkmıştı bunlar  ve  2 Eylül’ün faşist sansürcü baskıcı dönemlerinde her  3 ciltlik “Ateş Anıları” ve “Zamanın Ağızları”, “Yürüyen Kelimeler” ve o muhteşem, “Biz Hayır Diyoruz”, “Aynalar”, “Tepetaklak”, “Ve Günler Yürümeye Başladı”, “Söz Mezbahası” yapıtlarıyla okuyucuyu tarih sahnesinde çırılçıplak bırakacak kadar Latin Amerika ülkelerinin doğası, tarihi, coğrafyası dünü ve bugünü arasında, bellekleri ve yürekleri terk etmeyecek bir yolculuğa çıkarıyordu... O bir kuşağın bir dönemin  dervişi, direnen havarisiydi. Amerikan emperyalizmine, ikiyüzlülüğüne eşitsizlik, sömürü, baskı, despot totaliter rejimlere karşı yazıları ve duruşuyla direniş sembolüydü... O bir  devrimci gerillaydı. Ve tek silahı da kalemiydi. Kısa ama anlam yüklemli öyküsel anlatımını gazetecilikle süsledi veya gazeteciliğe edebiyat tadını ve direnmenin, haklı olmanın, mazlumdan yana geniş halk yığınlarının yanında durmanın onurunu taşıdı.

Bir söyleşide; “Önceleri bu ikisi bana çelişkili gibi gelirdi… Gazetecilik bana bakmayı, görmeyi, kendi dışıma çıkmayı, kendimi, kendi gölgemi ciddiye almamayı öğretti, sentez gücünü öğretti. Gazeteci olarak, ülkemdeki, Latin Amerika’daki diktatörlüklerdeki savaşlara katıldım. Oysa yazarlıkta yalnızlığımı korumak zorundaydım; iç dünyalara iniyordum, derine, hep daha derine... Önceleri bu ikisi arasında parçalanırdım. Zamanla bunun güzel ve çok zengin bir çelişki olduğunu kavradım. İç dünyamla, dışarıdaki savaşı bütünledim. İkisi birbirinin tamamlayıcısı oldular.” diyen yazar

 “Sürgün olmak. Korkunç bir şey! Çünkü seçim hakkın yok. Ama yine de zaman ve mekân içinde ülkeme uzaktan bakmama yardımcı oldu... Burada hep dans ediyordum ve müziği duymuyordum. Sürgün yılları müziği de duymamı sağladı... Tam 12 yıl...”

“Onlar, askeri diktatörlükler, ülkemde ve tüm Latin Amerika’da korkuyla zehirlediler insanı ve insan ilişkilerini. Herkesini birbirine düşman ettiler. Toplumu zehirlediler, geriye açlığı ve şiddeti yerleştirdiler.”

Aslında sistemi eleştiriyordu… Kapitalizmi ve bozulan insan ilişkilerinin yerine paylaşmayı, dayanışmayı ve barışı savundu. Kardeşliği, aynı kaderi paylaşır gibi, toprağın sıcaklığında omuz omuza üretip birlikte olmayı ve direnmeyi öğretti…

Sürgündeyken bile; ihtiyacı olmasına rağmen, sürgündeki devrimci arkadaşlarının yardımına koştu. Yoksullarla sınırlı parasını ve ekmeğini paylaştı. Ve onun deyimiyle “Rüzgarın Yüzyılı”nda hayata tanıklığını yaparak geçen yıl, 13 Nisan’da ak yeleli küheylanına binip aramızdan ayrıldı…

“Martinique Adası’nda da bir yanardağ patlıyor. Pelee Dağı dünyayı ortadan yararcasına, kocaman bir kızıl duman püskürtüyor. Duman göğü kaplıyor, sonra için için yeryüzüne çöküyor ve  oluşan depremle Saint Pierree kenti göz açıp kapayana dek yerle bir oluyor. Otuz dört binlik nüfusunun hepsi telef oluyor, bir tek kişi dışında.

Hayatta kalan bu kişi kentin tek hükümlüsü Ludger Sylbaris’tir. Hapishanenin duvarları hiç yıkılmayacak gibi yapılmıştı da!”

Ne kadar benziyor bize… 12 Eylül faşist askeri darbenin bu ülke halkına yaşattığı travma... Yurt dışına kaçmak zorunda kalan ve sefalet içinde yaşayan gençlerimiz... Darbeciler, ihbarcılar, soyguncular, ihaleler, taklacılar, işkenceler, tek tip elbiseler, idamlar, cellatlar, marşlar, tank paletleri... Askeri balolar ve uzunca bir tarihin soluk soluğa kalan anılarını tarihin belleğine nakışlayan yazarlarımız…

Beton yığını kentlerimizin en sağlam binaları, hapishaneler... Ve bütün yaşanılanları tarihin belleğine taşıyan yasaklı kuşlar... Bizde neden Eduardo Galeano çıkmadı? Neden hala 12 Eylül ile yüzleşemedik! 15 Temmuz Amerikan destekli CIA ajanı Feto’nun kanlı darbe kumpasını kim yazacak? Kim bilir ne zaman! Biz 78 kuşağı hala darmadağınık ve ruhumuzla halen paramparçayız...

 
19 Kasım 2016 Cumartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen
 
Yrd.Doç.Dr. M. Zeki Uyanık
 
Deniz Arslan
 
Neşe Yavuz
 
Ümit Yaşar Işıkhan
 
Erdal Erek
 
Abdulkahar Çaçur
 
Aylin Topaloğlu
 
Kevser Kurudan
 
Elif Yılmaz Pekçalışkan
 
Halisa Toprak
 
Halil Arslan
 
Aslı Şen
 
Dr. Mehmet Ali Noyan
 
Taner Uyanıker
 
M. Temel Koçaklar
 
İrfan Atıcı
 
Uzm.Dr. Bediha Salnur
 
Mekkiye Uludağ
 
Merve Tüzün
 
Mehmet Emin Değer
 
Özkan Pekçalışkan
 
Sevil Petrini
 
Abdulkadir Yıldız
 
Dr. Özlem Önen
 
Muhammet Tunç
 
Yusuf Çağırtekin
 
Sultan Gümüş
 
Adnan Avuka
 
Fulya Aybüke Fişengi
 
Op.Dr. Yusuf Demircan
 
Düzgün Yalçınkaya
 
Dr. Mustafa Torun
 
Çağdaş Cantürk
 
 
Basın İlan Kurumu
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1497 - Portekizli denizci Vasco de Gama Ümit Burnu'na vardı.
1909 - Tıp Fakültesi'ne bağlı Diş Hekimliği bölümü kuruldu.
1922 - Mısır'da Howard Carter, yardımcısı Lord Carnarvon'la birlikte firavun Tutankhamun'un mezarını açtılar.
1925 - Şapka devrimine karşı gösteriler sürüyor. Kayseri'de gösteriler yapıldı.
1928 - Ravel'in Boléro'su ilk kez Paris'te sahnelendi.
1936 - Halit Ziya Uşaklıgil'in son anıları "Saray ve Ötesi", Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başlandı.
1943 - Lübnan, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1948 - İkinci İktisat Kongresi olan 1948 Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Kongrede, devletçilik politikası eleştirildi, özel girişimciliğin teşviki istendi.
1952 - Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman silahlı saldırıya uğradı.
1958 - Juilliard Dörtlüsü, besteci Adnan Saygun'un 1. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü'nü Washington'da seslendirdi.
1963 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı John F. Kennedy Dallas'ta öldürüldü. Aynı gün, yardımcısı Lyndon B. Johnson başkan oldu.
1968 - Türkiye'de ilk kalp nakli yapıldı. Doktor Kemal Beyazıt ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyat sonrası hasta 18 saat yaşayabildi.
1975 - Monarşi İspanya'ya geri döndü; Juan Carlos İspanya kralı oldu.
1979 - Uluslararası Para Fonu, IMF, Türk Lirası'nın yeniden devalüe edilmesini istedi.
1982 - Yazar Tezer Özlü Almanya'da "Malbug Ödülü"nü kazandı.
1984 - Avrupa Konseyi'nde Türkiye'nin dönem başkanlığı tartışıldı. Sonuca varılamayınca, Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu toplantıyı terk etti.
1986 - Mike Tyson 20 yaşında dünyanın en genç ağır sıklet şampiyonu oldu.
1994 - Devlet Opera ve Balesi'nin bütçesinde kesinti yapıldı. Kesintiyi yapan Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Refah Partisi milletvekilleri, "Opera ve bale ne iş yapar, bunları kaç kişi seyrediyor" dediler.
1995 - Tamamı bilgisayar desteği ile oluşturulmuş ilk uzun metrajlı konulu film olan Oyuncak Hikayesi gösterime verildi.
2005 - Angela Merkel, Almanya'nın ilk kadın şansölyesi oldu.
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:12
  • Güneş07:54
  • Öğlen13:08
  • İkindi15:46
  • Akşam18:03
  • Yatsı19:33
 
Anket
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık