Muhammet Tunç

15 Temmuz’un Söylettikleri! 2

Muhammet Tunç

tunc47@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

S400 ve NATO’nun Çelişkili Siyaseti - 17.07.2019

15 Temmuz’un Söylettikleri -5 - 15.07.2019

15 Temmuz’un Söylettikleri -4- Liderlerin Duruşu - 13.07.2019

15 Temmuz’un söylettikleri! -3 - 12.07.2019

15 TEMMUZUN SÖYLETTİKLERİ! -1- - 09.07.2019

Milletin ordusu TSK - 13.03.2019

Yeni Yılın Nefis Muhasebesi - 31.12.2018

Siyasal İletişim Aracı: Sosyal Medya 2 –Algı Operasyonları- - 25.12.2018

Siyasal İletişim Aracı: Sosyal Medya -1 - 14.12.2018

Can Kurban Sana Ya Resulullah… - 20.11.2018

Adaylık Kriterine Dair… - 25.10.2018

İdlib’i yöneten dünyayı yönetir! - 01.10.2018

İdlib Ateşi Durdu - 19.09.2018

Erdoğan ile oluşan yeni bir politik konsept - 29.08.2018

Türkiye’nin Küresel Ekonomik Savaşı - 16.08.2018

Milletin Destanı Devletin Kabinesi - 12.07.2018

Başkan Erdoğan! - 27.06.2018

Erdoğan ile İftihar Vakti - 08.06.2018

Erdoğan ile İftihar Vakti - 08.06.2018

Erdoğan ile Devam - 11.05.2018

Toplumsal Mutabakat Yaygarası! - 02.05.2018

Sürpriz Olmayan Sürpriz Seçim - 20.04.2018

Cumhur İttifakı - 13.04.2018

İsrail Terör Devleti - 03.04.2018

Yaman Çelişki! - 21.03.2018

Vicdanımızın Sessiz Çığlığı - 14.03.2018

Çağımızın Kutlu Şahitleri - 07.03.2018

Tunku Hasan di Tiro ve Hollanda - 28.02.2018

Avrupa’nın Şımarık Çocuğu: Yunanistan - 20.02.2018

Büyük Savaşın Son Provası: Afrin - 14.02.2018

Zeytin Dalı, BM ve NATO - 30.01.2018

Türkiye Açısından Çin - 26.01.2018

Zeytin dalı harekatı - 23.01.2018

Sarraf Davasının Siyasal İzdüşümleri - 07.12.2017

IRAK ve SURİYE ÜZERİNE - 20.10.2017

Müftü Nikah Kıyarsa Ne Olur? - 07.08.2017

“Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın!” - 15.07.2017

Hazır mıyız? - 10.07.2017

İNSAN DEĞİL MİYİZ? - 04.07.2017

BİZ DE ADALET İSTİYORUZ - 02.07.2017

BİRİ HARİÇ - 22.06.2017

Düşmanı Bol Bir Ülkeyiz - 04.06.2017

Hoş Geldin Reis! - 23.05.2017

Millet Kazandı, Hayırlı Olsun! - 21.04.2017

Cumhurun Başkanı Adana! - 07.04.2017

CB Hükümet Sisteminde Tek Adam Yalanı - 31.03.2017

CB Hükümet Sistemi - 25.03.2017

Hollanda’nın Maskesi Düştü - 14.03.2017

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur ya Rabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, Galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın!”
Ne de güzel özetlemiş, Yahya Kemal Beyatlı. Ezanın susmaması için her daim ölmeyi şeref sayan, bu uğurda gazi ve şehit olan İslam’ın son ordusu! Bu dizeleri her okuyuşumuzda; tüylerimiz diken diken olur, içimiz kıpırdar ve ne yapacağımızı bilemezdik…
Zaten içten içe dinleyip imrenirdik. Ve ah çekerdik yıllarca. Keşke o cenk meydanında biz de olabilseydik. Dinlemek yerine yaşasaydık o muazzam anları; ruhumuzu, Rabbimizin rızası için feda edebilseydik… Var mıdır bundan başka şeref sahibi!
Olmadık, olamadık diye yakınıp dururduk. Her daim efsane ve kahraman olarak durdular zihnimizde. Küçüklüğümüzün efsaneleri, büyüdüğümüzde kahraman olarak durdu bir köşede. Örnek aldığımız, onlar gibi olabilmek için can attığımız aziz ve şanlı neferlerdi…
 “Bana dua edin, size icabet edeyim. (Mü’min, 40/60)”
Kalbimizi ferahlatan, Rabbimizin ayetleri oldu. Bana dua edin, size icabet edeyim diyen bir Rabbimiz var. Bu ayet-i kerimeden güç alarak her daim dua ettik. Rabbimize yalvardık, yakardık. Devletimiz, milletimiz, bayrağımız ve dinimiz için yakarışlarda bulunduk. Hamdolsun ki, bize bizden daha yakın bir Rabbimiz var.
Yıllar yılları kovalayıp durdu. Ettiğimiz dualara icabet eden Rabbimiz, bize bir daha nefes aldırttı. Bizleri, şehitlerimizin şanlı hatıralarına, kahramanlarımızın şahadetine şahit olma şerefine erdirdi. Öyle bir şahadet ki, asırlar sonrasında dahi ayakta alkışlanacak bir duruş örneği oldu.
Çok farklıydı bu seferki şahadetimiz ve şahitliğimiz…
Önceki kahramanlarımızın mücadele ettiği düşmanlarımız; farklı dilden, ırktan ve dindendi. Kimi zaman İngiliz’di kimi zamansa Fransız veya Rus. Bazen de Yunan… Ama her zaman bizden farklılardı. Bize benzeyen, bizden olan pek kimseler yoktu. Ondan dolayıdır ki, rahatlardı. Hem de çok rahat. Düşman da belliydi hedef de…
Bu sefer karşımızda İngiliz, Fransız, Alman, Rus veya Yunanlı yoktu. Direkt bize benzeyen ve bizden gözüken alçaklar vardı. Değerini giydiği üniformadan alan, sonrasında ise kendini 1 dolara satan vatan hainleri…
Bir başka farklılık ise şuydu, “er meydanı” yoktu. Tarih sayfalarında müşahede ettiğimiz cenk meydanları dahi yoktu. Gerçi ne vardı ki… Düşmanın “ar, namus, şeref ve haysiyet” gibi kavramlardan uzak olduğunu biliyorduk. Bu kavramların çoğunu hiçbir düşmanda beklemek yakışı kalmazdı elbet. Ama bunların bizden gözükmesi büyük bir plan ve projenin ürünüydü…
(devam edecek)