Sıla Arsel

1923’TEN 2023’E DOĞRU

Sıla Arsel

sila.arsel.96@hotmail.com

Bugün Birinci Kuşak Türk bestecilerimizden Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının, ölümsüzlüğe kavuşmasının tam, 34. yıl dönümü. Cumhuriyet büyüklerimizi saygı ve sevgiyle anıyorum. Bu önemli günde size Behçet Kemal Çağlar’ın ve öğretmeni Faruk Nafız Çamlıbel’in de desteğiyle kaleme aldığı marşa, mehter ritimleriyle ölümsüzlük katıp 7’den 70’e bu ezginin yüreğimize dolmasını sağlayan Cemal Reşit Rey’in ortak yapıtından bahsedeceğim.
Türkiye Cumhuriyetimizin bütünleştiği Onuncu yıl marşında yazılan her bir sözün anlamı vardır. Bağıra bağıra söylediğimiz bu marşın derinliklerini hissetmek için ufak anımsatmalar yapmak istiyorum siz değerli büyüklerim ve Türkiye Cumhuriyetimizin yılmaz bekçileri Türk gençlerine;
<<Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.>>
Bünyesinde on beş milyonu barındıran genç Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve tıpkı Göktürkler gibi Türk adını kullanan ender devletlerden biriydi. Ülkesi henüz 10 yaşındaydı belki ama milleti en aşağı 16 bin yaşındaydı. 16 binlik ruhun taze baharıydı yani.. Dinamikti, gençti ama bir o kadar da köklüydü. İşte onuncu yılın bu coşkusunu biz ölümsüz Türk gençlerine ulaştırmak ancak bu kadar anlamlı olabilirdi, hocası Faruk Nafız Çamlıbel’in de katkılarıyla Behçet Kemal Çağlar’ın kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelediği Onuncu Yıl Marşımızla.
Biliyoruz ki Onuncu Yıl Marşımız genç Türkiye’nin 1923-1933 yılına ithafen yazılmıştır. Peki bu on yıllık süreçte neler oldu? Halkın kendi kendisini yönettiği demokratik sistem benimsendi. Eğitim tevhid-i tedrisat kanunu ile çağdaş temeller üzerine inşa edildi, bu sayede eğitimdeki ikilik son buldu, millileşti, kız ve erkek çocuklarına eşit haklar getirildi. İlk tersanemiz kuruldu, ilk uçağımız havalandı. Demir ağlar ülkemizin zeminine kazındı. Demirağlar derken aklımıza ilk ulaşım geliyor belki ama buradaki anlamı aslında daha derin. Ulaştırma araçları arasında en önemli olanın demiryolları olduğunu savunan Atatürk, 1 Mart 1922 tarihli Millet Meclisi açılış konuşmasında: “…Ekonomik hayatın işlemesindeki canlılık; ancak taşıt araçlarının, karayollarının, demiryollarının ve limanların içinde bulundukları duruma bağlıdır” diyor. Yani anlaşıldığı gibi genç Türkiye’nin temelde ekonomi savaşı verdiği günlerdeyiz. Bu demir ağ, kömüre atılan adımdı. Çünkü taşkömür havzasında bulunan kömür ve demir, yani enerji, demiryoluyla Anadolu’ya ulaşması planlandı. Genç Türkiye, böylelikle ekonomi savaşından da galip çıktı.
<<Türk’üz: Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi;
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!
Bir hızda kötülüğü, geriliği boğarız,
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.>>
Tıpkı bu paragraftaki gibi karanlığın üstüne güneş gibi doğacağımız günler yakındır. Tıpkı Barış Manço’nun dediği gibi;
“1923`ün ılık bir ekim sabahında
Kayaların toprağa dikine saplandığı yerde doğdum. (Bu cümlede 29 Ekim 1923 yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş gününe dikkat çektiği açıktır)
...
Ve 2023`ün ılık bir ekim sabahında
Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu
Beraberce seyre koyulduk...” (Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını da Türk milletinin diriliş günü, birlik ve beraberlik olacağı Turan’ı kuracağı gün olarak dikkat çekmiştir)
<<Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.
...>>
Atatürk, medeniyetlerin beşiği Sümerler’in Türk olduğunu söylüyordu. Tarih yazıyla yani “Sümer’le” başlar. Bu yüzden tarihten önce vardık, tarihten sonra yani yeni bir başlangıçta da var olacağız.
<< Çizerek kanımızla öz yurdun hartasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını;
Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını...
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını!>>
Uğrunda ne şehitler verdik güzel ülkem. Bu yüzden cennet değil misin zaten?
<< ...
Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz:>>
Türk bütün adamların birliğidir, demiş Atatürk. Ayrımsız, sınıfsız biz “Bir’iz”.
<<Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz.
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.
...>>
Bugünlerde belki tek hatırlamamız gereken bu aslında; yolumuz. Belki zor, belki de yıpratıcı bir süreç olacak. Ama Barış abimizin dediği gibi yüz yıllık ölü çınar uyanacak. TÜRK adı doğada yeniden yankılanacak. Ve de kolay değil kayaların oğlu olmak!..