Düzgün Yalçınkaya

24 Haziran’a Giderken

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Ekmeğe Zam Yapılmasın, Yapılmasın da! - 06.10.2018

Güçlü Türkiye İçin! - 22.09.2018

Dönülmez Akşamın Ufkundayız - 01.09.2018

Barışınız Zafer Olsun - 18.08.2018

İşinizi Düzgün Yapın! - 04.08.2018

Yeni Bir Dünya Kurulur, Türkiye Yerini Alır! - 28.07.2018

Ekonomiye Kısa Bir Mola; Mordoğan - 21.07.2018

3.Dünya Savaşı - 14.07.2018

Tehlikenin Farkında Mıyız? - 07.07.2018

Öğrenmeyi Öğretmek - 30.06.2018

İyilik Meleği IMF - 16.06.2018

Türkiye AB’ye Nasıl Üye Olur? - 12.05.2018

İzmir’de Konut Piyasası - 05.05.2018

Türkiye'de Turizm - 28.04.2018

Belirsizliğin Belirliliği - 21.04.2018

Dolar 4.19 - 14.04.2018

Emek Sermaye ve Sosyal Politika - 07.04.2018

Türkiye’de Girişimci Olmak... - 31.03.2018

Uber - 24.03.2018

Bedava Peynir - 17.03.2018

Türkiye Ekonomisinde Kadının Rolü - 10.03.2018

İzmir’in Türevi Mersin - 03.03.2018

Kalkınmanın Temeli - 24.02.2018

Mutluluğun Resmi Samsun Pidesi - 17.02.2018

Türkiye’de Katılım Bankacılığı - 10.02.2018

Kıbrıslılar gibi Gıprıs demek - 03.02.2018

Fakirler Olmasa Zenginler Aç Kalırdı - 27.01.2018

Neden Üretmeliyiz? - 20.01.2018

Gelecek Geliyor - 13.01.2018

Blockchain ve TANGLE ile Gelecek Geliyor - 06.01.2018

Nesnelerin İnterneti ile Gelecek Geliyor - 30.12.2017

Yapay Zeka ile Gelecek Geliyor - 23.12.2017

Endüstri 4.0 ile Gelecek Geliyor - 16.12.2017

Son Enflasyon Oranları Bize ne diyor? - 09.12.2017

Bitcoin - 02.12.2017

Faizler Neden Düşmüyor? - 25.11.2017

Para Ne Ola ki? - 18.11.2017

Kafama Takılıyor - 11.11.2017

Esnaf gibi ‘esnaf olmak’ - 04.11.2017

Ege Ekonomik Forum 2017 - 28.10.2017

İşsizliğe Farklı Bir Bakış - 21.10.2017

AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ - 15.10.2017

Okuma(ma) Alışkanlığımız - 08.10.2017

Öğrenmeyi Öğrenmek! - 01.10.2017

24 Haziran’da yapılacak seçimlere giderken hepimizin ihtiyacı olan bir konuda güç ve adalet ilişkisi üzerine bir yazı kaleme aldım. Yazıma giriş yaparken Blaise Pascal’ın güç ve adalet üzerine yazdığı şu muhteşem satırları paylaşmak istiyorum: “Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka karşı çıkan olur; çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek, bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir. Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik; çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin haklı olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık ve adalet güçsüz kaldı.”

Birilerini birilerinin adamı olduğu için kayrılmadığı, işin ehline verildiği, işi yapanın yaptığı işe değer kattığı, başta eğitim olmak üzere ortalamaların çok altında olan alanlarda gelişme sağlanarak, üreterek, adil davranarak, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı, bir beş yıl diliyorum. Güçlü olanın haklı değil, haklı olanın haklı olduğu bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Sarımsağın Çin’den, etin Sırbistan’dan, samanın oradan buradan ithal edilmediği, bereketli Anadolu topraklarından üretildiği bir Türkiye’de yaşamak istiyorum.

Komşusu açken tok yatmayan, tarih boyunca yoksullukla mücadele eden yurdum insanının, sosyal yardımlarla, açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının çok altında yaşamadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Halktan bir haber yaşayan yöneticilerin, toplanan pazarlarda yerde domates toplayan insanların, kış günü terlikle okula giden çocukların olmadığı, azaldığı, en az olduğu bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Milli gelirin 9 bin $ civarı olmasının insanlara inandırıcı geldiği bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Ev kiralarının asgari ücretle yarışmadığı, satın alma gücünün yüksek olduğu Türkiye’de yaşamak istiyorum.

Güçlü demokrasi, güçlü muhalefetten geçer. Seçimlere giderken ülkeyi yönetmeye aday olanların, üretime odaklı bir politika izleyeceğine bir türlü ikna olamıyorum. Bir tarafta kredi borçlarının silineceği vaad edilirken, başka bir adayın öğrencilere 10 yıllık pasaport almaya dahi yetmeyecek bir cep harçlığı vaadi, diğer taraftan emeklilere verilecek biner liralık bayram ikramiyesi. Üretimle alakası olmayan tüketime odaklı, yalnızca günü kurtaracak, balık veren ancak balık tutmasını öğretmeyen bir yönetim anlayışı. Türkiye daha iyisini hak ediyor. Bin liraya muhtaç olan emekli düşünmeli, 500 lira için oy verecekse bir genç düşünmeli, kredi borçları silinecek diye oy veriyorsa hele ki birileri, geçmiş olsun Türkiyem.

Türkiye paylaşmayı seven, varsa paylaşan, yoksa şükreden bir ülke. Bu güzel insanlar, bu güzel ülkede daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyor.

Üreten, ürettiğini tüketen, adil, eğitim seviyesinin yüksek olduğu, haklı olanın güçlü olduğu bir Türkiye dileği ile..

Bilgiyle kalın.