Düzgün Yalçınkaya

24 Haziran’a Giderken

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

24 Haziran’da yapılacak seçimlere giderken hepimizin ihtiyacı olan bir konuda güç ve adalet ilişkisi üzerine bir yazı kaleme aldım. Yazıma giriş yaparken Blaise Pascal’ın güç ve adalet üzerine yazdığı şu muhteşem satırları paylaşmak istiyorum: “Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka karşı çıkan olur; çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek, bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir. Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik; çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin haklı olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık ve adalet güçsüz kaldı.”

Birilerini birilerinin adamı olduğu için kayrılmadığı, işin ehline verildiği, işi yapanın yaptığı işe değer kattığı, başta eğitim olmak üzere ortalamaların çok altında olan alanlarda gelişme sağlanarak, üreterek, adil davranarak, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı, bir beş yıl diliyorum. Güçlü olanın haklı değil, haklı olanın haklı olduğu bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Sarımsağın Çin’den, etin Sırbistan’dan, samanın oradan buradan ithal edilmediği, bereketli Anadolu topraklarından üretildiği bir Türkiye’de yaşamak istiyorum.

Komşusu açken tok yatmayan, tarih boyunca yoksullukla mücadele eden yurdum insanının, sosyal yardımlarla, açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının çok altında yaşamadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Halktan bir haber yaşayan yöneticilerin, toplanan pazarlarda yerde domates toplayan insanların, kış günü terlikle okula giden çocukların olmadığı, azaldığı, en az olduğu bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Milli gelirin 9 bin $ civarı olmasının insanlara inandırıcı geldiği bir Türkiye’de yaşamak istiyorum. Ev kiralarının asgari ücretle yarışmadığı, satın alma gücünün yüksek olduğu Türkiye’de yaşamak istiyorum.

Güçlü demokrasi, güçlü muhalefetten geçer. Seçimlere giderken ülkeyi yönetmeye aday olanların, üretime odaklı bir politika izleyeceğine bir türlü ikna olamıyorum. Bir tarafta kredi borçlarının silineceği vaad edilirken, başka bir adayın öğrencilere 10 yıllık pasaport almaya dahi yetmeyecek bir cep harçlığı vaadi, diğer taraftan emeklilere verilecek biner liralık bayram ikramiyesi. Üretimle alakası olmayan tüketime odaklı, yalnızca günü kurtaracak, balık veren ancak balık tutmasını öğretmeyen bir yönetim anlayışı. Türkiye daha iyisini hak ediyor. Bin liraya muhtaç olan emekli düşünmeli, 500 lira için oy verecekse bir genç düşünmeli, kredi borçları silinecek diye oy veriyorsa hele ki birileri, geçmiş olsun Türkiyem.

Türkiye paylaşmayı seven, varsa paylaşan, yoksa şükreden bir ülke. Bu güzel insanlar, bu güzel ülkede daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyor.

Üreten, ürettiğini tüketen, adil, eğitim seviyesinin yüksek olduğu, haklı olanın güçlü olduğu bir Türkiye dileği ile..

Bilgiyle kalın.