Selda Gürsu

Aile Ne Yapmalı?

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Dokuz ay süren koşuşturmacalar ile bezenmiş, en sonunda yazın gelişiyle taçlandırılmış üç aydan geriye yalnızca bir ay kaldı... Çocuklar, her zamanki gibi tatilin son demlerini hiç bitmeyecekmişçesine şen şakrak geçirmenin peşinde. Kimi gençlerimiz ise şimdiden LGS veyahut YKS ile burun buruna kalacak olmanın endişesi ile çalışmalara başlamış durumda.
Peki ya bu dönemde aileye ne yapmak düşüyor?
Çocukları eğlendirerek eğitmeli, “ödül” yahut “ceza” kavramını ortadan kaldırıp “sorumluluk bilincini aşılaması” ve yaptıklarının da yapacaklarının da onun yararına ya da zararına olacağını öğretmeli; doğruyu-yanlışı aksettirmelilerdir. Bunları eyleme geçirirken ısrarcı olmamalı, çocuğu bir şeyden mahrum bırakmamalı ve isteğinin nedenini ona etraflıca anlatmalı, tercihi ona bırakmalıdır. İlk deneyimde elbette ebeveynlerden yüzde yüz başarı beklemek anlamsız zira takınılan tavır “tutarlı, güven verici” olursa, çocuğun bu isteklere olumlu karşılık vermesi de kaçınılmazdır. Ne demiştik? Sabır.
Sınav dönemine girecek olan gençlere ise olumsuzluk belirten “senden bir şey olmaz, sen okumazsın, sende iş yok, sen zaten hep böyleydin” gibi aşağılayıcı, heves köreltici cümleler kurulmayacağı gibi, “senden beklentim yüksek, eminim kazanacaksın, sen hep çalıştın, ailenin yüzünü kara çıkarma” şeklinde ibare edilen cümleler de kurulmamalıdır.
İlk belirttiğim örnekte nasıl aşağılama varsa; ikinci örnekte ise sırtına yük bindirme, “ya kazanamazsam” gibi cümlelere sebebiyet verecek psikolojik baskı söz konusudur. Elbette, haklısınız. İkinci örnek gayet iç açıcı, güven verici cümleler mevcut fakat bunun öğrencinin zihninde yansıması yalnızca korkudan ibaret.
Her iki öğrenci tipine de -genç/çocuk- ebeveynler tarafından sorulması gereken sorular nasılsından ibaret olmamalı; “Tatil boyunca kaç kitap bitirdin, ne kadar çalıştın, eğlenebildin mi, yeni döneme hazır mısın, bu dönemde göreceğin ders ve konuları merak ediyor musun, arkadaşlarını ve öğretmenlerini özledin mi?” şeklinde sorular mutlaka yöneltilmeli, okulun bir eziyet değil; eğitim kurumu olduğu aşılanmalıdır. Bu sorulara verilen yanıtlar olumsuzsa bunun nedeni öğrenilmeli ve çözüm yolları üretilmelidir.
Misal, okulu sevmeyen bir öğrenci düşünelim. Neden sevmediğinin altında yatan nedenlerden bazıları; asosyal olması, çoğunluğa uyum sağlayamaması, alt yapısının eksik olması, özgüven duygusundan yoksun ve çekingen olup kendini ifade edememesi... Bunların üzerine gidilmeli, gerekirse psikolojik yardım alınarak sosyalleşmesine yardımcı olunmalı; bunun haricinde, alt yapı eksikliği için özel ders ya da dershane eğitimi sağlanmalı, tertipli ve disiplinli bir çalışma ortamı hazırlanmalıdır.
Unutmayın, bir çiçek sulanırsa canlanır; sulanmazsa solar gider. Yani, iş ebeveynlerde bitiyor. Güzel yetiştirin, güzel yetiştirsin. Sevgiyle kalın...