Dr. Özlem Önen

Anne Baba İle Birlikte Uyumak

Dr. Özlem Önen

drozlemonen@gmail.com

Anne karnında başlayan anne çocuk ikilisinin doğumla birlikte başlayan fiziki ayrılığı aslında emme ve bebeğin bakıma olan ihtiyacının sürmesi nedeniyle bir süre daha ayrılmaksızın devam eder. İlk aylarda bebeğin yatağının anne baba odasında olması, annenin bebeğe verdiği bakımı kolaylaştırması ve kolay ulaşabilirlik açısından daha rahatlatıcıdır. Bebeğin biraz daha büyüyüp, sesinin daha duyulur olduğu 4-6 ay civarında artık bebeğin kendi odasına alınma zamanı gelmiştir. Bebeğin odasının ayrılma zamanı, aslında her aile ve her bebek için aynı değildir. Bazı aileler daha küçük aylarda bebeğin odasına geçişini sağlarken, bazı aileler 1 yaşa yakın bir zamanı ya da çok daha sonrasını tercih edebilir. Bu zamanı belirlemede en önemli koşul, annenin de bebeğin odasının ayrılması fikrine hazır olmasıdır.

18.--24. aylar arasında bebek için önemli bir gelişimsel dönem yaşanmaktadır:  ayrılma bireyleşme süreci. Bu sürecin özelliği, bebeğin bir yandan bağımsızlaşma çabaları ile çevreyi keşfe hazırlanırken, bir yandan da annenin hem kucağına çıkıp hem de onu iterek uzaklaşmaya çalıştığı çift değerli duygular taşımasıdır. Normal gelişimsel sürecin bir parçası olan bu dönemde ayrılma görevini gerçekleştirmeye çalışırken, kaygı düzeyinin de artması ile uykuya dalmada güçlük, uykunun bölünmesi, gece sık uyanıp anne babayı kontrol etme, uyanık kalıp vakit geçirmeye çalışma gibi durumlar görülebilmektedir. Özellikle annenin kaygısını artıran durumlar varsa, aile içi ya da çevresinde sorunlar yaşanıyorsa kaygıyı hisseden bebekte de uyku sorunları artabilmektedir.

Kendi odasında uyumaya alışmış olan bebek bu alışkanlığını farklı şekilde gerçekleştirebilir. Bazı çocuklar anne babanın vakit geçirdiği odada uykuya dalıp, odalarına taşınma alışkanlığı geliştirmişken, bazı çocuklar anne ya da baba ile birlikte masal, konuşma ya da yanında bulunmasını isteme şeklinde bir uyku rutini sonrasında odasında uykuya geçebilir. Belirli bir uyku saati alışkanlığı edindirmek, bu geçiş süresini kolaylaştırabilir.

Her çocuğu kendi ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirmek ve uykuya geçiş için ihtiyaçlarını tespit etmek önemlidir.  Örneğin; hiperaktivitesi olan bir çocuğu –ki hiperaktif çocukların uykuya dalma ile ilgili sıkıntıları olduğu bilinmektedir- saat 9.30 da uymaya zorlamak ebeveyn ile çocuk arasında ciddi bir çatışma alanı oluşmasına neden olabilir. Bazı çocuklar karanlıkta uyumayı isterken, bazı çocuklar için uyku kalitesini bozmayacak düzeyde bir gece lambasının kullanımı oldukça rahatlatıcı olabilir. Geçiş nesnesine sarılarak uyumak, anne ya da baba ile sohbet ederek ya da masal dinleyerek uyumak, sessizce ebeveyninin yanında beklemesini istemek gibi farklı ihtiyaçlar arasında çocuğumuzun ihtiyacının hangisi olduğunu, onu gözlemleyip dinleyerek bulmamız gerekebilir.

Bütün bunları yaptıktan sonra yine de gece kalkıp ebeveyn yatağına gelen çocuğu yargılamadan geri götürüp aynı şekilde desteklemek gerekir.

Bazen de çocuğu yatağına geri götürmek istemeyen, ebeveynin kendisi olabilir. Beraber uyumak bazen çocuğun değil de ebeveynin ihtiyacı olabilir. Bazen ebeveynin gündüz çocuğuyla yeterli vakit geçiremediğini düşünmesi, bazen ekonomik sorunlar (kışın ısınma sağlanabilen oda sayısının azlığı), bazen ev içerinde eşler arasında yaşanan kopukluklar ebeveynin çocuğunu farkında olmadan kendisi ile beraber uyumaya alıştırmasına sebep olabilir. Çocuğu ile beraber uyumak dönem dönem hem ebeveyn hem çocuk için duygusal bir ihtiyaç olabilir ancak bunun devam eden bir duruma dönüşmesi durumunda “bu kimin ihtiyacı” sorusunun sorulması, kendi odasında uyumaya alışmış bir çocuğun ayrılmakla ilgili edinsel bir güçlük yaşamasını önleyebilir.

Anne babanın cinsel yaşamına ait bir alan olan anne baba yatağında uyumak çocuğun cinsel gelişimi açısından da oldukça kafa karıştırıcı olabilir. Zamanı geldiğinde kendi odası ve yatağına geçiş için teşvik edilmemiş çocuğun davetsiz ziyaretleri anne-baba için özel bazı zamanlara rastlayabilir. Anne baba cinselliğine istemeden de olsa tanık olmak, çocuk tarafından babanın anneye zarar verdiği bir eylem gibi algılanabilir. Bu durumun çocuğa açıklanması, hem ebeveynler, hem de çocuk için zor olabilir. Bir diğer açıdan bakıldığında ise çocuklar büyümekte olan varlıklar ve uyku sırasında cinsel uyarılma da büyümenin bir parçası. Özellikle ergenlik dönemine girişle birlikte erkek çocuklarda gece boşalmaları, gece düşleri yaşanmaya başlayabilir. Bu durumun ebeveynleri tarafından fark edileceği kaygısı utanç duygusuna neden olabilir.

Herhangi bir nedene bağlı korkuları olan çocuğa odasında ve kendi yatağında uyumanın özgüveni artırıcı yanı mutlaka anlatılmalıdır. Çünkü var olan korku nedeniyle anne baba yatağında uyumak korkuyu pekiştirirken, özgüveni de azaltır ve bu kısır döngü devam eder. Odasına geçme sürecinde çocuğa destek olunması korkuların aşılmasını sağlar. Devam eden korkular varsa mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Normal uyku alışkanlığı edinmiş bir çocukta da anne ya da baba ile beraber uyuma isteği sonradan ortaya çıkabilir. Süreklilik arz eden böyle bir durum söz konusu olduğunda çocuğun bu ihtiyacının kaynağının ne olduğunu anlamak gereklidir. Yalnız uyuması için motive etmek, uyuyana kadar başında beklemek, rahatlatabilecek bir geçiş nesnesi kullanmak (bir pike, bir ayıcık ya da battaniye gibi), uyandığında yatağına geri götürüp desteklemek yeterli gelmiyor ve sık tekrar ediyorsa bir uzmandan destek almak gerekli olabilir.

Uyku, ayrılabilmektir. Sağlıklı ayrılabilmenin bir parçası ve en önemli görevlerinden ilki olan kendi odasında uyuyabilme becerisinin kazanılması, ergenlik dönemi ve sonrasında da sağlıkla ayrılabilen ve öz güveni yüksek ergenler yetiştirebilmenin belki de en önemli ön koşullarından biridir.