Dr. Özlem Önen

Bebeklerde Kolik

Dr. Özlem Önen

drozlemonen@gmail.com

Başlığımız kolik, yoksa kâbus mu demeliydik? Ne zaman başlayacağı belli olmayan ama başladığında tüm aileyi esir alan yoğun bir koşturmaca ve çabalama hali, beraberinde yoğun bir çaresizlik duygusu, bebekte yatıştırılması çoğu zaman pek de mümkün olmayan ciddi bir huzursuzluk, karın ağrısı ve geçtiğinde hayatın eski ritmine dönmesi nedeniyle anında gerçekleşen bir rahatlama.

Tüm bebeklerin yaklaşık % 10 ila 30’unda görülen infantil kolik tablosu yaşayan aileler için empatinin hemen beraberinde geliştiği ve çok da yaşanması arzulanmayan bir durum. Kolik, doğumdan sonraki 3.-4. Haftalarda başlayıp, genellikle 3.ay sonunda geçen, sıklıkla günde 3 saatten uzun süren, haftanın en az 3 günü olan ve en az 3 hafta süren kıvrandırıcı nitelikteki ağrıdır. Bebeğin yeterince olgunlaşmamış olan barsak sistemindeki kasılmalar, gerginlikler nedeniyle günün herhangi bir saati rahatsızlık başlayabilir, sancı nedeniyle uyuması gecikebilen ya da uykudan ağlayarak uyanan bebek huzursuzdur. Bebeklerin %40’ında 6. aya, %10’unda bir yaşa kadar sürebilmektedir. 

Nedeninin tam olarak ne olduğu bilinemeyen kolikle ilgili bazı tahmin edilen sebepler arasında:  Yenidoğanın fizyolojisinin yeterince gelişmemiş olması nedeniyle olgunlaşmamış sindirim sisteminin beslenme sırasında ağrıya neden olması, olgunlaşmamış nörolojik sistem nedeniyle bebeklerin ağrıya duyarlılığının gelişmemiş olması ve ağlamaya engel olunamaması, anneden geçen progesteron miktarının azalmasının ağrılı barsak spazmlarına neden olması, barsak florasını oluşturan bakteri yapısının henüz yeterince gelişmemiş olması, anne ya da babanın sigara kullanıyor olması gibi sebepler sayılmaktadır. Anne sütü almayan bebeklerde hazır mamalar ya da inek sütüne alerji de suçlanmış, ancak anne sütü alan bebeklerde de kolik görüldüğü ve annenin gaz yapan gıdalardan kaçınması gerektiği de vurgulanmıştır.  Bebek koliğinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Birçok etmen söz konusu olmakla birlikte hiç birisi tam olarak kolik nedeni değildir. Her bebekte farklı nedenler ağlamaya yol açabilir. Anne babanın ruh sağlığındaki depresif ya da kaygılı durumların da kolikle ilişkili olduğu belirtilmektedir. Amerika’lı çocuk doktoru Dr. Harvey Karp ise bebeklerin fizyolojik olarak doğum aşamasına geldikleri sürenin sonunda -anne rahminin artık kapasitesini doldurması ve bebeğin kafa çapının büyümesi nedeniyle- dünyaya gelmelerine rağmen, aslında bebeğin fizyolojik olarak barsak sisteminin olgunlaşması için anne karnında geçirmesi gereken bir 3 ay daha olduğuna inanıyor. Bebeklerin, anne karnındaki sıcaklığı, sıkışıklık hissini, düzenli sallanma hareketini ve duydukları monoton boğuk sesi istediğinden ve bunu bulamayan bebeklerin bir kısmının ayaklarını karınlarına çekip ağlamaya başladığından söz eder Dr Karp. 3 ay süren ağlama krizlerini, bebeğin anne karnında geçirmesi gereken zamanı dış dünyada tamamlamaya çalışması ile açıklamaktadır Amerikalı uzman. 

Neden her ne olursa olsun ciddi düzeyde koliği olan bebeklerde ağlamalar giderek şiddetlenip, gece geç saatlere kadar sürebilir; bu durumda ebeveynlerin tarafından hissedilen duygu ortaktır; yoğun bir çaresizlik.

Beslenme sonrasında bebeğin gazının çıkarılması gibi basit destekleyici yaklaşımların işe yaramadığı durumlarda bebeğin karnına sıcak havlu ya da su torbası ile yavaş hareketlerle masaj yapılması,  anti kolik bazı biberonların kullanımı ya da emzik verilmesi, kundağa sarma, yavaş ve ritmik hareketlerle sallama, eczanelerde satılan bazı bitkisel çaylar ya da kolik ağrısını giderici ilaçlar ailelerce sık denenen yöntemler arasındadır. Saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi sesi ile sakinleşen ya da araba gezileri ile yatışan bebeklerin sayısı da az değildir.

En önemli noktalardan biri de koliği yatıştırma çabaları içinde tükenen ebeveynin yakınlarından destek almasıdır. Kolik, anne babanın yetersiz olması, çocuğa kötü bakım vermesi ile ilgili bir durum değildir. Gelişimsel süreçte çocuğun immatüritesinden (fiziksel olarak yeterince gelişmemiş olmasından) kaynaklanan ve zamanla sonlanacak bir süreçtir. Ancak bu süreçte yakınların desteği ile zaman zaman anneye dinlenme fırsatı yaratılması, bir sonraki kolik atağında annenin daha sabırlı ve sakin olarak bebeği yatıştırma kapasitesini artıracaktır.

Ülkemizde yapılmış çok merkezli bir psikiyatrik çalışmada annede doğum öncesi ve sonrası depresyon, doğum öncesi yüksek kaygı düzeyleri, güvensiz bağlanma biçiminin olması, küçük anne yaşı ve düşük anne eğitim düzeyi; babada ise güvensiz bağlanma biçiminin olması, düşük anne eğitim düzeyi, olumsuz benlik algısı kolik ile ilişkili faktörler olarak saptanmıştır.

Her ağlamayı kolik olarak değerlendirmek doğru değildir. Yukarıda bahsettiğimiz tipik öyküye ek olarak kolik durumunda bebek normal kilo kazanımına devam eder ve muayene bulguları normaldir. Eğer bebek kilo alamıyor, huzursuzluğu süre olarak uzuyorsa, ishal, kusma, halsizlik, hırıltısı veya bir başka fizyolojik belirti varsa vakit geçirmeden bir pediatrist ile iletişime geçmek gereklidir.

Bazen anne ve babalar bu durumdan kendilerini sorumlu tutabilirler ancak bebekte kolik gelişmesi yetersiz bir ebeveyn olduğunuzu göstermez. Eşlerin birbirine vereceği destek ve zaman zaman yakınların da yardımı ile başa çıkmaya çabalanılan ve geçici olduğu unutulmaması gereken bir süreçtir.