Selda Gürsu

Bir Dakika

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Dakikalar mı kovalar günü yoksa amaçsız gelgitlerimiz, lüzumsuz demagojilerimiz mi? Peki ya göz önünde olup ilgi odağı haline gelme arzularına ne demeli? Neyiz biz? Ya da şöyle mi demeliyim, hangi yarışmaya hazırlanıyoruz biz? Yoksa aranızda bir gün silinip gideceğini kabullenemeyenler mi var? Bundan mı bu çaba, hırs? Anlayamıyorum. Kim kendini kendinden tereyağından kıl çeker gibi sıyırır? Kime göre, neye göre güzel olmaya çabalıyoruz Allah aşkına?
Kendi kendine kendi olduğu için yetebilmeli insan. Bilse de doğrudan, iyiden başka lisan anlamazlıktan gelmeli. Keyfe keder ayrıntılara kafasını yormamalı. Uyar’ın dediği gibi göğe bakmalı örneğin, aşık olmalı. Görmeli bir benlik diğer benliğe nasıl hapsoluyor. Hayal kurmalı misalen. Okumalı, görmeli yalanı, doğruyu, ikiyüzlülüğü yahut hakikiliği, uykusuzluğu, çılgınlığı. Tatmalı tüm bunları. Düşmeli belki de. Dizi kanamalı, dili tutulmalı, sağırlığa erişmeli. Tüm bunları, hepsini tatmalı. Koşmalı, koparmamalı belki de tuttuğunu, onarmalı. Bağırmamalı, susmalı. Aynı anda hem uysalı hem çılgını yaşamalı. Kendi kendine yön vermeyi öğrenmeli. Toyluğuna aldırmadan, yaşananlara korkusuzca göğüs germeli.
Ve anlatmalı. Dinleyeni olması şart değil. Duvara, kendine, kuşlara anlatmalı. Anlaşılma kaygısına bürünmeden, içinden geldiği gibi, özgürce.
Yılgınlığa gerek yok! Yaşam dediğin bir dakika. Tadarsan ne ala, tatmazsan buruk bir elveda...
Pişman ölmek...
Hayır! Yaşam dediğin bir dakika. Durma, yaşa!
Bağır arşa,
“Yok benden bir başka!
Meşalem ulaşınca arşa, aydınlatacağım sizi bir başka!”
Aydınlatan mı olmak istersiniz, aydınlanan mı?
Aydınlatan daha bilge gözükür göze, öyle değil mi? Kim nereden bilsin ışık verecek diye kendisini tükettiğini.
Ömür de böyledir işte... Bildiğinizi biliyorum, siz yine de benim dediklerime kulak verin bir dakika ...