Çağdaş Cantürk

Bu Deniz Kimin?

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Kaşla Göz Arası - 13.09.2018

Emlak Fiyatları - 05.09.2018

Doğu Seyahatim - 29.08.2018

Yaşanılmaz Yaşam Alanları - 15.08.2018

Mantıksız Dolar Yükselişi - 08.08.2018

Yaşadığın Şehirde Yaşayamaz Olmak - 01.08.2018

İnsan Nasıl Yaşar - 25.07.2018

Herkes Kapısının Önünü Süpürürse - 27.06.2018

Seçim Gürültüsü - 13.06.2018

Bayram Sakinliği - 20.06.2018

Turizme Dair - 30.05.2018

Mezuniyet - 23.05.2018

Oksimoron - 16.05.2018

Boy Sırasını Yengeçten - 10.05.2018

Çıraklığını Yapmadığın İşin Ustası Olmak - 02.05.2018

Çocuk Olmak - 25.04.2018

Ne Yazıyorsam Hayvanseverliğimden! - 18.04.2018

Bindiğin Dalı Kesmek - 11.04.2018

Bir Zaman Dilimi Olarak Hayat - 04.04.2018

Hayatı Iskalama - 28.03.2018

Manzarayı Görmek İçin Yukarı Tırmanmak - 21.03.2018

Sosyal Medyanın Çirkin Yüzü - 14.03.2018

Ticaretten Haberler - 07.03.2018

Soy Ağaçları - 28.02.2018

Çocuk - 21.02.2018

Hop Sakız Adası - 14.02.2018

Güncelleme - 07.02.2018

Ar-Ge ve Otomobil Üzerine - 31.01.2018

Okula Mola - 24.01.2018

90’lar - 17.01.2018

Cumbalı İzmir - 11.01.2018

Trendleriyle Yeni Yıl - 03.01.2018

Karınca ve Ağustos Böceği - 27.12.2017

Algıda Açıklık - 21.12.2017

Şeker Portakalı ve Zeze - 13.12.2017

Kültür Sanat Etkinlikleri - 06.12.2017

İlk Yağmurun Telaşı - 29.11.2017

Ölü Toprağı - 22.11.2017

İstanbul İzmir Arası - 15.11.2017

Hazır Bilgi - 08.11.2017

Ütopyalar Güzeldir - 01.11.2017

Kahkaha - 25.10.2017

Dönüşüm - 18.10.2017

Isınmaya başlayan havada, güneşi arkana alıp pırıl pırıl bir denize doğru yürürsün. Her adımda şapidik şupidik terliklerden çıkan ses, ayağın altına kaçan bir çakıl taşının acısıyla bölünür. Sallar ayağı çıkartırsın taşı ve devam edersin. Omzuna asılı bir havlu vardır. Dokusu ve iplikleri temas ettiği omuzda hafif bir terleme oluşturmaya başlamıştır. Denizin kokusu, denize yaklaştıkça artar. O an denizden esen rüzgara karşı omzundaki havluyu alıp serersin…
Bu anı sadece kelimelerle betimlemek çok zor. Herkese tanıdık olduğu halde herkes için tarifi bir o kadar zordur. Malum havalar ısınmışken iyice ve iş hayatından fırsat bulup denize girmeye zaman ayırabilmek şu günlerin en dillere pelesenk olan isteklerinden biri.
Evimin konumu dolayısıyla, İzmir-Çeşme çevre yolunu çok net bir şekilde görebiliyorum. Ve cuma günleri saat 17 sonrası başlayan bir Çeşme istikametli yoğunluk, pazar öğleden sonrası İzmir istikametli bir otomobil izdihamına dönüşüyor. Bu anları balkondan izlemek biraz can sıkıcı olsa da, insanların kendilerine ve ailelerine zaman ayırıp böylesine hafta sonu aktiviteleri yapıyor olmalarına ulaşım halindeyken bile tanık olmak güzel hissettiriyor.

İzmir yerlileri bu Çeşme-İzmir git-gellerini çok sık yapıyorlar. Bunun yanında çevre illerden insanlar da Çeşme bölgesine yoğun ilgi göstermekte. Fakat İstanbul-İzmir arasındaki mesafenin kısalması ve daha da kısalacak olması, muazzam sayıda bir İstanbul turistini İzmir’e çekmekte. Aslında İzmir’e değil, Çeşme’ye çekmekte. Bu turist sayısından öte, gelen turistin profilin maddi profili yüksek olduğu için, çevredeki otel, restoran, cafe, bar, beach clup, gibi hizmet sektörüne yönelik iş yapan işletmelerin hizmet kalitesi, iç mekan tasarımları, kullandıkları mobilyaların kaliteleri, servis edilen ürünlerin kalitesi, hizmet personelinin kalitesi de duruma adapte olmuş durumda. İşletmelerin kaliteleri de artmış durumda.
Bunun doğurduğu iki sonuç var. İnsanların yıllardan gelen bir denize girme alışkanlığı vardı ve havluyu serdiğin yer, senin denize gireceğin yerdi. Fakat şimdilerde, bir ücret vermeden denize girilebilecek yer sayısı çok azaldı. Yok demeye dilim varmıyor ama neredeyse yok dersem büyük bir yalan konuşmuş olmam. Özel işletmelerin denizi bu kadar hükmetmekte olmasına şahit olmak çok acı. Yıllardır denize aynı yerden giren bir aile, oranın sahil kısmının bir işletme tarafından kiralanmasıyla, o denize girememekte. Yıllardır orada kamp yapan doğaseverler, oraya çadırlarını kuramamakta. Son ses müzik, cırcır böceklerini domine etmiş durumda. Ve görüntü, bu izdihamın her sene daha da arttığını gösteriyor.
Bunun yasallığı hakkında yorum yapmak istemiyorum fakat, bu deniz kenarı konusunda kafamı karıştıran detaylar var. Devlet arazisi olan bir plajda, sırf bir siteye yakın diye insanlar çadır kuramıyorsa, bu bir adaletsizliktir ve devletin güvenlik kurumları buna çanak tutmamalıdır.