Taner Uyanıker

CHP Neden İktidar Olamıyor?

Taner Uyanıker

taner_uynkr@hotmail.com

Cumhuriyet Halk Partisi’nin neden iktidara ulaşamadığını sokaktaki vatandaşa sorarsak çoğunluğun cevabı Kemal Kılıçdaroğlu olacaktır. Bu cevabın haklılık payı olsa da meseleye sadece Kılıçdaroğlu çerçevesinden bakmak sorun için sığ kalacaktır. Sorunu ilk önce isminde halk kelimesi geçen partinin nasıl elit bir parti! konumuna geldiğinden başlayarak irdeleyelim.

AK Parti 7 Haziran seçimlerini kaybettiğinde hep şu telaffuz edildi: “Fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz.” CHP 66 yıldır iktidara gelemiyor bırakın fabrika ayarlarına dönmeyi git gide kuruluş felsefesinden uzaklaş(tırıl)ıyor. Partinin ilk kuruluşunda halk ve parti iç içe geçmişti. Atatürk devrimlerini yapmadan önce ülke gezisine çıkar bunu halka anlatır onların nabzını yoklardı. Her devrim her yapılan icraat kaynağını halktan alır onların sorunlarına eğilirdi. Buna en güzel örnek aşar vergisinin kaldırılmasıdır. Devlet savaştan yeni çıkmasına rağmen gelirin üçte birini oluşturan aşar vergisini kaldırdı. Bu vergiyle beli bükülen köylü rahat bir nefes aldı. Mustafa Kemal’in ölümü ise devrimlerin yavaşlamasına neden oldu. Neticede 1950 yılından sonra da CHP hiçbir zaman ülkede tek başına söz sahibi olamadı. Bu 66 yıllık dönemeci CHP’nin sadece halktan kopukluğuna bağlarsak yanılırız. Mesele ise daha derin. CHP halktan kopuk siyaset gütmüştür evet ama aynı zamanda halktan da kopartılmıştır. Nasıl mı o zaman 1950’den sonraki döneme bir bakalım.

1950 yılıyla beraber dünyaya açılan DP iktidarı tarımda makineleşmeye gitti. Makinenin köye girmesiyle işsiz kalan köylü şehirlere göç etti ve gecekonduların temeli atılmaya başlandı. Şehirde yalnız kalan bu mahallelerin solun kalesi olması beklenirken tarikatlar-cemaatler tarafından zapt edildi. Bu yapılanmalar eliyle Atatürk ve CHP düşmanlığı körüklendi. Gecekonduları o günlerde kaybeden CHP bir daha da geri alamadı. O yıllarda CHP dünyanın soğuk savaş içinde olması nedeniyle başka bir sıkıntının içinde buldu kendini. Sol hareketler batı bloğu içinde yer alan ülkelerin içinde de etkisini gösteriyordu. Türkiye’de bu hareketleri bastırmanın çabası içindeydi. İsmet İnönü’nün 1965 yılında parti içinde radikal solcuları tehlike olarak görmesi sonucu söylediği “ortanın solu” kavramı Adalet Partisi tarafından kullanıldı. Süleyman Demirel bunu fırsat bilip CHP’nin komünist parti olduğu propagandasını tüm ülkeye yaydı. Bunun ekmeğini de yiyerek seçimlerden iktidar olarak çıktı. Üzerine komünistlik yaftası yapışan CHP bugün bile bunun sıkıntısını çekmektedir. Amerika içinde sağ bir partinin iktidarda bulunması daha makuldü. Nitekim 1960 darbesine karşı gerçekleştirilen 1971 muhtırası solun önüne ilk seti çekti. Bülent Ecevit’in 1977’de yüzde 42 oy alması da bir şeyi değiştirmedi ve 1980 darbesi geldi. Solun üstünden silindir gibi geçen bu darbe siyasal İslam’a nefes alanı açtı. O güne kadar tarikat ve cemaatler bünyesinde kalan ve halkı Mustafa Kemal ve devrimlerine karşı dolduran kesim kendilerini yavaş yavaş devletin sahibi olarak görmeye başladı.

1980 darbesiyle beraber darbecilerin çözümü halkı siyasetten uzak tutmak olarak görmesi “Televole kültürü” nü ortaya çıkardı. Böylelikle halk uyutulmaya çalışıldı. 1980’le beraber daha da güçlenen siyasal İslam kara propagandasını CHP üzerinde daha etkili uyguladı. Bununla beraber “din düşmanı” parti olarak alttan alta lanse edilen CHP halktan koparıldı. CHP bunun böyle olmadığını kanıtlamak ve rakiplerinden rol çalmak için sağa kayma çabası içine girmesi (yeni CHP) İsmet İnönü’nün Kur’an kurslarını açması gibi hiçbir işe yaramadı. CHP ile halk arasına girme gayreti içinde olanlara partide ister istemez destek oldu ve yüzde 25’e razı bir görüntü ortaya çıktı. Hala CHP halkın içinde olmayı muhafazakarlaşmak sanıyor oysa Atatürk ne yapmış bir dönüp baksalar gerçekle karşılaşacaklar. O yüzden asıl fabrika ayarlarına dönmesi gereken bir parti varsa oda CHP’dir.