Yusuf Çağırtekin

Cimbom Bir Başka

Yusuf Çağırtekin

ysfcgrtkn@gmail.com

Önceki gün tüm Türkiye’deki futbolseverlerin gözü şampiyonluk yolunda yılın en kilit maçlarından bir tanesi olan Galatasaray-Beşiktaş derbi mücadelesindeydi. Bir tarafta 2 senedir şampiyon olan, Şampiyonlar Ligi’nde oynama alışkınlığı elde etmiş ve tecrübeli bir teknik adama sahip olan ve her şeyden önemlisi oturmuş bir oyun sistemine sahip olan Beşiktaş, diğer tarafta ise son iki sezonu çok kötü geçirmiş, bu yılbaşında kadroda büyük bir değişime gitmiş, uzun süre ligi önde götürmesine rağmen istikrar yakalayamayan hocasını gönderip, Türk futbolu ve Galatasaray’ın efsane teknik adamlarından Fatih Terim’i getirerek tekrar şaha kalkan, iç sahada 16 maçta 15 galibiyet alarak eşine pek rastlanmayan bir başarı elde eden Galatasaray vardı. Bu iki takımın mücadelesi ise gerçekten takdire şayan geçti. Futbol kalitesi çok üst düzey olmasa da derbiyi derbi yapan mücadele tarafı çok yüksek bir maç olduğunu tüm Türkiye görmüş oldu. Bu muhteşem mücadeleden galip gelen taraf ise Beşiktaş’ı sindirmeyi başaran Galatasaray oldu. Galatasaray’ı gerçekten tebrik etmek gerekir diye düşünüyorum. Her ne kadar iyi bir kadroya sahip olarak görülseler de, aslına bakarsanız Fatih Terim’in de dediği gibi sarı kırmızılıların kadro kalitesinin çok yüksek olmadığı, ligin ortalarına girilirken bariz bir şekilde görülmüştü. Özellikle hücum oyuncuları Yasin ve Eren’den gerekli katkıyı bir türlü alamayan Galatasaray, Sinan’ın da zaman zaman yetersiz performansı yüzünden bazı maçlarda gol yollarında kriz yaşamak durumunda kaldığına şahit olduk. Savunmada ise sezon başından beridir iyi bir oyun sergileyen fakat hızlı takımlara karşı ağır kalmasıyla sürekli eleştirilen Maicon ve ne zaman hata yapacağı belli olmayan Denayer ve Serdar’ın da istikrarsız olan performansları yüzünden Cimbom epey sıkıntı çekmiş, bu oyuncuların yerine oynatacak başka da futbolcu olmadığı için sürpriz puan kayıpları yaşanmıştı. Fakat Fatih Hoca’nın sistemine ayak uydurmayı başaran oyuncular Galatasaray’ı sürekli zirvede tutmuş ve Beşiktaş maçına kadar lider gelip, şampiyonluk yarışında en ciddi rakiplerinden siyah beyazlı ekibi üstün bir futbolla yenerek, son 3 haftaya lider olarak girmesini sağladı. Burada dikkat çekilmesi gereken husus ise bundan önceki yıllarda olduğu gibi sarı kırmızılı ekip, gözüne şampiyonluğu kestirdiği zaman gerçekten bir başka oynuyor!

FATİH TERİM VE ETKİLİ BEKLERİN ETKİSİ

İki gündür maçın kritiğini, tartışmalı pozisyonlarını ve teknik adamların oyun anlayışlarını usta futbol yorumcuları yapıyor zaten. Benim vurgulamak istediğim ise Fatih Hoca’nın Galatasaray için ne kadar doğru bir tercih olduğunu tekrar anlatmak olacak. Galatasaray yönetimi Tudor ile mental olarak şampiyonluk yarışından kopmak üzereyken belki de tarihin en önemli kararlarından bir tanesini alarak Fatih Hoca’nın ‘Nerede Kalmıştık?’ sözüyle göreve getirmiş ve tam bir kenetlenme ile şampiyonluk yarışının tekrar en güçlü adaylarından bir tanesi olmuştu. Bakın elinizde Fatih Terim gibi bir adam varsa ona herhangi bir hoca muamelesi yapamazsınız. Hele ki kulübün şampiyonluklarının 3’te birini bu adamla yaşadıysanız ve her zaman yarışın içinde olmayı başaran Terim’i yok saymak, futboldan anlamamak veya Terim’i kıskanmaktan başka bir şey değildir. Zira o da takımın başına gelir gelmez daha ilk günden etkisini göstererek, metal açıdan çok yıpranmış oyuncuları kendine getirmeyi başardı ve takımı tekrar şampiyonluk yoluna koyarak son 3 haftaya girerken liderlik koltuğunda oturmasıyla inanın bu dediklerimi kanıtladı diye düşünüyorum. Bunlar genel değerlendirmeler. Daha özele değinmek gerekirse, şampiyonluk yolunda Gomis’in 27 golü, Feghoili, Belhanda, Garry Rodrigues’in performansları çok önemli görülebilir fakat, bunlar kadar önemli olan bir diğer nokta ise devre arasında İnter’den transfer edilen Yuto Nagotomo ve sezon başından beridir etkili bir performans gösteren Mariano’nun performansları oldu. Martin Linnes’in de bu oyunculara ayak uydurması ile Galatasaray’ın en büyük silahlarından bir tanesi bekleri oldu. Yuto’ya da bir parantez açmak gerekir diye düşünüyorum. Uzun yıllardır bu kadar doğru bir şekilde hücuma çıkan, savunmada bu kadar doğru bir şekilde yer tutmayı bilen, yeri geldiği zaman ters kademelere çok başarılı bir şekilde girebilen bir oyuncu görmemiştim. Her şeyden önce ise verdiği mücadele ile Türkiye’deki bir çok futbolcuya örnek olduğunu düşünüyorum. Hatta bence Türkiye’deki beklere Nagotomo’nun ders vermesi gerekir diye düşünüyorum. Futbol akademilerinde Nagotomo’nun izletilerek, genç futbolculara örnek olabileceği gerçekten net bir şekilde görülüyor.

Son 270 dakika

Şampiyonluk için şimdi gerekli olan tek şey kalan 270 dakikadan galip çıkmak yani son 3 maçı kazanmak. Bence Beşiktaş’ı yenmek şampiyonluk yolunda atılmış çok önemli bir adım ama henüz hiçbir şey bitmiş değil. Bu sebeple maç maç düşünüp, öncelikle bu hafta Akhisar Belediyespor’u yenmenin hesaplarını yapmak gerektiği kanaatindeyim. Eğer maç maç düşünülürse ve ekstra şeyler olmazsa, Galatasaray elindeki puan avantajıyla 21. Şampiyonluğunu ilan etmeye çok yakın!