Çağdaş Cantürk

Çocuk Olmak

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Vasıfsız İnsan Fazlalığı - 26.09.2018

Kaşla Göz Arası - 13.09.2018

Emlak Fiyatları - 05.09.2018

Doğu Seyahatim - 29.08.2018

Yaşanılmaz Yaşam Alanları - 15.08.2018

Mantıksız Dolar Yükselişi - 08.08.2018

Yaşadığın Şehirde Yaşayamaz Olmak - 01.08.2018

İnsan Nasıl Yaşar - 25.07.2018

Bu Deniz Kimin? - 04.07.2018

Herkes Kapısının Önünü Süpürürse - 27.06.2018

Seçim Gürültüsü - 13.06.2018

Bayram Sakinliği - 20.06.2018

Turizme Dair - 30.05.2018

Mezuniyet - 23.05.2018

Oksimoron - 16.05.2018

Boy Sırasını Yengeçten - 10.05.2018

Çıraklığını Yapmadığın İşin Ustası Olmak - 02.05.2018

Ne Yazıyorsam Hayvanseverliğimden! - 18.04.2018

Bindiğin Dalı Kesmek - 11.04.2018

Bir Zaman Dilimi Olarak Hayat - 04.04.2018

Hayatı Iskalama - 28.03.2018

Manzarayı Görmek İçin Yukarı Tırmanmak - 21.03.2018

Sosyal Medyanın Çirkin Yüzü - 14.03.2018

Ticaretten Haberler - 07.03.2018

Soy Ağaçları - 28.02.2018

Çocuk - 21.02.2018

Hop Sakız Adası - 14.02.2018

Güncelleme - 07.02.2018

Ar-Ge ve Otomobil Üzerine - 31.01.2018

Okula Mola - 24.01.2018

90’lar - 17.01.2018

Cumbalı İzmir - 11.01.2018

Trendleriyle Yeni Yıl - 03.01.2018

Karınca ve Ağustos Böceği - 27.12.2017

Algıda Açıklık - 21.12.2017

Şeker Portakalı ve Zeze - 13.12.2017

Kültür Sanat Etkinlikleri - 06.12.2017

İlk Yağmurun Telaşı - 29.11.2017

Ölü Toprağı - 22.11.2017

İstanbul İzmir Arası - 15.11.2017

Hazır Bilgi - 08.11.2017

Ütopyalar Güzeldir - 01.11.2017

Kahkaha - 25.10.2017

Dönüşüm - 18.10.2017

Yani anne babaya borçlanmak.

Seçemediğin ve sonrasını bilmediğin bir boş sayfaya imza atmak.

Masum ve biçare olarak geldiğin dünyada, neler olup bittiğini anlamadığın için ve henüz konuşmayı bile bilmeyen bir bebek olduğun için ağlayıp yıllarca uyku uyutmamak anneye babaya. Ağlamalar kesilince ‘hayır size rahat henüz yok’ dercesine yeni dertleri sunmaktır çocuk olmak.

Plastik kalıp tabanlı terliğin arkasıyla vurmak istemeyi arzulatan bir cümle var ya ergenlerin dilinde…

‘Dünyaya getirirken bana mı sordunuz?’

Sahiden de kimse soramıyor ebeveynlerine. Seçme şansı yok. Günahsız ve olan bitenden bihaber yavrucağız, artık pek de masum olmayan dünyaya geliyor. Abuk bir mücadelenin bir parçası oluyor.

50 hafta çalışıyor, 2 hafta tatil yapabilmek için.

9 saat çalışıyor, 4-5 saat kendine zaman ayırabilmek için.

13 sene okula gidiyor. Üniversiteye girebilmek için.

18 sene okuyor, meslek kazanabilmek için.

Bu kadar meselenin olduğu dünyaya geliyor. Haksız da değil galiba sorgulamak için.

‘Bana mı sordunuz?’

Anneler babalar varını yoğunu ortaya koyuyorlar. Bu soruyu almamak için. Dahası, canlarından canlanan parçanın mutlu olması için. Uykusuz geceler boyu besleyip, altını temizleyip hayatlarını bir kaosa çeviriyorlar. Aman hastalandı mı, okulda hastalık kaptı mı, aşısı, ödevleri, okul taksitleri, kıyafeti, kursları, sosyal aktiviteleri, oyuncağı, geleceğe dair yatırımı falan filan falan filan derken çocuk da aslında annesine babasına limitsiz ve karşılıksız bir borçlanma içine girmiş oluyor. Maddi, manevi hatta zaman olarak bir borçlanma.

Bana mı sordunuz? kaçamağı olmayan bir borçlanma. Çünkü siz dünyaya getirdiniz. Bilerek ve isteyerek. Çocuğun seçme şansı yokken sizin seçme şansınız vardı.

Dünyaya bir melek gibi gelen çocuklar, güzeli görüp güzeli öğrendikleri gibi kötüyü görüp kötüyü de öğrenebiliyorlar. Hayata getirdiğimiz çocukların geleceklerini doğru kurgulayıp onlara merhametle davranmalıyız. Onların bu mücadelede olmalarına sebep biziz.

Bu hafta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladık.

Yollarda, caddelerde, stadlarda, salonlarda heyecanla gösterisini yapan masum çocuklarımızın gününü. Hep aynı masumlukla ve barış içinde kalmalarını dilediğimiz çocuklarımızın gününü buradan kutlamış olalım..