Düzgün Yalçınkaya

Dağlara Buğdaylar Serpin

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

10 Ata Altın mı Yoksa Asgari Ücretli mi Daha Fazla Kazanır? - 27.02.2020

Keynes ve Merkez Bankası - 22.02.2020

Suriye, Kıbrıs ve Libya Paralelinde Türkiye - 20.02.2020

İşsizler Şehri: Türkiye’nin En Kalabalık İkinci Şehri - 15.02.2020

Doğu Akdeniz’deki Çıkarlarımız ve Libya Süreci - 11.01.2020

Keşke Faiz Olmasa, Keşke Keşkeler Olmasa - 27.07.2019

Yaşam Amacı Ölüm Olan Birisi! - 02.06.2019

Yaşam  Amacı Ölüm Olan Birisi! - 01.06.2019

Enerjisi ve Zamanı Çok, Parası Az Gençler - 27.04.2019

Yarına Borcun Var TÜRK GENÇLİĞİ! - 13.04.2019

Ekonomiye Dair Merak Edilenler - 23.02.2019

Hakkınızı Yedirmeyin! - 19.01.2019

Bugün Mal ile Gerektiğinde Can ile - 08.12.2018

Ekmeğe Zam Yapılmasın, Yapılmasın da! - 06.10.2018

Güçlü Türkiye İçin! - 22.09.2018

Dönülmez Akşamın Ufkundayız - 01.09.2018

Barışınız Zafer Olsun - 18.08.2018

İşinizi Düzgün Yapın! - 04.08.2018

Yeni Bir Dünya Kurulur, Türkiye Yerini Alır! - 28.07.2018

Ekonomiye Kısa Bir Mola; Mordoğan - 21.07.2018

3.Dünya Savaşı - 14.07.2018

Tehlikenin Farkında Mıyız? - 07.07.2018

Öğrenmeyi Öğretmek - 30.06.2018

İyilik Meleği IMF - 16.06.2018

24 Haziran’a Giderken - 19.05.2018

Türkiye AB’ye Nasıl Üye Olur? - 12.05.2018

İzmir’de Konut Piyasası - 05.05.2018

Türkiye'de Turizm - 28.04.2018

Belirsizliğin Belirliliği - 21.04.2018

Dolar 4.19 - 14.04.2018

Emek Sermaye ve Sosyal Politika - 07.04.2018

Türkiye’de Girişimci Olmak... - 31.03.2018

Uber - 24.03.2018

Bedava Peynir - 17.03.2018

Türkiye Ekonomisinde Kadının Rolü - 10.03.2018

İzmir’in Türevi Mersin - 03.03.2018

Kalkınmanın Temeli - 24.02.2018

Mutluluğun Resmi Samsun Pidesi - 17.02.2018

Türkiye’de Katılım Bankacılığı - 10.02.2018

Kıbrıslılar gibi Gıprıs demek - 03.02.2018

Fakirler Olmasa Zenginler Aç Kalırdı - 27.01.2018

Neden Üretmeliyiz? - 20.01.2018

Gelecek Geliyor - 13.01.2018

Blockchain ve TANGLE ile Gelecek Geliyor - 06.01.2018

Nesnelerin İnterneti ile Gelecek Geliyor - 30.12.2017

Yapay Zeka ile Gelecek Geliyor - 23.12.2017

Endüstri 4.0 ile Gelecek Geliyor - 16.12.2017

Son Enflasyon Oranları Bize ne diyor? - 09.12.2017

Bitcoin - 02.12.2017

Faizler Neden Düşmüyor? - 25.11.2017

Para Ne Ola ki? - 18.11.2017

Kafama Takılıyor - 11.11.2017

Esnaf gibi ‘esnaf olmak’ - 04.11.2017

Ege Ekonomik Forum 2017 - 28.10.2017

İşsizliğe Farklı Bir Bakış - 21.10.2017

AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ - 15.10.2017

Okuma(ma) Alışkanlığımız - 08.10.2017

Öğrenmeyi Öğrenmek! - 01.10.2017

Adem Yarıcı, Hatay’da valilik binasının önünde kendini yaktı, hayatını kaybetti. 3 çocuk babası olan Adem Yarıcı’nın, uzun süredir iş bulamadığı ve çocuklarım aç diyerek kendini yaktığı öğrenildi. 
Bu acı kaybın sonrasında ise iki ideolojik taraf ortaya çıktı. Birinci taraf Adem Yarıcı’nın psikolojik sorunları olduğunu öne sürerken, ikinci taraf bu intiharın, ülkenin kötü yönetilmesinin, ekonomik krizin yansıması olduğu görüşünde. 
Şimdi taraf olmayan bertaraf olur düşüncesinden uzak bir şekilde, tarafların bakış açılarını irdeleyelim.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Adem Yarıcı’nın psikolojik sorunları olduğu ortada. Psikolojik sorunları olmayan kimse, kendi üzerine benzin döküp yakmaz, yakamaz. Çünkü bu, insan yaratılışına aykırı bir eylem. Psikolojik sorunları olsa bile Adem Yarıcı kendisini valilik binasının önünde yakacak kadar bilinçli. Bu da vermek istediği bir mesaj olduğunu destekliyor. Yaptığı eylemin bedelini canıyla ödediği, blöf olmayan, yüzde 100 bir eylem. Olanın olduğu, ölenin öldüğüyle kaldığı bir eylem.
İdeolojik taraflardan diğerinin eleştirdiği konuya gelirsek; Hani ülke kötü yönetiliyor, intiharın sebebi ekonomik kriz diyenlere; Ülke sınırları içerisinde her birey birbirinden sorumludur. Türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde bir insan açlıktan yaşamına son veriyorsa bunun sorumlusu sadece ekonomik kriz vb. olamaz.
Hepimiz sorumluyuz.
Bu ülkeyi soyan gözü doymazlar, bu garibana iyi bakın. Bu babanın adı Adem Yarıcı.” diyenler, böyle diyerek bu sorumluluktan kurtulamaz. Kimse vicdan azabı çekiyor, çıkmaza giren insanlarımıza üzülüyor gibi davranmasın. Suçlu arayan varsa da aynaya baksın. 
Orta Doğu’nun ortasındaki bu güzel ama yaşaması bir o kadar zor ülkemiz de nice Adem’ler var.
Böyle üzücü bir olayın bir daha yaşanmaması için mücadele etmeli, bir sonraki intiharda suçlanılacak taraflar aramayı ya da intiharın sebebi bu değil şu demeyi acilen bırakmalıyız.
Hani yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkemizde psikolojik sorunları da olsa birileri açlığı, işsizliği gerekçe gösterip intihar ediyorsa; “Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler” diyen Hz. Ömer’in inandığı din olan İslam’ın ümmeti olduğumuzu unutalı çok olmuş gibi. Yoksa biz, empati duygusundan yoksun, sadece kendini düşünen, kendini beğenmiş, ahireti unutmuş bir topluluk mu olduk?
Ülkece yapmamız gereken, ahlaki değerlerimiz üzerine yoğunlaşmak.
Çünkü vicdan, koşarak uzaklaşıyor.