Aslı Şen

Disleksinin teşhisi

Aslı Şen

aslisen@aslisen.com.tr

Disleksi, sesleri ayrımlaştırma ve seslerle harfler ve kelimeler arasındaki ilişkiyi kurmadaki zorlukla kendini gösteren bir öğrenme güçlüğü çeşididir. “Özel öğrenme güçlüğü, disleksi” gibi sözcükleri duyunca insanların aklına sıklıkla zihinsel yetersizlik gelir, öğrenme güçlükleri sıklıkla zihinsel yetersizlikle karıştırılır. Öğrenme güçlükleri kişinin okuma, yazma ya da matematik gibi belli alana özgü sıkıntılarını işaret eder.  Kişinin zekası normal düzeydedir hatta üstün zekalı bireylerde de görülebilir. Anne babalar ve eğitimciler disleksinin bir zeka problemi olmadığını gözden kaçırılmamalıdır. Çocuklar çoğunlukla zekalarında bir sorun varmış gibi hissederler bu algıyı kırmak akademik destek kadar önemlidir.

Özel öğrenme güçlüğü (disleksi, disgrafi, discalculi) tanısı genelde ilköğretimin ilk yıllarından önce konulmaz ancak bazı belirtiler okul öncesinden özel öğrenme güçlüğüne dair sinyaller verebilir. Dil gelişiminde gecikme, kelimeleri yaşıtlarından daha fazla yanlış söyleme, bildiği halde nesne ve kişilerin adlarını hatırlayamama, kelimeleri bulmakta güçlük (örneğin; çekiç demek istediğinde “çakılan şey” diyebilir), kavramaları karıştırma, kavramları öğrenmede zorluk (zıt kavramlar, yön kavramaları), el göz koordinasyonunda zorlanma, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama gibi bazı özbakım becerilerinde zorlanma, sayıları haftanın günleri gibi sıra takibi gerektiren becerileri öğrenmede güçlük gibi bazı belirtiler özel öğrenme güçlüğünü işaret ediyor olabilir. Erken tanı ve erken destek çocukların ileriki yaşlarda özellikle okulda yaşayacakları sıkıntıları azaltmada çok önemlidir. Herhangi bir şüphe durumunda mutlaka müdahale edilmelidir. Diğer türlü çocuğun gelecek hayatıyla ilgili risk almış oluruz.

İlköğretim döneminde özel öğrenme güçlüğü belirtileri daha da ön plana çıkar. Genelde tanı ilköğretimin ilk yıllarında konur. Çocuğun zekasından şüphe duyulmazken çocuk bazı konularda başarısızlık gösterir. Örneğin, matematikte çok iyiyken okumada sürekli yaşıtlarına göre yavaş okumaktadır. Okumayı zor öğrenme, okuma hızının yavaş olması, bazı harfleri rakamları karıştırma (b/d, v/f, k/ğ, c/ç, 6/9 gibi), okurken heceleri ters okuma, hece atlama, harf ekleme, kelime sonlarını uydurma, satır atlama, okumaya karşı isteksizlik, okuduğunu anlatmakta, özet çıkarmada sıkıntılar görülebilir. Zamanı (dün, bugün, yarın gibi) ve yönleri karıştırabilirler. İlköğretim döneminde bu belirtilerin görülmesi durumunda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Ne kadar erken o kadar çok ilerleme demek.

Disleksiyi tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yok maalesef ancak yoğun ve uygun eğitimle disleksinin yarattığı zorluklar azalabilmekte. Çocukluklarında bu tanıyı almış kişiler uygun müdahalelerle mutlu, başarılı bir yaşam sürebilmekte. Uygun bir eğitim programı oluşturmak çok önemli, okuma zorluğu yaşanması 1. sınıf müfredatının baştan çalıştırılacağı anlamına gelmez. Çocuğun yaşadığı spesifik sıkıntılara örneğin işitsel ayrımlaştırma, işitsel görsel bütünleme gibi sıkıntıların giderilmesine yönelik bir program uygulanmalıdır.  Eğitim desteğinin yanı sıra çocuğa zorlukların üstesinden gelebileceğinin hissettirilmesi çok önemli. Çocuklar sürekli çabalayıp başaramadıkları hissine kapılınca çalışmayı ve çaba göstermeyi bırakıyorlar. Eğitimin bir önemi de çocukların başarabilecekleri duygusunu tekrar kazanmalarına yardımcı olmak. Aile ve eğitimciler çocuklara asla ‘Yapamıyorsun, beceriksizsin’ gibi ifadeler kullanmamalı, onları yaşıtlarıyla karşılaştırmamalıdır. Çocuklar genelde “İstese başarır yeterince çalışmıyor, çabalamıyor” gibi cümlelerle karşılaşıyorlar. Aslında bu bir yanılgı; çabalıyorlar ancak hedefe ulaşmak için organize olamıyorlar ya da başarabilecekleri kadarını yapıyorlar. Eğer bir kişi sürekli ‘Yapamıyorsun, olmuyor’ ifadelerini duyarsa çabalamaktan vazgeçer. Disleksi olan çocuklara yaklaşırken içinde oldukları bu benlik durumunu aklımızda bulundurmalıyız.