Cem Yavuz

Divan-ı Hümayun

Cem Yavuz

cemyavuz@ilksesgazetesi.com

Osmanlı döneminden bahsetmeye devam ediyoruz. Bugünkü yazımda sizlere Divan-ı Hümayun hakkında bilgi vereceğim. Devlet işlerini görüşmek için, padişah başkanlığında toplanan divana, Divan-ı Hümayun adı verilmiştir. Divan, eski Türk devletlerinden esinlenerek meydana getirilmiştir. Divan-ı Hümayun, ilk olarak Orhan Bey döneminde toplanmaya başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar divana padişah başkanlık etmiştir. Fatih’ten itibaren başkanlık veziri azama bırakılmıştır. Bu, veziri azamın yetkilerinin de arttığını gösterir. Padişah ise toplantıları perde arkasından yalnızca dinlemekle yetinirdi. Divanda alınan kararlar, kanun niteliğindeydi.
Divanı Hümayun’un en önemli özelliği hangi dine mensup olursa olsun kadın erkek herkese divan kapısı açıktı. Haksızlığa ve zulme uğrayanlar divana gelip şikayetlerini dile getirmede özgürdüler. Bu olay valilerin ve askerlerin de şikayet edilebildiği anlamına gelmektedir. Halk her zaman hakkını arama konusunda serbestti.
Divana devlet görevlileri katılırdı. İdari işlere veziri azam, arazi işlerinde nişancı, dini ve hukuki işlerde kazasker ve mali konulara da defterdar bakardı. Ayrıca divanda alınan tüm kararlar defterlere kaydedilir ve defterhanede saklanırdı. Divana daimi üyeler haricinde katılan görevliler de vardı. Bunlar reisülküttab, kapıcılar kethüldası ve çavuşbaşıydı. Divan toplantısı bittikten sonra Yeniçeri Ağası da padişahın huzuruna kabul edilirdi.
Veziri azam padişahın vekili olarak divanda yer alırdı. Kendisi mührü hümayunun da sahibiydi. Bilinen ilk veziri azam Çandarlı Halil Paşa olduğundan, divana başkanlık eden ilk veziri azam da Çandarlı Halil Paşa olarak bilinmektedir. Veziriazam seferde olduğu zaman divana başkanlık etmesi için yerine kefil bırakırdı. Bu vekile Sadaret Kaymakamı adı verilirdi.
Şeyhülislam ise dini kimliğinden ötürü divana katılmamaktaydı. Zira Şeyhülislam divanın almış olduğu kararlarda fetva verebildiğinden, toplantıların dışında tutulmuştur. Bu kararla devlette ikilik oluşmasının önüne geçilmiştir. Şeyhülislam ancak 19. yüzyılın başında o dönemki divana katılabilmiştir.