Düzgün Yalçınkaya

Dönülmez Akşamın Ufkundayız

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Barışınız Zafer Olsun - 18.08.2018

İşinizi Düzgün Yapın! - 04.08.2018

Yeni Bir Dünya Kurulur, Türkiye Yerini Alır! - 28.07.2018

Ekonomiye Kısa Bir Mola; Mordoğan - 21.07.2018

3.Dünya Savaşı - 14.07.2018

Tehlikenin Farkında Mıyız? - 07.07.2018

Öğrenmeyi Öğretmek - 30.06.2018

İyilik Meleği IMF - 16.06.2018

24 Haziran’a Giderken - 19.05.2018

Türkiye AB’ye Nasıl Üye Olur? - 12.05.2018

İzmir’de Konut Piyasası - 05.05.2018

Türkiye'de Turizm - 28.04.2018

Belirsizliğin Belirliliği - 21.04.2018

Dolar 4.19 - 14.04.2018

Emek Sermaye ve Sosyal Politika - 07.04.2018

Türkiye’de Girişimci Olmak... - 31.03.2018

Uber - 24.03.2018

Bedava Peynir - 17.03.2018

Türkiye Ekonomisinde Kadının Rolü - 10.03.2018

İzmir’in Türevi Mersin - 03.03.2018

Kalkınmanın Temeli - 24.02.2018

Mutluluğun Resmi Samsun Pidesi - 17.02.2018

Türkiye’de Katılım Bankacılığı - 10.02.2018

Kıbrıslılar gibi Gıprıs demek - 03.02.2018

Fakirler Olmasa Zenginler Aç Kalırdı - 27.01.2018

Neden Üretmeliyiz? - 20.01.2018

Gelecek Geliyor - 13.01.2018

Blockchain ve TANGLE ile Gelecek Geliyor - 06.01.2018

Nesnelerin İnterneti ile Gelecek Geliyor - 30.12.2017

Yapay Zeka ile Gelecek Geliyor - 23.12.2017

Endüstri 4.0 ile Gelecek Geliyor - 16.12.2017

Son Enflasyon Oranları Bize ne diyor? - 09.12.2017

Bitcoin - 02.12.2017

Faizler Neden Düşmüyor? - 25.11.2017

Para Ne Ola ki? - 18.11.2017

Kafama Takılıyor - 11.11.2017

Esnaf gibi ‘esnaf olmak’ - 04.11.2017

Ege Ekonomik Forum 2017 - 28.10.2017

İşsizliğe Farklı Bir Bakış - 21.10.2017

AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ - 15.10.2017

Okuma(ma) Alışkanlığımız - 08.10.2017

Öğrenmeyi Öğrenmek! - 01.10.2017

Üniversite de çok sevdiğim bir hocam İktisada Giriş dersinde bizlere; İktisat bilmek güzel şey, öğrenirseniz bilirsiniz ama bu bilgi sizi mutlu etmez derdi. Çünkü neyin, neden, nasıl olduğunu, olacağını bilirsiniz.
Sene 2018 Ağustos’un en sonu, bugün dolar 6.84’ü euro 8 TL’yi gördü. Bürokratların yeterli çabayı göstermediğini düşünenlerdenim. Yapısal uyarlama diyoruz, ithalatı daraltıp ihracatı artırarak cari açığı kısalım diyoruz, tasarruf yapalım tüketim çılgınlığına bir dur diyelim diyoruz. Olmuyor, olmuyor, olmuyor.
Türkiye’nin en önemli sorunu ne diye kafa yorduğumuzda genellikle ileri teknoloji üretememe sorununda karar kılınıyor. İhracat rakamlarımız içerisinde, yüksek teknolojili ürünlerin payının düşük, ithalatımızda ise tam tersi bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Zira son açıklanan rakamlara göre Temmuz ayı ihracat miktarımızın yalnızca %2.8 gibi bir kısmı yüksek teknolojili nihai mallardan oluşurken, bu ithal ettiğimiz ürünlerde %13.5. Türkiye ileri teknoloji talep eden bir ülkeyken, üretim arzı düşük ve orta teknolojili ürünlerden oluşuyor. Bu da daha fazla dışarıdan ürün ithal edilmesine, netice de ise cari açığa neden oluyor.
Türkiye de arz ve talep uyuşmazlığı cari açığa neden oluyor. İç piyasada arz ve talebin birbirini desteklemesi için yüksek teknolojili üretim oranının artırılması gerekiyor. Bu şu demek; Kendi mobil cihazımızı, arabamızı, bilgisayarımızı, klimamızı vb aklınıza gelebilecek, kullandığımız yabancı menşeli her ne varsa üretip, iç piyasaya sunmamız gerekiyor.
Yoldan geçen herhangi birini çevirin bu ekonomi nasıl iyiye gider, refah nasıl yükselir diye sorun, vereceği cevap üretmeden tüketmenin bedelini yoksullukla ödüyoruz. Arabayı, telefonu üret bak bakalım nasıl yoluna giriyor işler diyecektir.
Ben size asıl sorun, sorunun çözümünden bahsedeyim. İhtiyacımız olan bilgi üretimini sağlayacak nesilleri yetiştirmenin yolu eğitimde yapısal reformlardır. Yani sil baştan yeni bir eğitim sistemi. 21.yy gerçekleriyle örtüşen, ezberci değil yoruma, sürekli öğrenmeye dayalı, teknoloji ile iç içe bir eğitim.Dönülmez akşamın ufkundayız. Eğitim sorunu ya çözülecek ya da yine hüsran. Bilgiyle kalın.