Mehmet Emin Değer

EKONOMİDE KARAMSARLIK DÖNEMİ

Mehmet Emin Değer

emin@degergroup.com

AK Parti’nin tek başına iktidarında herkesin umudu haline gelen Türkiye’de son zamanlarda karamsarlık hâkim oldu. Büyüyen, gelişen Türkiye’den bu hale neden gelindi. İç ve dış birçok faktörleri vardır. Ama en önemlisi ülkedeki siyasi istikrarsızlıktır. 7 Haziran’da millet hiçbir siyasi partiye tek başına iktidarı vermedi. Türkiye’de siyasi ve ideolojik bölünmüşlük belirsizliği arttırdı. Türkiye’nin büyümesi tek başına mümkün değildir. Yabancı sermayeye ihtiyacımız vardır. Siyasetin istikrarlı olduğu dönemlerde Avrupa’dan da Körfez ülkelerinden de sermaye çekti. Dünya’daki olumsuzluklara rağmen Türkiye hatırı sayılır bir büyüme kaydetti. İçeride ve dışarıda olumsuz algıların gün gittikçe artması, haklı veya haksız olması fazla bir şey fark etmiyor.

Avrupa’dan sonra en önemli partnerimiz olan Ortadoğu’daki çalkantılar, ihracatımızı, ticaretimizi daraltıyor. Ortadoğu’nun tek gelir kaynağı olan petrol fiyatlarının düşüşü, ham petrol varilinin 115 dolardan 45-50 dolara gerilemesi alım gücünü azaltmıştır. Terörden dolayı yatırımların yapılamıyor olması özellikle Irak’ta petrolün dünya pazarına ulaşımındaki aksaklık, Kürt yönetimi ve merkezi hükümet arasında paylaşımdaki anlaşmazlık ayrı bir sıkıntı sebebidir. Nakliye sektöründe daralma bunun en önemli göstergesidir. Gelişi güzel büyüyen sektörün milyarlarca yatırımın atıl duruma düşmesi milli servetin heba olmasıdır. Sayıları binleri bulan tırlar park ve garajlarda boş duruyor, çalıştığı zamanlarda da para kazanmıyor. Sektörel bazda yeni bir takım düzenlemelere ihtiyaç vardır. Sektörün otoriteleri ile devlet kurumlarının bir araya gelerek yeni bir takım tedbirlerin alınması zaruret haline gelmiştir.

Serbest piyasa ekonomisi deyip işten anlamayan bir sürü yeni oyuncuların sisteme dahil edilmesi, yanlışlıkları, suistimalleri beraberinde getiriyor. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu sayıda araç parkının olması, gerekirse Ulaştırma Bakanlığınca verilen belgelerin sınırlandırılması gözlenmektedir. Güneydoğu’da geçmişte ekonomik manada terörden çok çekmişti. Son senelerdeki çözüm sürecine bağlı olarak bahar havasının estirilmesi ciddi manada yatırıma gidilmişti. Mesela yılda 1,5 milyon turist alan Mardin’de şu an itibari ile bütün oteller bom boştur.

Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için, ekonomik hamleler için yeni bir hikayeye ihtiyacımız vardır. Oda top yekün bir milletin barışı, huzuru, kalkınmayı başarmak için herkesin ve her kesimin elini taşın altına sokmasıyla mümkündür. Dünya’da herkesten çok buna muhtaç ve mecburuz. Türkiye’yi barış adası ve cazibe merkezi haline getirmek mecburiyetindeyiz.

NOT: Akrabalarıyla dost olduğum hemşerimiz Prof. Aziz Sancar’ı Nobel ödülünü aldığından dolayı tebrik ediyor, Türkiye’mize ve Mardin’imize bu gururu yaşattığı için teşekkür ediyor, sayılarının çoğalmasını diliyorum.