Selda Gürsu

Empati, Empati, Empati!

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Muhakeme etmeyi ne zaman öğreneceğiz dostlar? Okları başkasına döndürmeden önce kendimize çevirmeyi ne zaman öğreneceğiz? İnsanları ötekileştirip egomuzu doyurmayı ne zaman bırakacağız?
Bugün sizlere insanlar tarafından kabul görülmeyen, dilleri anlanmak istenmeyen, cinsel kimlik bozukluğu yaşayan bireylerin içsel çöküntülerinden bahsedeceğim.
Dünya Sağlık Örgütü’nce 1922’de cinsel kimlik bozukluğu olarak tanımlanan cinsiyet disforisinin doğuşu neredeyse insanlık tarihinin başlangıcı kadar eski zira yirminci yüzyılda üzerinde deney ve gözlemler dahilinde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.
Bu sorunu yaşayan bireylerin cinsiyeti ve kendisi arasında uyuşmazlık vardır. Bu uyuşmazlık da beraberinde kişinin cinsel kimliğinde birtakım değişmeler meydana getirir. Birey, kalan yaşantısına karşı cinsin bir üyesi olarak devam etmeyi ve toplumca kabul görülmeyi diler. Gelelim görelim ki bu sancılı bir döneme sebebiyet verecektir. Çünkü kendisinin gösterdiği özveriyi başkalarında mumla arayacaktır, yalnızlığa itilip bir nevi boykotlanacak; iş bulmakta zorlanacak, sosyal bağları kopma noktasına gelecek ve kendini hiç olmadığı kadar boşlukta hissedip kötü alışkanlıkların himayesi altına girecektir kayıtsızca.
Cinsiyet disforisinin nedeni hakkında birçok fikir ortaya atılmıştır. Bunlara değinecek olursak: Cinsel kimliği etkileyen başlıca etken, yetiştirilme tarzıdır. Reddedilme, istismar, ilgisiz anne-baba, aile içi şiddet gibi çocukluk çağında yaşanan tramvalar başlıca etkenlerdir. Bu etkenler de beraberinde ayrışmayı getirir. Bu ayrışma ise ergenlik çağında kendini gösterir. Cinsel kimlik bozukluğu yaşayan bireylerin en belirgin özellikleri şunlardır: kendi uzuvlarını olmak istediği cinsiyet gibi düşünmeleri, kadınken erkek gibi hissediyorsa göğüs ve kalça çıkıntıları gibi kadınsı özelliklerini yok sayması, geçiş yapmak istediği cinsiyet gibi tepkiler vermesi vs.
Yapılan araştırmalar, kadından erkeğe cinsiyet değiştiren bireylerin, erkekten kadına cinsiyet değiştirenlerden toplumca daha az tepki gördüğünü ortaya koymuştur. Yine edinilen bilgiler erkekten kadına cinsiyet değiştirenlerin, kadından erkeğe cinsiyet değiştirenlerden daha fazla IQ seviyesi olduğunu kanıtlamıştır.
Cinsiyet disforisi tanısı konulmuş bireylere psikolojik açıdan iyi hissetmeleri bakımından cinsiyet değişikliği önerilmektedir. Buna müteakip Medeni Kanun’un 40.maddesinde bazı şartlar koşulmuştur. Bu şartlara göre; Bireyin 18 yaşını doldurması, evli olmaması ve içinde bulunduğu duruma dair sağlık raporunun olması gerekmektedir.
Cinsel kimlik bozukluğu, ha deyince meydana gelen bir sorun değildir fakat yapılan yorum ve eleştiriler o kadar ağır ki! Suçlarcasına, öylesine soğuk ki… Sevgili okuyucularım, dikkatinizi çekerim; bu, sonradan meydana gelen bir problem değil. Hele boykotlanacak bir problem hiç değil! O dışlanıp ötekileştirilmenin bedelini kötü alışkanlıklar edinerek ve kendilerine zarar vererek ödüyorlar. Sizin öylesine attığınız lafların hakaretten dolmuş zihinlerinde nasıl yer ettiğini bilemezsiniz… Empati, empati, empati!
Şimdi durup düşünün, “bir insan neden durduk yere cinsiyet değiştirsin, biz bunu neden kabul görmüyoruz, neden saygı duymuyoruz?” diye.
Okları bir kez olsun kendinize döndürdüğünüz, saygı ve sevgi dolu yarınlara!