Muhammet Tunç

Erdoğan ile oluşan yeni bir politik konsept

Muhammet Tunç

tunc47@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
Soğuk savaş döneminden kalma iki kutuplu dünyada, ezilen ulusların temsilciliğini Tayyip Bey yapıyor. Bazı ülkelerin devlet başkanları ise bu küresel güçlere kurşun sıkabilmek için Tayyip Bey’in arkasına sığınıyor. Çünkü; kendi ülkeleri, ulusal güvenlikleri açısından ciddi anlamda abluka altına alınmışlardır. Sadece Almanya’da dahi Amerika’nın kaç tane askeri üssünün olduğunu bilmek bu ablukayı anlamak için yeterde artar bile…
Almanya; Türkiye ile Rusya’nın stratejik ortaklığını, kendi dış politikası açısından ne kadar önemli olduğunun farkına vardı. Bu farkındalığın sonucu olarak yavaş yavaş Türkiye ile yakınlaşmaya çalışıyor. Bu durumun birçok ekonomik ve politik nedenleri var. Örneğin; Rusya’nın doğalgaz vanalarını kapatması halinde Almanya’da kaç fabrika çalışabilir?
Almanya, Türkiye’nin jeostratejik önemini bildiği gibi, Rusya üzerindeki Türkiye’nin reel politik konumunu da iyice öğrenmiştir.
Ülke olarak küresel güçlerle girdiğimiz bu savaşta kesinlikle taviz vermememiz gerekiyor. Eğer taviz verirsek, şu anki diplomatik, politik ve kısmen de ekonomik kazanımların hepsini kaybederiz. Bunun farkında olarak yeni bir siyaset algısı oluşturmalıyız. Tıpkı yeni bir sisteme adım attığımız gibi.
Artık, Amerikalı müşavirlerin bakanlıklarda cirit attığı Türkiye’deki eski dönemler bitmiştir…
Dolayısıyla; Türkiye, Avrupa Birliğinin önemini küçümsememekle birlikte AB konseptini de aşmış durumdadır. Mülteci sorununda AB ülkelerinin, Avrupai değerleri nasıl ayaklar altına aldığını bütün dünya görmüştür. Türkiye; -her şeye rağmen- sahip olduğu devlet bilincinin şuuruyla, kaç milyon mülteciye kucak açtığını bütün dünya görmüştür.
Son olarak Katar’a değinelim. Katar; Amerika’nın bütün siyasal baskılarına rağmen, yürütülen bu ekonomik savaşta Türkiye’ye destek çıkmıştır. Süreç içerisinde daha fazla destek çıkmaya devam edecektir…
Doğrusu ezilen bütün uluslar kendilerine bir hami arıyor. İşte aradıkları o hami, Türkiye’dir.Bu hamiliği; İngiltere, Amerika, AB ülkeleri ve Arap Coğrafyası da çok iyi biliyor. Türkiye’nin itiraz ettiği, muhtemel ikinci İsrail Devleti olması planlanan Barzanistan’a karşı çıkması, bu hamiliğe namzet olan gücün en açık göstergesidir.
Artık uluslararası ilişkilerin seyri, yeni bir form ve içerik almaktadır. Türkiye; liyakatli kadrolarla kendi bürokrasisini doldurursa, bu yeni uluslararası ilişkilerdeki siyasetin formunun ve içeriğinin hakkını layıkıyla verebilir. Hülasası, Türkiye’nin önü apaçıktır.