Düzgün Yalçınkaya

Esnaf gibi ‘esnaf olmak’

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Geçtiğimiz hafta Karabağlar sanayisinde çalışan arkadaşım, Hakan Ayazma’yı dükkanlarında ziyaret ettim. Camcı dükkanlarına konuk oldum. Esnafla konuştum, çaylarını içtim, yemek yedim. Herkes çok sıcakkanlı ve misafirperverdi. Eve gelince bu hafta esnaflıkla ilgili bir yazı yazma kararı aldım. Esnaf deyince benim aklıma gelen sıcakkanlı, güler yüzlü, yardımsever insanlardı.  Acaba Google da benim gibi mi düşünüyordu?

Merak edip Google’ladım. En basit şekilde, esnaf nedir, dedim. İlk çıkan iki tanımı yazıyorum; küçük çapta ticaretle ya da el zanaatlarından biriyle uğraşan kimselere verilen ortak ad. Burada bir sıkıntı yok 2. tanımı; başlıca kaygısı çok para kazanmak olan ve bu uğurda mesleğini yozlaştıran kimse. Toplumumuzda esnaf deyince akılda belirenler bunlarmış.

Benim tespitim 80’li ve 90’lı yıllarda esnaf filmlerde toplumda belirli bir algı yaratmak için kullanıldı. Özellikle 80’li yıllarda. Sebebi liberal politikaların ekonomik uzantısı olan kapitalizme yer açmak için. Küreselleşmeye yol açmak, çok uluslu firmaların her yerde cirit atması için. Esnaf kötüydü.Borç defterindeki rakamlarla oynayandı. Peki ama evin anahtarının bırakıldığı, dar zamanlarda alışveriş yapıldığı, elin bollaşınca ödendiği yerlerdeki insanlar kimlerdi? Sözlükte esnaf ile ilgili mecaz bir cümleye bakıyorum. Şöyle bir örnek vermiş: O adam çok esnaf, başka bir doktor bul. Algımızı yönetiyorlar. Bir işi iyi yapan, iyi yapandır.İşi iyi yapmak için illa 300-500 çalışanın olması gerekmez. İyi ve kötü insanlar her yerde var. Bütün esnaflar iyidir gibi bir söylem takınmıyorum bende. Ama esnaflık gibi köklü bir yapıyı bu şekilde yozlaştırmak ne kadar doğru?

Osmanlı’dan  hatta Selçuklu’dan günümüze ne kadar değişmiş algımız. Selçuklu da ahi teşkilatı , Osmanlı’da lonca teşkilatı diye adlandırılmış.Yani esnaf ve zanaatkarların eski sivil toplum örgütü.Ahiliğin kelime anlamı eli açıklık, cömertliktir, mertliktir. Bir kaç yıl önce KOSGEB girişimcilik sertifikası aldım. Sertifika törenin de konuşma yapan İzmir Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı bizlere ahilik nasihatının sertifikalarımız ile birlikte verilmesini istedi.Hayatımda bu kadar anlamlı nasihatler okumamıştım. Eve gelince duvarıma astım. Yazılanlardan daha anlamlı bir misyon belirleyebilir miydim kendime? Kafamı yastığa her koyduğumda gözüme ilişir. Şimdi sizlerle de paylaşacağım bu nasihatleri okuyun ve bir esnafın aslında olması gerektiği konumun ne kadar anlamlı olduğunu birlikte görelim.

Ahilik nasihati;

  • Harama bakma.
  • Haram yeme.
  • Haram içme.
  • Doğru, sabırlı, dayanıklı ol.
  • Yalan söyleme.
  • Büyüklerden önce söze başlama.
  • Kanaatkar ol.
  • Dünya malına tamah etme.
  • Yanlış ölçme, eksik tartma.
  • Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil.
  • Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.

Dedelerimizle bizlere böyle anlamlı miraslar bıraktıkları için gurur duymalıyız. Unutmayalım ki, esnaf ekonominin bel kemiğidir. Günümüzde birçok esnafın bu nasihatlerin farkında olmadığının da farkında olarak kaleme aldığım bu yazımın bir kişi üzerinde bile etki etmesi beni çok ama çok mutlu eder. Tespitlerimin ütopik olduğunu düşünenler olursa,  Ninja Kaplumbağalar adlı çizgi filmin ülkemizde yayınlanması ile pizza sektörünün ülke piyasamıza giriş zamanlamalarına bakıp karşılaştırma yapabilirler. Bilgiyle kalın.