Taner Uyanıker

Evlenmeyin eğlenin!

Taner Uyanıker

taner_uynkr@hotmail.com

Yıllardır Türk televizyonlarının vazgeçilmez bir programı var: “Evlilik programları”. Şimdiye kadar çok tartışma konusu oldu hala da olmaya devam ediyor. Bazıları RTÜK’ün programı kapatması gerektiğini, programın Türk örf ve aile yapısına uyuşmadığını, insanlara kötü örnek olduğunu söylüyorlar. Kime sorsanız bu evlilik programlarından şikayetçi ve izlemediğini söylüyor ama izlenme oranlarına baktığımız zaman başka gerçeklikler ortaya çıkıyor. Herkesin belgesel izlediğini söyleyip aslında kimsenin izlemediği gibi bir durum.

Size burada evlilik programları kapatılmalı halkımızı zehirliyor, uyuşturuyor gibi şeyler söylemeyeceğim. Hatta evlilik programları insanoğlu var olduğu sürece devam etmelidir. Bu programlar bizim aynamızdır. Toplumun ne hale geldiğini görmek istiyorsan otur televizyonun başına bu programları izle. Ben siyasetçi olsam bürokratlarımla oturup ülkenin geleceğini tartışmam açarım bir evlilik programını ve tüm seçim çalışmalarımı ona göre belirlerim. Tek derdi evinde jakuzisi olan bir adam bulmak olan kadına karşı hangi demokratik söylemle oy kazanacaksın. Ya da birisine talip gelip onu çok beğendiğini, ona aşık olduğunu söyleyen kişinin reddedilince “taliplerimi arıyorum”a dönüş hızındaki çıkarcılığı göremezsen o kişilerin hangi ideolojiye sahiplenmesini bekleyebilirsin. Bunlar bir günde üç kişiden elektrik alıp üç kişiye elektrik veren kişiler anlık gelgitlerine hangi uzun vadeli projelerini anlatacaksın da onlar dinleyecek. Kendi kişiliğinden önce sahip olduğu evi, arabayı söyleyen kişiden ve bu yüzden ona talip gelen insanlardan hangisine oyunu onurunun önüne geçirme diyebilirsin.

Bende zaman zaman bu programı açar izlerim. Bakarım 60 yaşındaki Melahat teyze evi olan bir amca bulabilmiş mi diye. Ya da Ayşe Hanım 107 ekran led tv sahibi koca bulmuş mu diye zira bunlar aşktan, kültürden, kişilikten daha önemlidir. Bazen türbanlı bacımızın bugünde kimleri reddedeceğini görmek isterim. 3 tane evi ve iyi bir işi olan beyefendinin bunlarla nasıl övündüğüne bakarım. Asıl beni mest eden ise 5 dakika önce ağlayarak peçete katliamı yapanların 5 dakika sonra hareketli müzikle, ağzını beş karış açarak gülme eşliğindeki danslarını izlemektir. Hiç öfkelenmem sadece gülüşümün altında kıskançlık yatar!