Aslı Şen

Farklı Bir Dünya, Farklı Bir Kültür; Otizm

Aslı Şen

aslisen@aslisen.com.tr

2 Nisan Otizm Farkındalık Günü… Otizm, yıllar geçtikçe daha da hayatımızın içinde bir olgu çünkü görülme sıklığı belirgin bir şekilde artmakta. Hastalıkları Kontrol Etme Önleme Merkezi (Centers for Disease Control and Prevention) 'nin verilerine göre 2006 yılında 150 çocukta 1 olan bu oran 2014 yılı verilerinde 68'de 1 e yükselmiştir. Nedeni tam olarak bilinmemekle beraber görülme sıklığında artış bekleniyor.

Otizmin hepimizin hayatının bir yerinde kesiştiği bir olgu olması çok muhtemel. Otizm çok da ilgi çeken bir olgu çünkü farklı gelişen çocuklar/ kişiler arasında üstün yetenek ve beceriler sergileyebilen bireyler barındırıyor. Üstün hafıza ( Rainman filmindeki kürdanların sayısını bir bakışta bilme sahnesini hatırladınız hemen), üstün müzik yeteneği gibi ön plana çıkan beceriler sergileyebiliyorlar. Bu her otizmli birey için söz konusu değil.

Kulaktan duyma bilgileri bir kenara bırakıp otizm spektrum bozukluğuna daha yakından bakalım. Otizm spektrum bozukluğu, belirtileri 3 yaşından önce görülmeye başlayan nörogelişimsel bir bozukluktur. Psikoloji ve psikiyatride kullanılan tanı kriterleri envanterinin son yıllarda yenilenmesiyle beraber otizmin tanı kriterlerinde de düzenlemeler olmuştur. DSM-V 'e göre otistik spektrum bozukluğu belirtileri toplumsal etkileşimde ve iletişimde nitel bozulma ve davranış ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olmasıdır.

Toplumsal etkileşimde iletişimde bozulma şunları içermektedir;

l  Sözel olmayan iletişimde bozulma (toplumsal etkileşim sırasında yapılan mimik ve jestleri anlamama ve kullanmama, göz teması kuramama gibi sözle olmayan becerilerde belirgin bozulmanın olması) ve paylaşmanın olmaması (ilgi alanlarını başarılarını başkalarıyla paylaşmama),

l  Sosyal karşılıklılık, sosyal olarak karşılıklı iletişim kuramama,

l  Yaşıt ilişkilerini ve toplumsal ilişkileri yaşına uygun kuramama (yaş düzeyinde uygun oyun oynayamama ya da sosyal ilişkilerde yaşıtlarına göre belirgin bozulma olması); eğlenme, ilgi ve başarılarının diğer insanlarla paylaşmama (hoşuna giden bir şeyi göstermeme gibi); uygun duygusal karşılıklar verememe empati kuramama,

l  Konuşma becerileri olan kişilerde konuşmayı başlatma, sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,

l  Gelişimsel düzeyine uygun oyun oynayamamayı içerir,

Davranış ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntüleri ise şunları içermektedir:

l  Stereotipiler (tekrarlayıcı hareketler)

l  Basmakalıp hareketler

l  Rutinlere bağlılık

l  İşlevsel olmayan uğraşları (nesneleriyle parçalarıyla ile ilgilenme vb.) içerir.

Bu spektrumdaki bireylerin zeka ve öğrenme düzeyleri farklılıklar gösteriyor. Bazı bireyler öğrenmede ciddi sorunlar yaşarken bazı bireyler yüksek akademik başarı sergileyebiliyorlar. Kişinin zeka seviyesi, okul başarısı çok yüksek olsa bile Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısı alabiliyor. Çünkü otizm birebir zeka ile ilgili bir bozukluk değil daha çok sosyal ve iletişimsel zorlukları kapsıyor.

Otizm Spektrum Bozukluğu'nun erken yaşlardaki (0-3 yaş) belirtilerini ortaya çıkarmak çocukların erken eğitime yönlendirilebilmesi açısından çok önemlidir.

Otizmin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Araştırmalar genetik ve çevresel faktörler üzerine yoğunlaşmaktadır ancak kesin bir neden bilinmemektedir. Erkek çocuklarda, kız çocuklara göre 3.4 yaş daha fazla görülmektedir. Otizmin bilinen bir tedavisi yoktur. Tek çözüm yolu yoğun ve doğru bir eğitimdir. Son yaşlardaki araştırmalarda erken yaşta (0-3 yaş arası) başlayan yoğun ve kaliteli eğitimin çocukların otizm spektrum bozukluğu tanılarının bile değişebilmesine el verdiğini göstermektedir. Erken tanı otizm için de hayat kurtarıcı. Ne kadar erken fark edilirse o kadar çok yol kat ediliyor ve belirtileri en aza indirme şansımız oluyor. Erken tanı ve belirtileri sonraki yazımda daha ayrıntılı ele alacağım.