Veysi Aygün

Göç 3

Veysi Aygün

veysi.aygun12@gmail.com

Göç 3
Sayıları 10 binleri bulan Türkiyeli işçilerin asıl amacı biraz para biriktirip dönmeye yönelikti. Ancak ailelerini yanlarına aldırıp, yeni bir nesle sahip olduktan sonra, yerleştikleri bu ülkelerde kalmaları zorunlu bir hal aldı. İkinci ve üçüncü neslin katılımıyla Avrupa’daki Türk ve Türkiyeli sayısı milyonlara tekabül etti. Batı sanayi hamleleriyle teknolojisini günbegün geliştirirken, Türkiye ise askeri darbelere zemin hazırlayarak, darbeler geleneğini sürdürüyordu. 27 Mayıs 1960, askeri darbesi. 12 Mart 1971 askeri muhtırası. 25 Nisan 1979 ekonomik kriz ve sıkıyönetim. 1980 Türkiye’sine gelindiğinde, ülke yeni bir çalkantılı sürecin eşiğine getirildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin sosyal ve ekonomik çıkmazları yeni bir iç ve dış göçe zemin hazırladı. Bu göçün içinde yer almış 10 binlerce insandan sadece birisiyim. 17 Haziran 1994 yılında 21 erkek ve 4 kadın beş gün beş gece süren binlerce kilometrelik zorlu yolu, gurup olarak bire bir birlikte yaşadık. Kapalı TIR konteynırında insanlıktan çıktığımız bu çileli yol; Tutsak yolculuktan başka bir şekilde izah edilemezdi.
Önümüzdeki dönem içinde, Göç ile Tutsak yolculuk adı altında derlediğim bu eseri gazetemiz İLKSES köşesinde siz değerli okurlarla paylaşacağız. Legal olmayan bu yolculuğu, dünyanın birçok yerinde binlerce hatta 10 binlerce insan yollara koyularak yol almış durumda. Hiçbir tarafın istemediği bu tatsız göçü, durdurmanın yegane yolu, adaletsiz dünyada, adaleti bir an evvel sağlamaktan geçer. Bu yasal olmayan yolculuklar, hava, kara ve deniz yolu olmak üzere sağlanıyor. Çoğu umut yolcusunun hayal ettiği gerçekleşmeden ya ele geçiriliyor, ya da hayatını kaybediyor. Hayatını kaybedenlerin büyük bir kısmı suda boğulma vakalarında yaşanıyor. Sözüm ona uygar olacak bazı ülkelerin suda boğulmalara engel olacakları yerde, kendi kıyılarında bu ölüm vakalarına seyirci kalmaktadır. Temennimiz bundan böyle insan olma ufkuyla hareket etme gereği duymalarıdır. 1984 yılında devlet ile PKK arasında başlayan ve uzun yıllar süren çatışmalar sonucu, binlerce köy boşalmış ve yüzbinlerce insan Türkiye’nin değişik illerine yerleşerek yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı. Bunun yanı sıra yüzbinlerce Kürt kökenli, etnik ve inanç gurubuna mensup Türkiye vatandaşı Avrupa’ya sığınmıştır. Bu göçün ardı arkasının kesilmeyeceğini tahmin etmeme rağmen, yine bütün dileğim ne ülkemizde, ne de dünyanın herhangi bir ülkesinde toplu göçlerin yaşanmaması. (Devam edecek)