Selda Gürsu

Hangi Dünya O Dünya?

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Kızagan - 18.09.2019

El Alem - 11.09.2019

Neyin Kavgası? - 04.09.2019

Ne Kadar Ucuz? - 28.08.2019

Daha Neler! - 07.08.2019

Biraz Hasbihal-3 - 31.07.2019

En çok yapılan tıbbi hatalar – 3 - 24.07.2019

Medikal Malpraktis/ Aşı - 2  - 17.07.2019

Medikal Malpraktis - 10.07.2019

Türkiye’de Doktor Olmak - 03.07.2019

Yalan Değil! - 27.06.2019

Neden? - 19.06.2019

Vaktizamanında - 08.06.2019

Baş üstünde yüceleceksin! - 29.05.2019

Altıncı Koğuş - 22.05.2019

Al Sana Neden! - 15.05.2019

Zihniyet - 08.05.2019

Halk İradesi - 01.05.2019

Muhalefet! - 24.04.2019

Seçim - 17.04.2019

Yargılı algı: TV’deki her şey doğrudur - 10.04.2019

Olur mu hiç? - 03.04.2019

Başarılı başarısızlık - 27.03.2019

Tek yön - 20.03.2019

Mükemmel Eylemin İmkansızlığı - 13.03.2019

Thomas More’un Kişiliği ve Ütopyası - 06.03.2019

Acı - 27.02.2019

Hayır diyebilmek - 20.02.2019

Eğitmeyen Eğitim Sistemi  - 13.02.2019

Duygu Terazisi - 06.02.2019

Neler Oluyor? - 30.01.2019

Trafikte De Empati - 23.01.2019

Boşa Kürek - 16.01.2019

Yazıklar olsun! - 09.01.2019

Siluet - 02.01.2019

Olacağına Var - 26.12.2018

Biraz Hasbihal -2 - 19.12.2018

Yitirmeden - 12.12.2018

Türk Dili - 05.12.2018

Özgür Düşünce - 28.11.2018

Bu kadarına da pes! - 21.11.2018

Bir Dakika - 14.11.2018

İnsan - 07.11.2018

Beyazın Getirdiği Siyahlar Hep Siyah Kalmaz - 31.10.2018

Terazi Misali - 24.10.2018

Siyaset ve Din - 17.10.2018

Tüketen kavram: Tepkili tepkisizlik - 10.10.2018

Çağımızın Teslimiyeti: Sorgulamama Batağı - 03.10.2018

Biraz Hasbihal - 26.09.2018

Distimi Hakkında - 19.09.2018

Kendine Dön - 12.09.2018

Bağımlılık - 05.09.2018

Bulimia Nevroza - 29.08.2018

Ne Çok Yalan Söylüyoruz - 22.08.2018

Aile Ne Yapmalı? - 16.08.2018

Sorgulamadan Önce Biraz Empati - 08.08.2018

İsmet İnönü’yü tanımak - 01.08.2018

Canilere Geçit Vermeyelim - 25.07.2018

Aşkınıza Sahip Çıkın - 18.07.2018

Empati, Empati, Empati! - 11.07.2018

Sağ-Sol Kavramının Tarihi - 06.07.2018

Kekemeliğe Karşı Toplumun Bakış Açısı - 27.06.2018

Başta amacı halkı bilinçlendirmek olan hem görüntülü hem sesli iletişim araçları şimdi neden amacından saptı biliyor musunuz? İnsanlar çünkü gerçeklere katlanamıyor, hayal kuramıyor, gerçeklerden kaçıyor, hayat onlara acımasız bir oyun gibi geliyor. Sektör de onların eğilimlerini keşfedip tekdüze aşk dizileri yayınlıyor, zaman öldürmekten başka gayesi olmayan. Televizyonlardaki şatafatlı hayatları seyrediyorlar umarsızca, olmayacağını bile bile, olabildiğine iç çekerek. Birbirlerini dinlemiyorlar o televizyon dizilerindeki birbirini tekrar eden, tekdüze gözde kızı dinledikleri kadar.
Ekranlarda bize gösterilen dünya, hangi dünya okurlar? Neden her gencin en büyük hayali zengin, kusursuz olmak, işleri en kısa yoldan halletmek, gamsız hayat yaşamak ve el üstünde tutulmak? Olaylara verilen tepkiler neden yüzeysel yahut ilgi çekme odaklı, hiç düşündünüz mü? Televizyondaki karakterler çünkü insanı insan olarak değil, robotlaştırarak yaşatıyor. Oradaki hayat tamamen kurmaca, biliyor bilmesine ama yine de kendini bunun gerçek olma olasılığını düşünmekten alıkoyamıyor seyirci. Orada tüm olaylar başrol etrafında gelişiyor. Belki kendi kendine “neden bu kadar önemsizim” diye soruyordur. O dizilerdeki şakacı, küstah ve pervasız karakterin tavırlarından pay çıkarıp etrafındaki insanların kusurlarıyla dalga geçiyordur belki de, kim bilir? Onların kurmaca hayatlarını kırk elli bölüm izleyip finalinden sonra tekrar dönüp dolaşıp kendini orada buluyor; imrenmeyi sürdürüyordur. Kendi hayatını boşluyordur bir “kurmaca” yüzünden. Sonra da “Hiçbir şey neden istediğim gibi olmuyor” diyerek dizlerini dövüyordur, hiç çaba sarf etmediği, taşları yerine koymadığı hayatı adına. Dış dünyadan iyice kendini koparıp dijital ortamdan yahut TV’lerden sürdürüyordur bu “yaşamama” halini. Keşkeler ile ömür sürdürüp mutsuzluğa yürütüyordur bendini.
Hastalıklı şekilde bireyi mükemmeliyetçiliğe iten, bireyin kendinden nefret etmesine sebep olan, en küçük kusurları yüzünden bireyi özgüvensiz eyleyen, kendiyle barışık olmayan insanlar türeten şey nedir sizce? Televizyonlardaki mükemmel yüzler, fizikler, yararcı ve bencil davranışlar, çarpık eylemler mi? Evet mi? Peki biz bu çerçevenin neresinde çürütüyoruz kendimizi?