Aslı Şen

Hırpalayıcı Bir Ebeveynlik Tarzı: Hata yapmamalıyım

Aslı Şen

aslisen@aslisen.com.tr

Anne olmayla gelen duyguların başında geliyor kaygı. Postpartum depresyonun (doğum sonrası annelerde görülen depresyon) çocuklar üzerindeki etkisi sıkça konuşulan bir konu. Bebek sahibi olma ihtimalimiz olunca kaygılar başlıyor. “Acaba hamile kalabilecek miyim?”, “Çocuğumun cinsiyeti ne olacak?”,  “Sağlıklı olacak mı?”, “Parmağını emiyor, ne yapsam?”, “Hangi okula versem?” diye başlayıp uzayıp gider.

Son yıllarda mükemmeliyetçi bir anne modeli var. Anneler çocuklarından çok kendilerine karşı daha acımasız. Hiç hata yapmadan çocuk yetiştirmek her zaman “doğru” davranmaya çalışmak çok anlaşılabilir bir eğilim ancak anneler üstünde çak fazla baskıya sebep oluyor. Danışan çoğu anne çocuk eğitimi ve psikolojiyle ilgili pek çok kitap okuyor ve “yapmamam gerekenler” ve “yapmam gerekenler” diye iki farklı liste oluşturuyorlar kafalarında. Bu listelere göre davranmaya çalışıyorlar, Listeye uymadıklarında ise yoğun suçluluk duyguları yaşayabiliyorlar. Elbette bilimin insanlara gösterdiği bazı yollar var. Çocuklara vurmayacağız, hakarete varan örseleyici sözler söylemeyeceğiz, paylaşacağız, kendi seçimleri olmasına hata yapmalarına izin vereceğiz vb. Son 10 yılda psikolojinin önemi anlaşıldıktan sonra bu gibi cümleler sıkça duyulan cümleler oldu. Çocuk psikolojisinde de bu durum farklı değil ancak her birey birbirinden farklıdır. Ebeveynler duydukları her cümleyi yerine getirilmesi gereken bir emir gibi algılamamalı aksi takdirde kendilerini aşırı baskı altına alarak daha çok kaygılanıyorlar ve sürekli yetersizlik ve suçluluk hisleriyle baş etmek zorunda kalıyor ki bu çok örseleyici bir durum.

Her anne baba çocuğunun iyi mutlu sağlıklı olmasını ister. Bu biz ruh sağlığı çalışanlarının kabul ettiği altın kurallardan biridir. Lütfen siz de bunu unutmayın. Elbette genel bilgiler edinmek çok doğru ancak her durum, her kişi ve her aile kendine özeldir. Bazı çocuklara daha net cümleler kurmak gerekirken bazı çocuklara daha çok açıklama yapmak gerekir. Bazı yaş dönemlerinde çocuklar daha inatçıyken bazı yaş dönemlerinde daha takıntılı olabilirler. Yaşanan belli bir sıkıntı kişiye, aileye, duruma, çocuğun durumuna, içinde yaşanılan kültüre göre değişiklik gösterebilir. Uzmanın görevi bu değişkenleri doğru analiz edip çözümü sentezleyerek danışan aileye yardımcı olmaya çalışmaktır. Ailede yaşanan psikolojik sorunlar da bir sağlık sorunudur. Her sağlık sorunu gibi uzmanlık gerektirir. Kendinizi anne baba olarak baskı altına alıp hırpalamak yerine bir uzmandan danışmanlık almak çok daha rahat sorunları atlatmanıza yardımcı olacaktır. Her söyleneni yerine getirmek değil duruma özel olan önerileri tercih etmek gerekiyor. Bir sorunun ortadan kalkması için elbette öneriler önemli ancak insan olarak şunu unutmamak gerekir; ne kadar içimize dönüp bakabilirsek o kadar sorunlarımızı çözebiliriz. Bazen sorunların çözümüne temel öneriler ya da temel gerçekler yetmiyor. Anne babanın hem kendilerini hem de çocuklarıyla olan ilişkilerini gözden geçirmeleri gerekiyor. Bu noktadan komşudan, arkadaştan, anne babadan değil uzmandan destek almak çok önemli. İnsanın kendi dünyasına ulaşabilmesi kimsenin tek başına başarabileceği bir yolculuk değil. Mükemmel anne baba diye bir şey yoktur. İyi birer anne baba olmak vardır -ki bunun gerekleri bazı noktalarda duruma ya da çevreye göre değişebilir.