Çağdaş Cantürk

Hop Sakız Adası

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Nane Limon Mevsimi Doğa ne müthiş! - 31.10.2018

Girişimcilik Destekleri - 19.10.2018

Ayıplanmak - 10.10.2018

Vasıfsız İnsan Fazlalığı - 26.09.2018

Kaşla Göz Arası - 13.09.2018

Emlak Fiyatları - 05.09.2018

Doğu Seyahatim - 29.08.2018

Yaşanılmaz Yaşam Alanları - 15.08.2018

Mantıksız Dolar Yükselişi - 08.08.2018

Yaşadığın Şehirde Yaşayamaz Olmak - 01.08.2018

İnsan Nasıl Yaşar - 25.07.2018

Bu Deniz Kimin? - 04.07.2018

Herkes Kapısının Önünü Süpürürse - 27.06.2018

Seçim Gürültüsü - 13.06.2018

Bayram Sakinliği - 20.06.2018

Turizme Dair - 30.05.2018

Mezuniyet - 23.05.2018

Oksimoron - 16.05.2018

Boy Sırasını Yengeçten - 10.05.2018

Çıraklığını Yapmadığın İşin Ustası Olmak - 02.05.2018

Çocuk Olmak - 25.04.2018

Ne Yazıyorsam Hayvanseverliğimden! - 18.04.2018

Bindiğin Dalı Kesmek - 11.04.2018

Bir Zaman Dilimi Olarak Hayat - 04.04.2018

Hayatı Iskalama - 28.03.2018

Manzarayı Görmek İçin Yukarı Tırmanmak - 21.03.2018

Sosyal Medyanın Çirkin Yüzü - 14.03.2018

Ticaretten Haberler - 07.03.2018

Soy Ağaçları - 28.02.2018

Çocuk - 21.02.2018

Güncelleme - 07.02.2018

Ar-Ge ve Otomobil Üzerine - 31.01.2018

Okula Mola - 24.01.2018

90’lar - 17.01.2018

Cumbalı İzmir - 11.01.2018

Trendleriyle Yeni Yıl - 03.01.2018

Karınca ve Ağustos Böceği - 27.12.2017

Algıda Açıklık - 21.12.2017

Şeker Portakalı ve Zeze - 13.12.2017

Kültür Sanat Etkinlikleri - 06.12.2017

İlk Yağmurun Telaşı - 29.11.2017

Ölü Toprağı - 22.11.2017

İstanbul İzmir Arası - 15.11.2017

Hazır Bilgi - 08.11.2017

Ütopyalar Güzeldir - 01.11.2017

Kahkaha - 25.10.2017

Dönüşüm - 18.10.2017

Geçtiğimiz sene içinde Türkiye’den Yunanistan’a giden kişi sayısı milyona ulaşmış. Turizm için, transit geçmek için ya da başka bir sebeple bilinmez. Ama bahsedilen sayı çok büyük. Bu gidiş gelişler İzmirliler için ise artık oldukça sıradanlaşan bir olay haline gelir oldu. Eş dost meclislerinde iyice duyulur oldu, hafta sonu için bir Yunan adasına gitme planları yapılır, gidilir. Zira çok yakın ve pratiktir gidip gelmesi.

Yakın tarihte bir iş seyahati için İtalya’ya gitmem gerek. Vize randevusu almaya İtalyan Konsolosluğuna gidince ilk tokadı yedim. Uzunca bir süre vize sırası için yer yok ve kapı kapandı. İlk akla gelen çare, Yunanistan aracılığıyla bir vize almaktı ve ben de öyle yaptım. Vizemi alıp, en azından bir giriş çıkış yapmak için sabahın 6.30’unda kalkıp Çeşme’ye oradan da feribotla Sakız Adası’na gittim. İlk defa Yunanistan’a ayak basmanın heyecanı bir kenara, söylentilerin ne kadar paralel olduğunu, ne kadar İzmir gibi olduğunu merak ediyordum. Tecrübelerim beni pek mutlu etti.

Çeşme’den feribota tipik sahil kasabası rahatlığına maruz kaldım. Çeşme’de limanda çalışan Türk görevliler görev yerlerine çok geç geldiler. Pul almak için uzunca bir zaman bekledik. Neyse ki seyahat eden insanlar da kıyı insanlarıydı. Benzer bir durum Ankara gibi bürokrasinin dakik işlediği bir yerde yaşanmaz diye tahmin ediyorum.

Feribottan iner inmez hala uyanamadığımı anladım. Adım dahi atmak istemiyordum, öylesine bir üşengeçlik. Kahve içecek bir yer bulmak pek de zor olmadı. Feribot tam da merkezine bırakıyor adanın. Müşterilerinin çoğu Türk olan bir kafede hızlıca bir kahve içip, hemen bir araba kiraladım. Nakit olursa 20 Euro, pazarlığı böyle bitirdim. Arabaya atlayıp adanın gezilmesi gereken köylerine doğru yola koyuldum. Genelde ilgimi çeken şehir merkezlerinden ziyade, pek bilinmeyen noktaları olur gittiğim yerde. Bulduğum, merak uyandıran her yan yoldan sapa sapa Pyrgi ve Mesta isimli köyleri gezdim. Mevsim kış olunca, sokaklar boş, köyler terk edilmiş gibiydi normal olarak. Tahminime göre, Yunan komşularımız da bu kıyı bölgesini yazlık ev mantığıyla kullanıyorlar. Dar sokaklarında denk geldiğimiz yaşlı teyze ve amcalarla selamlaşarak köyleri gezdik. Gayet bakımlı ve tarihi dokusunun bozulmadığı köylere hayran kalmamak kolay değil. İşte! Dedirtiyor. Bizim beceremediğimiz şey bu. Kültürel mirasımız daha zengin ama koruyamıyoruz. Eski bir evi mahvedercesine abuk saçma bir şekilde yenileyip, gece kulübüne çeviriyoruz. Bu mantığı bir Avrupa ülkesinde görebileceğimi hiç sanmıyorum.

Paşa Limanı dedikleri, Mesta’ya yakın bir koyda iyi bir balıkçı olduğu tüyosunu önceden edinmiştim. Gerçekten muazzam bir koyda, sevimli bu restorana oturduk. Haliyle çeşit çeşit deniz mahsulleri tükettik. İnanılmaz lezzetli, malzemeden çalınmamış taze yemekler, şaşırtıcı derecede eğlenceli, kibar, dost canlısı restoran çalışanları ve müthiş hizmet kalitesinden sonra ikna oldum. Bir hafta sonu için, Yunan adalarına gelmek ile Türkiye’de bir kıyı noktasında tatil yapmak arasında ciddi bir fark varmış. Turizm ciddi bir iştir ve biz turizm noktalarımızı amatörlere teslim etmişiz. Hep kandırılmışız iyi hizmet aldığımızı sanarak fakat gerçek tatil ve hizmeti görünce dank ediyor. Onca yediğimiz içtiğimizi, Türkiye fiyatlarıyla kıyasladığımda sanırım üçte biri gibi bir hesap ödedim aldığım çok daha kaliteli hizmete karşılık.

Halklısınız, dedim içimden. Hafta sonları buraya gelmekte haklısınız. Akşamüstü saat 5 gibi tekrar feribota binip Çeşme’ye döndük. Bir koşu Yunanistan’a gidip gelmek bu olsa gerek. Kendi adıma konuşursam, artık kapıyı araladım. Güzel bir günübirlik alternatifiymiş Sakız Adası ve diğer Yunan adaları.