Düzgün Yalçınkaya

İşsizliğe Farklı Bir Bakış

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Sevgili İlkses okurları bu hafta ki başlığımız, İŞSİZLİK! Herkes anlamını gayet iyi biliyor, en temel anlamıyla işgücü arzının işgücüne olan talepten daha fazla olması durumudur. Daha basite indirgersek çalışmak isteyen insan sayısının, ihtiyaç duyulan çalışan sayısından fazla olması. Ülkemizde sıkça şikayet edilen bir durum.

Türkiye İstatistik Kurumunun bu hafta açıkladığı rakamlara göre temmuz ayı işsizlik oranı % 10.7. Resmi rakamlara göre tam tamına 3 milyon 443 bin işsizimiz var. Asıl düşündüren ise gençlerdeki işsizlik oranı, 15-24 yaş arasında TÜİK verilerine göre işsizlik oranı % 21.1,eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin oranı ise % 26.7. Bu da 4 gençten birinin çalışmadığı ya da çalışamadığı anlamına geliyor. Temmuz ayında mevsimlik çalışanların yoğun olduğu bir dönem olduğu da düşünülecek olursa, işsizliğin yılsonunda tek haneye indirilememesi ihtimali yüksek.

Eskiden haberlerde izlerdik, devletin fabrika açması, vatandaşların istihdam edilmesi istenirdi. Ancak sene 2017’de devletin bu şekilde bir yol izlemesi akılcı bir yaklaşım olmayacaktır. Keynesyen ekonomi politikalarının izlendiği 1929 büyük buhrandan sonra talebi canlandırmak için karma ekonomi politikalarının uygulandığı ülkelerde talebin canlandırılması için devlet harcamalarını arttırdı. Bu çabalar talebi canlandırdı, ta ki 1970 sonlarına kadar. Daha sonra piyasa doydu ve teknolojinin gelişimiyle bilişim sistemleri üretimde yerini alarak piyasada işgücüne olan talepte azalma meydana getirdi. İşsizlik dünyada artmaya başladı. Sermayedarlar 1970’lerden başlayarak karlarını sürekli artırırken, emeğe ödenen parasal değerin oranı giderek küçülmeye başladı. Yani pastadan işveren daha fazla yemeğe başlarken ücretli çalışanlar daha küçük dilimlerle idare etti. 2017’nin Ekim ayında olduğumuz bu günler de teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlemeye devam ediyor. Günümüzde 10 kişinin yapacağı işi tek bir makine ve operatör yapabiliyor. Çok yakında operatöre de gerek kalmayacak gibi görünüyor. Sıradan emeğe olan ihtiyacın insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar az olduğu bu günlerde benim gibi düşünmeyenler, en yakındaki süper markete giderek kasiyersiz kasalardan alışverişlerini tamamlayabilirler.

Ülkemizde yabancı uyruklu olup kayıt dışı çalışan sayısının en az 1 milyon olduğu da düşünülecek olursa, önümüzdeki süreçte işsizlik oranlarının daha yukarılarda olacağını tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Zaman geçiyor, dünya dönüşüyor. İhtiyaçları doğru tespit edip harekete geçmezsek, işsizlikten daha çok şikayet ederiz.