Çağdaş Cantürk

İstanbul İzmir Arası

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Girişimcilik Destekleri - 19.10.2018

Ayıplanmak - 10.10.2018

Vasıfsız İnsan Fazlalığı - 26.09.2018

Kaşla Göz Arası - 13.09.2018

Emlak Fiyatları - 05.09.2018

Doğu Seyahatim - 29.08.2018

Yaşanılmaz Yaşam Alanları - 15.08.2018

Mantıksız Dolar Yükselişi - 08.08.2018

Yaşadığın Şehirde Yaşayamaz Olmak - 01.08.2018

İnsan Nasıl Yaşar - 25.07.2018

Bu Deniz Kimin? - 04.07.2018

Herkes Kapısının Önünü Süpürürse - 27.06.2018

Seçim Gürültüsü - 13.06.2018

Bayram Sakinliği - 20.06.2018

Turizme Dair - 30.05.2018

Mezuniyet - 23.05.2018

Oksimoron - 16.05.2018

Boy Sırasını Yengeçten - 10.05.2018

Çıraklığını Yapmadığın İşin Ustası Olmak - 02.05.2018

Çocuk Olmak - 25.04.2018

Ne Yazıyorsam Hayvanseverliğimden! - 18.04.2018

Bindiğin Dalı Kesmek - 11.04.2018

Bir Zaman Dilimi Olarak Hayat - 04.04.2018

Hayatı Iskalama - 28.03.2018

Manzarayı Görmek İçin Yukarı Tırmanmak - 21.03.2018

Sosyal Medyanın Çirkin Yüzü - 14.03.2018

Ticaretten Haberler - 07.03.2018

Soy Ağaçları - 28.02.2018

Çocuk - 21.02.2018

Hop Sakız Adası - 14.02.2018

Güncelleme - 07.02.2018

Ar-Ge ve Otomobil Üzerine - 31.01.2018

Okula Mola - 24.01.2018

90’lar - 17.01.2018

Cumbalı İzmir - 11.01.2018

Trendleriyle Yeni Yıl - 03.01.2018

Karınca ve Ağustos Böceği - 27.12.2017

Algıda Açıklık - 21.12.2017

Şeker Portakalı ve Zeze - 13.12.2017

Kültür Sanat Etkinlikleri - 06.12.2017

İlk Yağmurun Telaşı - 29.11.2017

Ölü Toprağı - 22.11.2017

Hazır Bilgi - 08.11.2017

Ütopyalar Güzeldir - 01.11.2017

Kahkaha - 25.10.2017

Dönüşüm - 18.10.2017

Zamanında çok zaman geçirdiğimiz, mandalina çalıp, birlikte dalından dut yediğimiz sevdiğim bir arkadaşım var. İyi olarak nitelendirilen bir iş pozisyonda oldukça başarılı bir şirkette çalışıyordu. Yoğun çalıştıklarını fakat iyi bir maaşı olduğunu etkileyici bir unvanının olduğunu söylüyordu. Pek samimi olmamıza rağmen son zamanlarda pek görüşemiyorduk. Vakitsizlik, modern zamanların arkadaş ayıracı olduğu içindir diyordum. Geçtiğimiz hafta aradı. İzmir’e yerleşmiş. Çok sevindim. Özlemiştim de. Eee abi neden peki? Daha iyi bir iş mi buldun, aşık mı oldun neden geldin? diye hemen soru verdim.

Bunaldım Çağdaş dedi, her gün işten çıkıp, eve gidip, uyuyup, enerjimi doldurup bir sonraki gün için işe hazır olmaya çalışmaktan yoruldum. İşten çıkıp eve gitmek dert. İşe yakın bir yerde yaşamak istersen pek mümkün değil, malum kiralar merkezi yerlerde o biçim ve kötü bir evde yaşaman gerekiyor. İyi bir evde makul bir fiyatla oturmak için de trafik çilesine razı gelmek gerekiyor. Trafikte bin bir türlü cambazlık yapman gerekiyor kavgasız küfürsüz eve yetişebilmek için. Hadi diyelim eve geldin sağ salim, hemen yemek yiyip uyuman gerekiyor ki uykunu alıp ertesi gün erkenden kalkıp sil baştan trafik çilesini çekip işe tekrar koyulabilesin. Artık kafam kaldırmamaya başladı açıkçası dedi. İzmir’de daha rahat çalışabileceğim bir şirketten teklif aldım ve düşünmeden kabul ettim. En azından işten çıkıp bir kahve içebilmenin artık mümkün olduğunu bilmek bile huzurlu dedi.

Eee o zaman kahveleri sen öde dedim.

Oldukça fazla İstanbul’dan İzmir’e göçmekte olan insanların sayısı. Gazetede okudum, İstanbul tarihinde ilk defa, burası çok önemli Türkiye Cumhuriyeti tarihinde değil sadece asırlardır olan tarihinde ilk defa, göç veren bir şehir olmuş bu sene. Bu ne demek? Bu demek oluyor ki, İstanbul’u sene içinde terk eden insan sayısı, İstanbul’a sene içinde yerleşen insan sayısından daha fazla. İnsanlar artık yaşam kalitesinden ödün vermemeye başladılar demek istiyorum ben bu durum için. Haksız da değiller. Ve düşününce İzmir, yaşamak için gayet huzurlu bir şehir üstelik son yıllarda artan trafiğe rağmen hala gayet huzurlu.

Birdenbire esen ve kalkıp gitme isteğine pekala cevap veren bir şehir. Akın akın yerli turistlerin gitmek için yarıştıkları Çeşme, Foça, Seferihisar, Urla, Dikili, Kuşadası, Karaburun, Didim gibi çekici yerlere bir metrobüs macerasında geçen süre kadar yakın. Denize ters bir şekilde sürersen arabanı, muazzam ormanlarla çevrili. Haliyle insanları da daha az gün içinde strese maruz kalıyorlar ve daha az gerginler. Bu da İzmir’i çekici yapmaya yetiyor. Daha da önemlisi, vakit kalıyor ve bu güzellikleri yakalayabiliyorsunuz İzmir’de. İstanbul’da yaşayıp yıllardır Cihangir’de merdivenlere uğramamış ve Haliç’i izlememiş onlarca insan var. Vakit ayırabilmek bütün mesele. İzmir’de vakit kalıyor kendin için kullanabileceğin.

Fakat İzmirliler tedirgin, görüyorum. İstanbul insanları gelip İzmir’i bozacaklar diyorlar. Hiç sanmıyorum ve katılmıyorum onlara. Gelen İstanbullular, farkındalıklarıyla geliyorlar. Bozmaya değil, eşlik etmeye geliyorlar ve gelirken bilgi birikimleriyle, öğrenilmiş tecrübeleriyle geliyorlar ki bu da şehre vizyon katılarak kullanılırsa bunun adını ‘İstanbul’dan İzmir’e nitelikli insan göçü’ olarak koyabiliriz.

Bugün biraz uzaklaşıp sahilde yürüyeceğim dediğiniz günlere…