Düzgün Yalçınkaya

İzmir’de Konut Piyasası

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Türkiye’de 2017 yılında TÜİK rakamlarına göre 1 milyon 409 bin 314 konut satıldı. Bu rakam bir önceki yıla oranla yüzde 5.1 artış göstermiş durumda. Bazılarımızın bildiği gibi inşaat sektörü ülke ekonomimizin önemli bir bölümünü oluşturuyor. TV reklamlarından da anlayacağımız gibi 2018 senesi de emlak piyasaları açısından hareketli geçecek gibi görünüyor zira senetle ödemelerle bile ev sahibi olunabiliyor.

Bir şehir var ki ülkemizde ki konut fiyat artışı oranlarında lider, Avrupa da ise zirveye en yakın ikinci sırada. Bu şehir içinde yaşadığımız konut fiyatlarının neredeyse her ay arttığı, kiraların iyice pahalılaştığı şehrimiz İzmir.

İzmir de konut fiyatlarındaki 1 yıllık değişim TÜİK rakamlarına göre yüzde18.5. Yani banka faizlerinden daha yüksek bir getiri söz konusu. Konut fiyatlarında ki yüzde 18.5’lik artış, Avrupa da 1 yılda yüzde 20.5 artış gösteren Berlin’den sonra en yüksek ikinci oran. İzmir de benim balon olarak nitelendirdiğim artan fiyatlar, bilinçli her vatandaş gibi beni de düşündürüyor. Çünkü artan fiyatlar kiralarda da artışa yol açıyor. İzmir de sıradan 3+1 doğalgazlı bir dairenin kirası bin TL’nin altında değil. Bin 603 lira asgari ücretin olduğu bir ülke de bin liralık kira da insancıl değil.

Peki, ama neden İzmir de emlak piyasası bu kadar pahalılaştı?

İstanbul ile İzmir arasının şuan yapımı devam eden karayolu çalışmaları ile 3.5 saate, yine Ankara ve İzmir arasının hızlı tren ile 3.5 saate indirilecek olması, İzmir’in ülkemizde gevreği, insanı ve iklimi ile bıraktığı pozitif hava, özellikle son zamanlarda diziler ve inşaat projeleri ile İzmir’e davet edilen insanlar, trafiğin henüz kabul edilebilir düzeyde oluşu, İstanbul ve Ankara’ya oranla daha ucuz m2 fiyatları, sıcak kanlı insanları, boyozu, kordonu, Çeşme’nin dahil olduğu şehir olması, ülke de artan nüfusa oranla hala sakinliğini koruyabilmesi ile İzmir de fiyatlar pahalılaştı. Daha da pahalılaşacak gibi duruyor.

Konut zarar ettirmez mantığı, yatırım için kullanılacak kaynakların, üretime sınırlı katkısı olan bir alana, inşaat sektörüne kaymasına neden oluyor. Benim görüşüm, ülkemiz de konut piyasaları canlılığını, insanların yarınlarına güvenememesine borçlu. Ne zaman işsiz kalacağını, ne kadar işsiz kalacağını bilmeyen insanlar varını yoğunu birde yüksek faiz oranları ile borçlanarak konuta yatırıyor. Ancak güvencesiz bir toplum yatırımını konuta yapar. Yarınına güvenen insanlar bu parayı yatırım yaparak, üreterek çoğaltır, bereketlendirir. Bu hayattan tek beklentisi kira ödemeden yaşamak olmaz.

Akşamları, pazarda yerde kalan ezilmiş domatesleri toplayan insanların yaşadığı bir ülke de, ev almaya çalışan, varını yoğunu muhtaç olmamaya adayan ve bunun için de risk alamayan insanlara itiraz edebilir misiniz? Bilgiyle kalın…