Çağdaş Cantürk

Karınca ve Ağustos Böceği

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Hepimiz hikayeye tanıdığızdır. Karınca bütün yaz çalışır, kışa hazırlık yapar, bir dakika bile boş durmaz, öyle çalışkandır. Ağustos böceği ise tam tersi, elinde sazı cıngıl cıngıl çalar söyler, yemek bulmaya hiç uğraşmaz. Karınca ona ders verir, bak bütün yaz oturdun sayın ağustos böceği, kış geldi aç kalacaksın der.

Espriyle karışık olsa da gerçek olan bir bilgi vermek istiyorum.

Vaktiyle bir belgeselde izlediğim kadarıyla bu bilgiye eriştim. Belgesel der ki, işçi karıncaların ortalama ömürleri 45 ile 60 gün arasındadır. Buna karşılık ağustos böcekleri 2 ile 17 yıl arasında yaşayabiliyorlar. Bu demek oluyor ki işçi karıncaların bir çoğu kışı göremiyorlar bile. Bu demek oluyor ki, karınca gibi çalışan beden, yan gelip yatan ağustos böceğinden daha çabuk deforme oluyor.

Durum çok vahim. Birinin karıncalara durumu anlatması gerek. Sevgili karınca, iyisin, çalışkansın fakat ömründen gidiyor yahu. Yine topla ekmek kırıntılarını. Bari topladığın yerleri şöyle manzaraya karşı yerler olarak seç. En azından sırtında çekirdek kabuğu taşırken bir durup birkaç dakika dahi olsa manzarayı izle. Keyfini sür. Aman ölümlü dünya be karınca.

Ağustos böceğine ne demeli? Sen sayın gamsız ağustos böceği, yan gelip yattın aylarca. Ne dert ne tasa. Bedenini yormadığın gibi, akıl sağlığını da zora sokacak bir düşünceye sahip olmadın. Şansın da yaver gidince upuzun zamanlar yaşayabiliyorsun. Bravo sana. Sen haklı çıktın galiba.

Konunun şaka olan kısmını bir saklama kabına alıp kenara koyalım. Bize lazım olan kısmından bahsedelim. Tabi ki de, yıllarını eğitime ve çalışmaya vermiş biri olarak size elinize gitarınızı sazınızı alıp yan gelip yatmanızı söylemek niyetinde değilim. Bazı şeylerin farkında olmakta fayda var. Bedenimiz, deformasyona çok uygun bir yapı. Bu güçlü olan fakat limitleri olan yapıya haddinden fazla işler yaptırmaya başlayınca bir noktadan sonra sinyaller vermeye başlaması çok normal. Karınca gibi çalışkan olmak doğru bir söylem olabilir fakat kalıcı hasarlar edinip hayatı da ıskalamamak gerekir. Günümüzün trendlerinin başında geliyor strese mağruz kalınan bir hayat. Bilinen zehirlerin çoğundan daha zararlı olabiliyor bu stres. Malum günümüzde strese sebep olacak sebepler hiç de az değiller. Hayatın içinden olan bu sebepler ne kadar çözümsüz gibi görünseler de, gülümsemeye, sevdiklerimizle geçireceğimiz mutlu zamanlara, kendimize ayıracağımız özgür zamanlara engel olmamalı. Hatırla bak ağustos böceğini.

Geç olmadan, sıkıntılar yaşanmamışken biraz moral ve motivasyon biriktirmek gerek. Vakti dolu geçirmek, efektif geçirmek sorunlara karşı koyma gücü olarak yansıyor. Ağustos böceği belki de işin sanatıyla ilgilenmekteydi? Sanat için bir şeyler yapmaya çalışmak, bir hobi edinmek, toprakla uğraşmak, bir ürün yapmak, resim yapmak, aklınızda görüntüsü beliren bir formu bir materyal üzerinde işlemek stresi azalttığı gibi, farklı düşünme noktalarını da çalıştırıyor beyinde. Sanat sanat için değil, insan için de gerekli bir şeydir diyebiliriz belki bu durumda?