Düzgün Yalçınkaya

Kıbrıslılar gibi Gıprıs demek

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Geçtiğimiz günlerde yapmış olduğum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yani yavru vatanımız Kıbrıs ile ilgili izlenimlerimi aktaracağım bu hafta. Öncelikle Kıbrıs’a gitmek isteyenler için basit prosedürden bahsedelim. Kıbrıs’a gitmek için ihtiyaç duyacağınız tek şey kimliğiniz. İşin en güzel tarafı ise Kıbrıs’a dış hatlardan gitmek oluyor tabi Duty Free’ye uğramak size kalmış.

Kıbrıs beklediğimden fazla Türkiye’den insanla karşılaştığım, beklediğimden az Kıbrıs Türkü ile etkileşimde bulunduğum bir yer oldu. Kıbrıs Türklerinin genel olarak toplu taşıma kullanmamaları, garson, satış elemanları, otobüs şoförlerinin Türkiye’den gelenlerle sağlanmasının etkileşimde bulunamamamda büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

Kıbrıs’ta asgari ücret 2 bin 200 Türk Lirası. Yani düzenli çalışıldığında 3 ya da 4 ay içinde alınacak ücret 2 bin 500 liralara ulaşıyormuş. Bu rakamlar kulağınıza hoş gelebilir ancak Kıbrıs’ta tekstil, kira, yiyecek içecek masrafları Türkiye den pahalı. Türk parası kullanan, Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmayan KKTC vatandaşları evlerini sterlin ile kiraya veriyor, arabayı sterlinle satıyor, ticaret deyim yerindeyse anlamsız bir şekilde sterlinle gerçekleşiyor. Olay çeken bir yanım olduğunu beni tanıyan okurlarım bilirler. Kıbrıs’ta iken Afrika Gazetesi ülkemize atılan iftira nedeniyle bir kez daha basıldı. Daha sonra buna tepki gösteren birleşik Kıbrıs taraftarlarının eylemine tanık oldum. Kıbrıs’ta bir grup Kıbrıs’ın güvenliğinin Türkiye’den geçtiğini anlamış ve kanıksamış iken, başka bir kesim ise Türkiye keyiften Kıbrıs’a müdahale etmiş ve şu anki refahı bırakın refahı, canlarını borçlu olduklarının bilincinde olmadan Türkiye’ye işgalci gözü ile bakıyor. Biz canlarımızı keyiften değil ancak gerekli olduğunda isteyerek veriyoruz. Kıbrıs’a müdahale etmek zorunda kaldığımız için zamanında bedeller ödedik. Bugün Suriye’deyiz. Biz bedel ödemeye hazırız. Dünyanın öbür ucundan barış getirenlere sesini çıkarmayan topluluklar, burnumuzun dibindeki haksızlıklara ses çıkarmamamızı beklememeli. KKTC’nin güvenliği Türkiye’den Türkiye’nin güvenliği ise Irak ve Suriye den geçer. Kıbrıs için zamanında canlarımızı verdik, yarın gerekirse yine elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacak bağımsız kendi kararlarını kendisi veren, demokrasiye gönül vermiş bir ülkeyiz. Bir özeleştiri yapmak gerekirse, ülkemizden gidip Kuzey Kıbrıs’ta rahat tavırlar sergileyerek ülkemizi ve ülkemiz insanlarını olduğundan farklı gösteren kalabalıklarımızda bu düşüncelere katkıda bulunmuş olabilirler.

Ülke de altyapı yetersiz , kaldırımları çukur, kaldırımlarda su gölleniyor, araçlar kaldırımlara park ediyor, yollar eski, toplu taşıma araçları eski. Belediyecilik anlayışı yok gibi. 300 bin kişilik ülkede trafik sıkışırmı? Gelin görün ki sıkışıyor. Yine kendi gözlemim katılmayabilirsiniz ancak Kıbrıs Türkü ile Türkiye’den gelenler arasında görünmeyen bir duvar var.

Kıbrıs Türkleri genel olarak mülk sahibi, işletmeci ya da memur. Maddi durumu oldukça yerinde insanlar. Gini katsayısının oldukça düşük olduğunu düşünüyorum. Araç fiyatları oldukça uygun, benzin ülkemize göre yarı yarıya ucuz. Kıbrıs’a gitmeli mi? Bana göre sadece muhteşem Girne Kalesi’ni görmek için bile olsa gitmeli. Muhteşem denizine giremedim ancak uygun mevsimde tekrar gidip o çok övülen denizini de deneyimlemek planlarım arasında.

Belirtmeliyim ki ben şimdiye kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kadar güvenli bir yer görmedim. Herkes çok sakin ve en önemlisi kimse bir yerlere yetişmeye çalışmıyor. Çok sıcakkanlı Kıbrıs Türkleri ile de karşılaştım hepsine buradan çok çok teşekkür ediyorum.

Sizlere tavsiyem ise başkalarından duyduklarınızla bir topluluğa ön yargı oluşturmayın. Gidin görün, paylaşın, etkileşin. En önemlisi ise iyilerin iyi olduğunu unutmayın.

Son olarak size Kıbrıslılar gibi Kıbrıs demesini de öğreteceğim ki gittiğinizde yabancılık çekmeyin. Gıprıs dediğinizde Kıbrıslılar gibi Gıprıs demiş oluyorsunuz.

Bilgiyle kalın.