Sıla Arsel

Köy Enstitüleri'ne Dönüş Vakti-2

Sıla Arsel

sila.arsel.96@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Köy Enstitüleri'ne Dönüş Vakti - 25.11.2019

Sessizliğe 6 Kala - 04.11.2019

Atatürk’ün Yolu Gökbörü - 21.10.2019

1923’TEN 2023’E DOĞRU - 07.10.2019

Belediyeler ve Sokak Hayvanları - 23.09.2019

İzmir Suikasti ve Saat Kulesi (2) - 03.09.2019

İzmir Suikastı ve Saat Kulesi -1 - 02.09.2019

Hititler ve Eflatunpınar - 2 - 20.08.2019

Hititler ve Eflatunpınar - 1 - 19.08.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (3) - 31.07.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (2) - 30.07.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (1) - 29.07.2019

Dilde, Fikirde, İşte Birlik - 15.07.2019

Türkiye’nin Toryum Rezervi - 01.07.2019

Atatürk ve Dilimiz - 10.06.2019

100. Yıla İthafen 19 Mayıs (2) - 20.05.2019

100.Yıla İthafen 19 Mayıs - 19.05.2019

Ruhun Gıdası - 06.05.2019

Devletin Tini Milli Egemenlik (2) - 23.04.2019

Devletin Tini Milli Egemenlik - 22.04.2019

Ülkede Birlik ve Beraberlik Ruhu 2 - 09.04.2019

Ülkede Birlik Beraberlik Ruhu – 1 - 08.04.2019

Vatan Feda İster 2 - 20.03.2019

Vatan Feda İster - 18.03.2019

Yürüdüğümüz Toprak - 04.03.2019

Ölümsüzlüğe Yolculuk - 18.02.2019

İzmir’i Yaşamak - 04.02.2019

Tufan mı, Turan mı? – 3 - 17.01.2019

Tufan mı, Turan mı? – 2 - 16.01.2019

Tufan mı, Turan mı? - 14.01.2019

Sağlıkla 2019’a - 31.12.2018

Kayıp 11 Bin Yıllık Türk Tarihi - 17.12.2018

Her Alanda “Tam Bağımsız Türkiye” - 10.12.2018

Gizemli Semboller ve Sırları - 03.12.2018

Latin Abecesi Değil, Türk Abecesi -2 - 06.11.2018

Latin Abecesi Değil, Türk Abecesi - 05.11.2018

Daha İyi Bir Geleceğe - 20.10.2018

Gelelim ders içeriklerine.
*Tarım ve ders çalışmaları vardı. Günümüzde yemeye hasret kaldığımız ya da çok fahiş fiyata market raflarında yerini alan organik sebze meyve üretimi öğretiliyordu. Biliyoruz ki yemek, önemli temel ihtiyaçlarımızdan biri. Şimdi ise verimli tarım arazisi üstünde olan güzel ülkemiz kendi yerli tohumlarını bile üretemiyor. İthal ediyoruz. İçinde ne olduğunu bilmediğimiz GDO’lu ürünleri yavaş yavaş hücrelerimize yerleştiriyoruz. Tüketim, üretime galip geldi. Hem ekonomi savaşını hem de geleceğimizin teminatı sağlık savaşını yavaş yavaş kaybediyoruz. Büyük baş, küçükbaş hayvanların yetiştiriciliği öğretiliyordu. Onlar sağlıklıysa biz de sağlıklıydık. Milletimiz için üretiyorduk. Şimdi ise ithal ediyoruz. Sonuç mu? Sonuç; tavukta arsenik ve antibiyotik, balıkta ağır metal, kırmızı ette şarbon.. Ne yemeli diye düşünüyor insan. Neyse devam ediyorum konumuza. Arıcılık eğitimi bile vardı bu enstitülerde. Hatta ipek böcekçiliği bile. Arı ve ipek böceğinin maddi getirisini eminim ki biliyorsunuz. Zira hiç kolay değil bal ve ipek üretmek.
*Elbette kültür dersleri de vardı.
Biraz önce dedim eğitim cümledeki özneyi bulduğumuz Türkçe değil, diye. Çünkü dilimiz, Türkçemiz çok derin. Her gün keşfedilmesi gereken bir bilim. Ama maalesef ki gözlemlerime göre genç nesil cümledeki özne yüklem ayrımına bile gidemiyor artık. Ya da çarpım tablosunu dahi bilmeyen lise mezunlarımız var. Baraj altı kalan bir sürü gençlerimiz...
Basit bir anlatışla; Köy enstitülerinden çıkan insanların opera bilgisi bile günümüz konservatuvar mezununun opera bilgisinden derin. İstiklal Marşı’nı yönetemeyen kişiyi mezun etmeyen bir okul. Bu okul müzik okulu mu? Değil. Bu okul sadece tarım hayvancılık okulu da değil. Marangozluk, demircilik, motor kullanma okulu da değildi üstelik. Her şeyi bünyesinde barındıran çağın en üstündeki (ve hatta günümüzde bile eşi benzeri olmayan) ender okullardan. Her insanın yeteneği farklıdır her şeyde elbette iyi olamaz ama günümüzde böyle böyle hayattan soyutladık kendimizi. Çağa uyduk. Elimize telefonları aldık, basit bir robot parçasının esiri; başka ülkelerin ise eseri olduk. Üretim sonucu oluşan malzemeler bizim için, elbette kullanacağız onları. Ama üreten biz olmayınca sıfırı tüketiyoruz. Teknolojinin zirvesinde, aldığımız elektromanyetik radyasyonlarla duygusuz-düşüncesiz insanlara dönüşüyoruz. Halbuki biz sıradan bir ülkenin sıradan insanları değiliz. Biz Türk milletiyiz, Türkiye Cumhuriyetiyiz!. Einstein'ın bile hizmet etmek istediği ülkeyiz. Bizim üretmediğimiz teknoloji bizi aptallaştırıyor. Bu yüzden başka ülkelerin eseri haline geliyoruz. Teknolojinin tohumu da bitkinin tohumu da içimizde var. Ancak ve ancak bunu kullanırsak ilimde, iktisatta gelişir Gökbörü'ye verdiğimiz sözü tutarız. Hep demişimdir; aptal bir nesil oluşacağına zeki bir nesil oluşsun, ömrü boyunca mutsuz olacak ama olsun.
Bir öğretmenler gününü daha arkada bıraktığımız bugünde, öze dönüş zamanı, köy enstitüleri modelinin, başka değişle köklü eğitimin tekrar dirilme zamanı gelmedi mi artık? Bence geldi..