Çağdaş Cantürk

Kültür Sanat Etkinlikleri

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Vakti zamanında kuzey Avrupa ülkelerinde hatırı sayılır bir zaman yaşadım. Yaz mevsimi oldukça kısa olmasına rağmen insanlar bir o kadar aktif ve keyifli geçiriyorlar yazı. Soğuk, sürekli kapalı, depresif, en önemlisi karanlık geçen sonbahar ve uzun kıştan sonra gelen bahar ile yaz bir hayli kıymetli doğal olarak. Ve insanlar da bunun bilincinde olacaklar ki, kendilerini eve hiç sokmuyorlar. Günlerini mümkün olduğu kadar güneşe dokunarak geçirmeye çalışıyorlar. Malum kış yine gelecek ve geceler yine günün neredeyse tamamını kaplayacak. Güneşe hasret kalınacak.

Ülkeler küçük, birbirleri arası mesafeler birbirine gayet yakın olduğu için, bol bol gezme fırsatı buldum. Nordic ülkeleri diye geçen bu ülkelerin birbirlerine kültürleri çok yakın. Eğitim seviyeleri çok yüksek ve kültürel olarak ileride insanlar. O kadar sakin ve huzurlular ki, sokaklarında gezerken rahatsız hissetmemek bile çok zor. İnsanlar, refah düzeyi yüksek olduğundan mıdır bilinmez, sanata ve kültüre yönelmiş durumdalar. Küçük yaşta kazandırılan hobilerine hayatları boyunca önem veriyorlar, yeni hobiler kazanıyorlar, hazır tüketimi değil butik üretimleri tercih ediyorlar, sağlıklı beslenip spor yapıyorlar, etkinlikler düzenleyip etkinliklere katılıyorlar.

Tekrar edeyim.

Etkinlikler düzenleyip, bu etkinliklere katılıyorlar.

Bunun çok önemli bir konu olduğuna eminim. İnsan olarak bizler, beğenilme arzumuz çok baskın olan canlılarız. Dış görünüşümüzden tutun, yaptığımız bir işin, çektiğimiz fotoğrafın, sosyal medyada paylaştığımız resmin, yazdığımız bir yazının, çizdiğimiz bir resmin kısacası bizimle alakalı en ufak bir şeyin beğenilmesi bizi sevinçten deliye döndüren bir durum.

Sanatçılar, etkinlikler düzenliyorlar ve katılım az olduğu için motivasyonları kırılıyor. Etkinlikler düzenleyip katılmak can alıcı bir nokta sanatın ve kültürün gelişmesinde. Sanat ve kültür gibi yarı soyut kavramlar, bir matematik işlemi gibi kesin ve net sonucu olan şeyler değildirler. Ortaya çıkan eserlerin sergilenmesi ve gösterilmesi gereklidir. Bu hem yapılan işi yapan sanatçıyı işine daha da bağlar ve motive eder, hem de sergilenenleri izleyen insanların kendi işlerine ilham olur, sergilenebilmesi adına cesaret verir. Kaldı ki, sanatçılar eserlerini sergilemedikleri zaman bu sanat eserinin ortaya çıkamayışı anlamına gelir. Dünya edebiyatında bir çok yazar, öldükten onlarca yıl sonra bulunan yazı ve kitaplarıyla üne kavuşmuşlardır. Yayınlamak kelimesinin kökü olan ‘yay-mak’ fiili konuyu özetler nitelikte. Yaptığınız işi, eseri yaymazsak, kişilere ulaşmaz.

Hafta içinde İzmir’in çeşitli yerlerinde çeşitli sergiler, söyleşiler, atölye ve workshoplar, eğitimler, bienaller, sunumlar yapılıyor. Bunların insanlara doğru bir şekilde ulaştırılmadığı kanısındayım. Çoğu insanın haberi bile olmuyor. Bir tasarımcı olarak, tasarım sergilerinde hep aynı yüzleri görüyorum. Yeni insanların ya haberleri olmadıkları için katılmadığına ya da başka bir aktivitede oldukları için katılamadıklarına inanmak istiyorum. Aksi durumda, insanların bu tür sosyal aktivitelere katılmaması gerçekten çok üzücü. Duvarlardaki afişler, sosyal medyada ulaşan davetler, belediye bünyesindeki etkinlikler, valiliğin misafir ettiği sanatçılar ve etkinlikleri, üniversitelerin organize ettiği yüzlerce etkinlikler afiş üzerinde kalmaması gereken etkinliklerdir. Bizlerin bu etkinliklere katılmamız ve yapılan işleri takip etmek, haberdar olmamız gerekir.

Bu etkinliklerden haberdar olmayan isteyenler mail yoluyla bana ulaşabilirler.