Veysi Aygün

Kutsal Ana

Veysi Aygün

veysi.aygun12@gmail.com

Çınar ağacı gibi yüce, dalları özgür, yaprakları şakırdayan, gölgesi neşe saçan, kökleri enginlere dalan bir varlık gibisin sen ana. Gök kubbe kadar yüksek, kubbende güneş gibi aydınlık saçan, bağrında sayılamayacak kadar yıldız barındıran gece ile gündüz arasında mekik dokuyan evren kadar yücesin sen ana. Ben iki ana bilirim! biri bütün varlıkların anası, tabiat ana, biride yaşayan varlıkların anası can ana. Biz can anadan 12 kardeş beşi kız, yedisi erkek. Her birimize ayırdığın 4 yılın, eder 48 yıl. Peki, sen kendin için hiç yaşamadın mı ana, sanki birileri yaşama hakkını elinden almışçasına. Anlaşıldı ki ne çocukluğunu yaşamışsın, nede gençliğini. Ne de yaşlanmak üzere iken, kendi olgun yaşını…
Demek ki ömrünü bizler için tüketircesine yaşamışsın. Anlaşılan sana yaşam koşullarında, biçilen hayatının standart rolünü oynamışsın. Peki, ana sence bu yaşantının sorumlusu, babamız mı? veya toplum mu? İnan ki bence hayır ana. Bu yaşananlar, çağındaki, üretim araçları ile üretim ilişkilerinin bizlere sunduğu yaşantının bileşkesidir. Toplum olarak içinde bulunduğumuz kısır döngülü yaşantının ta kendisidir. Tıpkı babamızın batman petrol sahası yüksek Garzan Dağı’nda petrol kuyusu sondaj işinde verdiği emekle eve getirdiği erzak gibi. Yüksek Garzan Dağı’na düşen kârın aylarca erimediğinden, açlığa mahkûm olan kurtlarla, babamızın ekmek kavgasındaki ölümüne kapışırcasına bir yaşam mücadelesi gibi. Özü olduğunuz çocuklarınızı beslemeniz gerekliliğini his ettiğin paylaşım anlayışınız gibi. O hünerli ellerinle pişirdiğin aşı, yedirdiğiniz gibi. 1994 yılı. Mevsimlerden bahar. Mart ayının 21’i Orta Doğu ve yöre halkının anlamlı ve önemli günü. Nevruz gecesinin saat dokuzu. Arkadaşlarla bir sohbet esnasında, yan odadan gelen bir çığlıkla, yerimden irkildim. Anamın fenalaştığını haber almamla, kahroldum dünya başıma yıkılırcasına. Sevgili arkadaşlarımın yardımı ile anam hastaneye kaldırıldı. Anamın sağlığına kavuşmasını sabırsızlıkla beklerken kara haberi aldım. Anamın ani ölüm haberi ile sarsılmıştım, kalemi elime aldım ve bu beyiti yazmaya başladım.
Oldu ana oldu, gidişin aslında zamansız ve bir o kadarda acı oldu. Çünkü yaşın daha altı tane ondu. Ana, aslında bu gidişinle her canlının yapması gerekli olanını yaptın sen. Özüne döndün. Özünle özdeşleştin. Uyanmanın bir daha mümkün olmadığı, acı ve o masum uykuna. İyi uykular sana ana. Seni o sonsuzluklar diyarına uğurladığımız, diyarlara uğurlar ola sana ana, uğurlar ola…
Annemin (28.10.1932) 86’ıncı doğum gününe ithafen…


Doğumunun 86’ncı yıl dönümüne girdiğin 28.10.1932 bu günü yâd ederken, seni rahmetle anıyoruz.