Elif Yılmaz Pekçalışkan

Maria Montessori’nin Eğitime Bakışı: Montessori Okulları

Elif Yılmaz Pekçalışkan

elifyilmaz@ilksesgazetesi.com

Yazarın Diğer Yazıları

Mıknatıslar; İnsan ve Dünya Üzerindeki Etkileri - 19.06.2017

Mikrodalga Fırın Kullanmalı mıyım? - 11.06.2017

İlk İş Deneyimleri - 23.04.2017

Keşifler Üzerine - 19.03.2017

Sağlığımız için bunlara dikkat edelim - 12.03.2017

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımız - 26.02.2017

Doğal Taşlar ile Tedavi - 19.02.2017

Başarıya Koştular - 12.02.2017

Bilime Gönül Vermişlerdi - 05.02.2017

Uçtum, çünkü… - 22.01.2017

Mucize İlaçlar - 4 (Tarçın) - 15.01.2017

Mucize İlaçlar-3 (Yenibahar) - 08.01.2017

ELİF YILMAZ Mucize İlaçlar- 2 (ZENCEFİL) - 01.01.2017

Mucize ilaçlar- 1 (ZERDEÇAL) - 25.12.2016

- 25.12.2016

Sevginin Bilimsel Karşılığı ve Sevginin Gücü - 18.12.2016

Neden Zeytinyağı: Zeytinyağının Eşsiz Özellikleri ve Yapısı - 11.12.2016

Eğitim ve İşgücü; Başarı - 23.10.2016

İşimi En İyi Yapan Ben Olmalıyım - 16.10.2016

Kristal Elma ve Aziz Sancar - 09.10.2016

Excimer Lazer Teknolojisi ile Göz Ameliyatı - 02.10.2016

Gelmek İstediklerimiz ve ‘Neden’ Gelemediklerimiz… - 18.09.2016

Renkli Noktalar; Quantum Dot - 11.09.2016

Robot Değil; Yapay Zeka - 04.09.2016

Gelişen Teknoloji ve Getirdikleri - 28.08.2016

Giyilebilir Teknolojiler - 21.08.2016

Yenilenebilir Enerji (Jeo-Termal Enerji) - 14.08.2016

Yenilenebilir Enerji (Rüzgâr Enerjisi) - 07.08.2016

Yenilenebilir Enerji (Güneş Pilleri ve Güneş Enerjisi) - 31.07.2016

Tercih Zamanı - 24.07.2016

Siz Devam Edin Bayım… - 17.07.2016

Doğadan Gelen Sağlık-3 (YAKUT) - 10.07.2016

Doğadan Gelen Sağlık-2 (Akik Taşı) - 03.07.2016

Doğadan Gelen Sağlık -1 (Kehribar Taşı) - 26.06.2016

Sessiz Alfabe - 19.06.2016

3D Yazıcılar - 05.06.2016

Patch Adams - 29.05.2016

Küçük Bir Sır - 22.05.2016

Başarıya Koşanlar -3 (Vehbi Koç) - 15.05.2016

Başarıya Koşanlar -2 (Sakıp Sabancı) - 08.05.2016

Başarıya Koşanlar-1 (Kadir Has) - 01.05.2016

Bilime Gönül Verenler- 5 (Feza Gürsey) - 24.04.2016

Bilime Gönül Verenler-4 (Oktay Sinanoğlu) - 17.04.2016

Bilime Gönül Verenler- 3 (Remziye Hisar) - 10.04.2016

Bilime Gönül Verenler -2 (Ali Rıza Berkem) - 03.04.2016

Bilime Gönül Verenler -1 - 27.03.2016

Biyosensör ile Tedavi - 20.03.2016

Suyun  Kimyası - 13.03.2016

2016’da Bilim ve Teknoloji - 06.03.2016

Diş Bakımı ve Hijyen - 28.02.2016

Biriktirin Çevremiz Yeşillensin - 14.02.2016

İletişim ve Fiber Optik - 31.01.2016

Neden Kök Hücre Tedavisi - 17.01.2016

İmmün sistem ve yapay organlar - 10.01.2016

Yanmaz Kumaşlar - 03.01.2016

2015’ te Bilim ve Teknoloji - 27.12.2015

Uzman Sistemler - 20.12.2015

Dijital Hastaneler - 13.12.2015

Kimya Eşittir… - 06.12.2015

İlaç ve Eczacılık - 29.11.2015

Dirençli Bakteriler - 22.11.2015

Kim Bilebilir... - 15.11.2015

Sen De Sor - 08.11.2015

Çoklu Birimler - 01.11.2015

Çoklu Birimler - 01.11.2015

Bağlı Beyinler - 26.10.2015

Vazgeçme - 18.10.2015

TEKNOLOJİK KURTARICI - 12.10.2015

Tesadüfen Oldu... - 05.10.2015

Annem de okusun (!) - 27.09.2015

Başka Boyutlarda Algılama - 20.09.2015

DOĞANIN BİLİME YANSIMASI - 13.09.2015

ELİF YILMAZ

Montessori Metodu, dünya çapında bilinen ve birçok ülkede uygulanan bir metod. Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlasa da başta İtalya olmak üzere gelişmiş çoğu ülkede Montessori Metodu ile eğitim yıllardır uygulanmakta. Üstelik hepimizin tanıdığı Google’ın kurucuları olan Sergey Brin ve Larry Page ,Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales, Montessori Metodu ile yetişenlerden.

Montessori metodu ile eğitime yeni bir bakış açısı getiren İtalyan pedagog Maria Montessori’nin küçük yaşlarda biyoloji dersine olan sevgisi onu ileride tıp okumaya iter. 1896 yılında İtalya’nın ilk bayan doktoru olur. Mezuniyetinin ilk yıllarında psikiyatri kliniğinde çalışmaya başlar ve zihinsel engelli çocukların eğitimi ile yakından ilgilenir. Montessori boş bir odada, zihinsel engelli çocukların yerdeki ekmek kırıntılarını sıraya dizerken sakinleştiğini görür. Sıradışı bir gözlem ve değerlendirme yeteneğine sahip olan Montessori bu olaydan çıkardığı sonuçları anlamlandırmak için araştırmalara ve incelemelere başlar. Ona göre çocuklar, çevrelerini öğrenmeye yönelik içgüdüsel bir arzu taşımaktadır. Maria Montessori bu çocuklarla çalışmaya başlar ve onları ulusal bir sınava hazırlar. Bu sınavda zihinsel engelli çocuklar yaşıtlarıyla aynı ölçüde başarı gösterir. Bu sonuç Montessori’nin ve eğitim sisteminin tüm Avrupa’da tanınmasını sağlar.

1901 yılında Maria Montessori tekrar üniversiteye dönerek psikoloji ve felsefe okumaya başlar. Psikiyatri kliniğinde yaptığı gözlemler ve üniversite çalışmaları Montessori’nin zihnindeki yeni bir çocuk anlayışı iyice şekillenmeye başlar. Bu anlayış çağının çok ötesinde bir ön görüye sahip olup çocuklara verilen eğitimin geleneksel yapısını tamamen değiştirir.

Ona göre çocuklar kendi kendilerine öğrenir ve gelişimlerini tamamlar. Net olan şey gelişimin öğretilemez olduğudur. Çocuk bu süreçte kendi kendini yapılandırmaktadır. Bu görüş yıllar sonra çocuklar hakkında yapılan sinirbilimi çalışmalarıyla da desteklenmiştir.

Benim bu eğitim sistemini tanıma sürecim Matematik ve Fen derslerinde yardımcı olduğum, Almanya’dan gelen ve Montessori sistemi ile altıncı sınıfa kadar eğitim gören bir öğrencim sayesinde olmuştur. Buraya geldiğinde bizim eğitim sistemimize alışmakta oldukça zorluk çekmişti. Derslerde hep sıkıldığını söyler, ezber yapamazdı. Çünkü Montessori eğitiminde çocuk dinleyen değil, soru soran, merak eden, araştıran ve keşfeden rolünde, geleneksel eğitimde ise öğrenciler sadece dinleyen, araştırmayan, sorgulamayan öğrenci rolündedirler. Çok fazla söz hakları yoktur ve çocuğun en önemli güdülerinden biri olan “merak duygusu” giderek körelir.

Montessori eğitim sisteminde çocuk,keşfederek öğrenir. Öğretmene düşen rol ise çocuğun eğilimlerini gözlemlemek ve karakterine uygun teşviklerle dünyayı keşfedişine rehberlik etmektir. Önemli olan kişinin kendine yeterli bir birey olabilmesidir. Bu sistem ile kendi kendine karar verme yeteneği kazanmış, kendine güveni tam, özgüveni yüksek ve sorumluluk sahibi bireyler yetişir. Klasik sistemde nefret edilen ders olan matematik bu sistem ile en sevilen derstir, yorum kabiliyeti, hayata, insanlara ve olaylara bakış açısı gelişmiştir. Montessori Yöntemi özünde, üreten ve mutlu olan insanlar yetiştiren bir hayat eğitimidir.

Montessori eğitimi anaokulundan başlar ortaokul, lise ve üniversiteye kadar devam eder. Türkiye’de de artık Montessori metodu ile eğitim veren anaokullarına rastlamaktayız. Bu eğitim sisteminin gelişmesi ve yaygınlaşmasında hiç kuşkusuz ki alanında uzman kişilere ihtiyaç vardır. Sadece anaokulu değil ortaokuldan üniversiteye kadar bu eğitim sisteminin bilinçli şekilde uygulanması gereklidir. Bunun içinde şüphesiz ki zamana ihtiyaç vardır. Bu eğitim sisteminin amacı ve farklılığı iyice ortaya konmalıdır ki aileler çocuklarını bu okullara güvenle gönderebilsin.

Devletimizin de bu sistemi onaylaması bu anlamda atılan güzel bir teşvik. Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir’de yaygınlaşan, bu eğitim sistemini uygulayan anaokullarına gidip bilgi alarak ve bu anaokullarını yerinde görerek daha çok tanıyabilir, çocuklarımızı bu eğitim sistemine emanet edebiliriz.