Çağdaş Cantürk

Ne Yazıyorsam Hayvanseverliğimden!

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Her gün evimden işime, işimden evime ve bu güzergahın dışında kalan birçok mesafeyi aracımla kat ediyorum. Yarısı çevreyolu (otoban) olan 80km’ye yakın yol yapıyorum. Aynı yolları sürekli gidip geldiğimden midir bilmem ama kendime güveniyorum. Ben bu yolları iyi biliyorum. Yolumun üzerindeki bir garipliği hemen fark ediyorum. 

Yanından geçtiğim apartmanlardan biri yıkılıyor ve kentsel dönüşüme mi giriyor, hemen oradaki boşluğu fark ediyorum. 

Bir çalışma mı var, ilk ben görüyorum. 

Şerit çizgileri mi yenilenmiş? İlk geçenlerden biri oluyorum o yeni bembeyaz şeritlerin üzerinden.

Hatta abartıyorum, bir trafik ışığının kırmızı yanma süresi mi uzamış? Fark ediyorum.

Daha çocukluğumun erken yaşlarından beri insandan daha çok hayvanlara değer veren ben, bu yollarda katledilmiş onlarca hayvan görüyorum. Mahvediyor bu beni. Hiç bir günahı olmayan, kendi doğaları, tarafımızca gasp edilmiş bu hayvanlar, acımasızca tekerlekler altında kalıp can veriyorlar. 

Çarpan insan suçsuz, hayvancağız zaten suçsuz.

Ben diyorum ki, örnekleri beraber inceleyelim.

Avrupa insanlarının evlerinde evcil hayvanla yaşama oranı ne kadar yüksek ise, sokak hayvanlarının sayısı da bir o kadar az. Hayvanlardan şehir hayatına adapte olmasını bekleyemeyiz gayet tabi. Köylerde, çiftliklerde, kırsalda yani kısaca doğasında yaşamaya devam etmeli bu hayvanlar. Bu hayvanlar derken, kedilerden ve köpeklerden bahsediyorum öncelikli olarak. Çemberi biraz genişletecek olursak, yola fırlayan geyikler, domuzlar, sincaplar gibi hayvanları da bu gruba sokabiliriz.

Çevre yollarında bunun önüne geçmek mümkün. Maliyetli olmakla beraber hiç bir can, bir miktar maliyet ile kıyaslanamaz! Yol kenarlarına inşa edilen tel duvarlar ile bu hayvanları yollardan uzaklaştırabiliriz. Hayvanların hayatlarını kurtarmış olmakla beraber, insanların hayatlarına da mal olacak olan, hayvanların yola aniden atlamasıyla oluşacak olan kazaların da önüne geçilebilir. Küçümsenmeyecek kadar fazla bu nedenli kazalar ve can kayıpları!

Fakat şehirlerde durum biraz daha karışık. 

Sokak aralarında, az bir hızla giderken dahi, çöpten fırlayan, kavga ederken bir anda yola doğru kaçan bir kediye engel olmak pek mümkün değil. Her sabah arabaya binmeden önce, arabanın etrafında bir tur atıp, motora doğru birkaç defa patır patır vurarak kedi olup olmadığını kontrol etmek benim için hiç problem değil. Ama her insandan bunu beklemek, cinayete davetiye değil midir ?

Apartman önlerinde beslenen kediler, beslenebilmeleri arttıkça daha çok üremeye başlıyorlar. Ve artan kedi nüfusu kadar, yollar üzücü kedi kazalarıyla dolu.

Bir hayvansever olarak, bu kedilerin bilinçsizce üreyip, şuursuzca yollarda ölmeleri bana son derece canice geliyor. Belediyeler mi bu işlere el atar da kedilere zarar vermeden kısırlaştırır bilemiyorum ama birinin bu konuda bir atılım yapması artık şart. Hayvanseverlik, bunu gerektirir diye düşünüyorum. Bu hayvanların bu şekillerde can vermelerine içim hiç el vermiyor artık.