Çağdaş Cantürk

Okula Mola

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Okulların tatile girdiği anlara hep hayran olmuşumdur. Bütün bir dönem boyunca falanca dersten kaç alırsam karneme ne not gelir hesabı yapılır, ödevlerin ardı arkası kesilmez, devamsızlık yapsan bir türlü yapmasan çocukluk elden gidiyor gibi kaygılarla bir lastikmiş gibi gerim gerim gerilen çocuklar, malum cuma günü ile serbest kalıyorlar.

Aklı başında ve mantıklı ebeveynlere sormak isterim. Çocuklarınızı okula göndermenizdeki temel sebep nedir? Alacağım olası cevaplar şöyle:

- Öğretim görüp, üniversite sınavlarından yüksek puan alıp iyi bir meslek kazanması

- Sosyalleşmesi

- Aileden alamayacağı topluma yönelik bilgileri edinmesi.

Demek isterim ki, okul tek başına bir meslek kazandırma yeri olmayabiliyor mevcut eğitim sistemi ile. Eğitim sistemi bir kenara, rekabetin bu kadar kıran kırana olduğu ve iş miktarının ters orantıyla kısıtlı olduğu günümüz dünyasında meslek icra etmek de oldukça zor. Tam da bu noktada, rakiplerden sıyrılmak için gençlerin, çocukluktan gelmesini tavsiye ettiğim hobilerinin olması kaçınılmazdır. Yetmediği gibi, meslek seçimleri sırasında bu hobilerin izlerinden gidilmelidir. Bu noktada meslek liseleri, başarısız çocukların gideceği liseler değil, aksine üniversitelerin ilgili bölümlerine daha hazırlıklı gidecek ve imalat sektöründe oldukça faal olacak gençleri yetiştiren okullar olmalıdır. Zaten meslek liselerinin var olma sebebi de budur. İmalat sektörünün ‘artık çırak yetişmiyor’ diye yakınmakta olduğu bilinmekte olan bir gerçektir. Modernleşen ve serileşen üretim sektörü, bunca teknolojik gelişmeye rağmen, zanaat yönü kuvvetli üreticilere her zaman ihtiyaç duymuştur ve duyacaktır. Her ne kadar meslek liseleri gençleri zanaat öğretmeye yönlendiriyor olsa da, imalata yönelik meslekler gençlerimiz arasında geçerli olarak kabul edilen meslekler sınıfına girmemektedir. Bu, tamamen yanlış bir algıdır. Zira dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde üretim, zanaat ve sanat üreten ellere sahip kişiler, her zaman daha imrenilesi kişiler olmuşlardır.

Eskiden karnesini alan çocuk, çıraklık yapardı. İş öğrenirdi. Bir eğitimci olarak, son derece desteklediğim bir uygulamadır. Çocuklar, el yeteneklerini geliştirdikçe, farklı disiplinler gördükçe ve yeni malzemelere dokundukça yeni hobiler kazanacaklardır. Bu kazandığı hobilerle inovasyonlar yapacaklar ve değeri olmayan şeylere değer kazandıracaklardır. Belki de mesleklerini bulacaklardır.

Karneyi alan çocuk, aslında tatili hak etmiş olan çocuktur. Fakat mevcut yaş ve enerjik bedenleri, haftada birkaç saat dahi olsa, bir zanaat üzerine yoğunlaşarak geçirirlerse şayet hayata karşı bakışları değişecek, özgüveni artacaktır. Ortaya çıkarmaya başlayacağı ürünler, kendilerine motivasyon kaynağı olacaktır. Düşünen beyinler ile üreten eller bir tasarımcının, bir zanaatkarın sermayesidir.