Çağdaş Cantürk

Ölü Toprağı

Çağdaş Cantürk

canturkcagdas@gmail.com

Hazır kış da gelip kapıya dayanmışken artık güzel de bir bahanemiz var miskinlik, tembellik ve çeşitli depresyonlara girmek için. Hava zaten kötü deyip bir tur atmaya çıkmaya üşenme mevsimi tam da. Hasta olup yataktan çıkamamalar da başlar. Zaten hayat şartları da pek iç karartıcı, yorganın altında kimse göremez de seni. Saklanmak ve zamanı geçirmek için müthiş yer. Soran olursa hastayım dersin. Hastalık belki yorganın altında geçiyor ama düşüncelere daldıran sorunlar yerinde sayıyorlar. Eğer bir problem varsa hayatında ve o problem ise seni yatağa sokan, saklanacak kuytu aratan bunu yatarak çözemeyebilirsin arkadaşım.

Önce savaşma gücünün farkına varacaksın. Ortada bir sorun varsa, birden fazla çözüm muhakkak vardır. Mevcut çözümler içinden en mantıklı ve canını az yakanı bulmak senin işin. Devre arasına yenik giren futbol takımı taktik değiştirir, aman boş verin çıkmayalım ikinci yarıya diyemez. Ama pes etmez, belki de daha fazla gol yer. Ama kurallar basittir, devam etmesi gerekir. Sen de öyle, durum vahim olabilir, kabul ediyorum. Ama durumun vahimliği seni yerinde saymanı sağlayacak bir girdaba sokmamalı. Bir sorun var, evet nereden başlıyoruz çözmeye? Sen hamle yapmadıkça sorunları çözecek başka bir sen yok. Düşün. Kendi problemini kim senden iyi bilir ve çözer? Üzerindeki ölü toprağını, uyku hırkasını at bir kenara. İşe koyul.

İşler yolunda gitmeyebilir ve emin ol ki bu durum sadece senin başına gelmiyor. Modern zamanların insanlarıyız. Daha kırılganız ve çok daha zayıfız. Çekmekte olduğumuz zorluk binlerce yıl önce yaşayan insanın çektiği zorlukla mukayese bile edilemez. Günlerce süren açlıktan sonra, tek kalan okuyla, günlerdir bekleyip ilk gördüğü geyiği ıskalayan avcı şüphesiz ki senden daha zor durumdaydı. Bu sorunu nasıl çözeceğini bilmen gerek. Düşünmen gerek, böyle bir şey yapmadan ve çabalamadan bu durumdan sıyrılabilir misin?

Hayat tam olarak bunu tecrübe ettiriyor. Bir çocuğun ödev yapma zorunluluğu onun en büyük derdiyken, zaman geçince bu derdin pek de büyük olmadığını, girmesi gereken sınavların daha dertli olduğunu anlar. Üniversite sınavı derdi en büyük mutsuzluk kaynağıdır lise öğrencisinin. Üniversiteye girer, en büyük dert aslında o değilmiş. İş bulabilmek ne kadar da stresli bir süreçmiş der. İş bulur, bu aşk acısı hayatımı mahvetti der. Aşık olur, evlilik ne zor işmiş der. Çocuk yapar, çok zor bu çocuğu büyütmek der. Geçim sıkıntısı çeker. Hastalıklar olur, ters giden şeyler olur. Hep bir şeyler olur. Bundan daha büyük, daha kötü ne olabilir? Dedikçe sürekli bir üstü vardır, gelir. Gelecektir. Şu zamanda hayat dediğin şeyin, tam olarak bu. Dahasının olduğunu anlayıncaya kadar hep üst üste gelen şeylerle başa çıkmaya çalıştığın zaman dilimi.

Karamsarlıktan biraz uzaklaşamayacak mıyım ben diyorsun. Biraz olsun mutlu geçen zamanlarımın süresini artırtmayı denemek için biraz çaba sarf edersen sanırım biraz olsun o karamsarlıktan uzaklaşabilirsin. Olur da çıkarsan depresyon kundağından, bir çıkıp bakarsan etrafına, gidilecek ne kadar yeni yer, tanışılacak ne kadar çok yeni insan, gülünecek ne kadar espri, yaşanılacak bir çok güzel gün var hatırlayacaksın.

Bir sorunun, bir son olmadığına ikna olmalısın. Bir sorun çözülmesi gereken ve bu sayede hayata karşı tecrübe kazanmana yardımcı olacak bir durum olarak görmelisin. Olur da karamsarlığa düşersen, yine kalkıp sağlamca ayakta durması gereken yine sensin. Unutma, ancak sağlam durdukça hayata karşı dik durabilirsin.