Cem Yavuz

Orta Asya Türklerinde Hükümdarlık Anlayışı

Cem Yavuz

cemyavuz@ilksesgazetesi.com

Merhaba sevgili okurlar. Bugün sizlere Orta Asya Türklerinde görülen hükümdarlık anlayışından bahsedeceğim.
Orta Asya Türklerine göre hükümdarlık kişiye “Tanrı” tarafından verilirdi. Tanrının hükumdarlık bağışladığı kişi Türkler tarafından “karizmatik kişilik” olarak kabul edilmekteydi. Bu özelliğie sahip olan hükumdar, devleti yönetebilmek için gerekli olan bütün vasıflara sahip olmalıydı. Bu emarelere Bilge Kağan yazıtlarında da sıklıkla rastlanmaktaydı. Eski Türklerde iktidar kavramı “kut” adı ile ifade edilmekteydi.
Kut anlayışının temeli hizmete ve adalete dayanırdı. Kuta sahip olan hükümdar halkına hizmet etmeli ve mutlak suretle adaletli olmak zorundaydı. Eğer hükumdar olan kişi adaletsiz olur ve halkına kötü davranırsa Tanrı tarafından kutun alınacağı inancı hakimdi. Belirtilmesi gereken önemli nokta, hükumdarın kutu Tanrı’dan almasına rağmen dini bir vasfı bulunmamaktadır. Hükumdar da Türklere göre halk içinden gelmektedir ve normal bir insandır. Devletin yönetiminde Gök Tanrı inancından gelen ikili teşkilat sistemi bulunmaktaydı.
Türkler güneşin doğduğu yeri kutsal olarak kabul ettiklerinden devletin asıl merkezi doğu kısmıydı. Batı kısmı ise doğu kısmından sonra gelmekteydi. Ülkenin batı kısmını yönetecek olan kişi de yine hanedan içerisinde seçilmekteydi. Bu çoğu zaman hükumdarın kardeşlerinden bir tanesi olmaktaydı. Yine Türk Devletlerinde “Cihan Hakimiyeti” anlayışı hakimdi.
Orta Asya Türklerinden Osmanlı Devleti’ne kadar uzanan bu anlayış, Türklerin bir ideali olarak karşımıza çıkmaktadır. Türklere göre “güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar” her bölge Türk idaresi altına alınmalıydı. Kutadgu Bilig’e göre halkın hükumdardan istediği bir takım şeyler vardır. Bunlar ekonomik refah, adalet ve asayiştir. Bunları yerine getiremeyen hükümdardan Tanrı’nın kutu geri alacağına inanılmaktadır.