Cem Yavuz

Osmanlı Devleti’nde Matbaa

Cem Yavuz

cemyavuz@ilksesgazetesi.com

Osmanlı Devleti’nde ilk matbaa 1493 yılında İspanya’dan kaçıp Osmanlı Devleti’ne sığınan Yahudiler tarafından kurulmuştur. Yahudiler bu matbaada daha çok dini kitaplara yer vermişlerdir. Yahudilerin ardından Ermeniler 1567 yılında, Rumlar da 1607 yılında matbaayı kurmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nde ise matbaaya karşı bir ön yargı oluşmuştur. Bunun en önemli sebebi hattatların ve müstensih adı verilen çoğaltıcıların işsiz kalacağı endişesidir. Ayrıca Osmanlı halkında okuma yazma oranı düşük olduğundan basılı yayınlara bir talep de yoktu.

Matbaanın Osmanlı Devleti’ne resmen girişi ise Lale Devri’nde gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti’nde birçok yenilik hareketinde pay sahibi olan Damat İbrahim Paşa, batılı birçok eseri Osmanlı Devleti’ne getirtmiş, tercüme ettirmiştir ve kütüphaneler kurmuştur. İşte böyle bir dönemde müteferrikalık mesleğini yürüten daha sonra da bu lakapla anılacak olan Macar asıllı İbrahim Müteferrika 1727’de ilk Osmanlı Matbaası’nı kuracaktır. Devletin üst düzey evrak işleriyle ilgilenen İbrahim Müteferrika matbaanın Osmanlı Devleti’nde mutlaka yer almasını savunan bir kişiydi. Konuyla ilgili Er Risaletül Müsemna ve Vesiletül Tıba adlı iki risale kaleme almıştır.

İbrahim Müteferrika bu eserlerinde matbaanın Osmanlı Devleti’nde yer almasının artılarından söz etmiştir. Ona göre matbaanın devlete gelişiyle halkın eğitim düzeyi artacak, İslam dini ile alakalı eserler çoğaltılarak halka dağıtılabilecek ve okumak isteyen dar gelirli öğrencilerin kitap edinmesi kolaylaşacaktır. İbrahim Müteferrika’nın bu isteklerini birçok yenilik hareketinin yapıldığı Lale Devri’nde karşılık bulacak ve ilk defa Vankulu Lügatı bu matbaada basılacaktır. Daha sonra Tarihi Naima, Tuhfetül Kibar ve Tarihi Seyyah gibi önemli eserler de basılmıştır.

İlerleyen yıllarda matbaada daha çok astronomi, coğrafya, fizik ve sözlük kitapları basıldığını görmekteyiz. Bu matbaada 1729 – 1742 tarihleri arasında 17 adet eserin 12 bin 500 adet basıldığını görüyoruz.

1742 yılında ise İbrahim Müteferrika başka bir göreve tayin edilince matbaanın çalışması durdurulacaktır. 1747’de İbrahim Müteferrika’nın vefatından sonra matbaa tamamen kapanacaktır. 3. Selim tahta çıkana kadar matbaa ile ilgili bir gelişme olmayacaktır.

1727’den sonra dahi matbaa Osmanlı Devleti’nde çok fazla yaygın hale gelememiştir. Bunda yine kitaba olan talebin azlığı oldukça etkilidir. Kağıt yetersizliği ve kalite problemleri de yine önemli unsurlar arasındadır. Osmanlı Devleti’nde matbaanın her bölgede zorunlu olması ise 1870 yılını bulacaktır.