Cem Yavuz

Osmanlı’da Şehir Yaşamı-2

Cem Yavuz

cemyavuz@ilksesgazetesi.com

Osmanlı’da şehir yaşamını incelemeye bu hafta da devam ediyoruz;

Geçtiğimiz hafta kadıların şehir yaşamı için olan öneminden ve yönetimdeki sorumluluklarından söz etmiştim. Şehir yönetimi için bir diğer önemli görevli olan Subaşı’ndan devam ediyorum.

Subaşı Kadı’dan sonra şehrin güvenliği ve asayişinden sorumlu en yetkili ikinci kişiydi. Subaşı’nın da şehir için oldukça önemli görevleri bulunmaktaydı. Vergi toplama işlerinden sorumlu olan bir görevli de Subaşı idi. Badı heva, cürmü cinayet ve niyabet gibi vergiler Subaşı tarafından toplanmaktaydı.

Kadıların aldıkları kararları uygulama görevleri yine Subaşı’nın önemli görevleri arasındaydı. Bunun için kadının özel görevlileri yoktu. Bu sebeple suçluların yakalanması ve cezalandırılması işlerinden Subaşı sorumluydu. Kısaca Subaşı bir infaz memuru gibi çalışır. Ancak kesinlikle kendi başına karar alma yetkisi yoktur. Kadıların aldıkları karara göre hareket ederler.

Subaşı’nın yanında da çeşitli görevliler bulunmaktaydı. Bunlardan en önemlisi yasakçı adı verilen görevlilerdir. Celali İsyanları sebebiyle ortaya çıkan bu görevli, çarşı nöbetlerinden sorumlulardı. Olası ayaklanmalara ve olaylara karşı hemen haber alabilmek ve olaylar büyümeden önlemek için oldukça kritik bir vazifeye sahiptiler. Yasakçıları sancakbeyleri ve beylerbeyleri şehirlere atamaktaydılar.

Osmanlı şehirlerinin olmazsa olmaz en önemli görevlilerinden bir diğeri de İmamlardı. 1833 yılında muhtarlık kurumu ortaya çıkana kadar bu görevi imamlar yürütmekteydi. İmamlar da devlet görevlisiydiler ve örfi vergiden muaf tutulurlardı.

İmamların birçok önemli görevi bulunmaktaydı. Bu görevleri yerine getirirken Kadı tarafından teftiş edilirlerdi. Kadıların bu imamları görevden alma yetkileri de bulunmaktaydı. İmamlar mahallenin güvenliğinden sorumluydular. Kendisi karar alamasa da bunu üst yetkililere bildirmek önemli görevlerinden biriydi. İmamlar ayrıca mahallenin temizliğinden ve altyapı problemlerinin tespitinden de sorumluydular.

İmamlar halkı da denetlemekteydiler ve herkesi tanımaktaydılar. Halkın mahallelerde İslami yaşantıya uygun olarak yaşayıp yaşamadıklarını denetlemek yine imamın görevleri arasındaydı.

İmamlar mahalleye giren çıkan herkesi bilmek zorundaydı. Zira mahallede asayişi bozacak bir durum yaşandığından bunun sorumluluğu imama aitti. İmam görevine başlamadan önce sıkı bir eğitimden geçmek durumundaydı. Bu eğitim sonucunda ancak atanabilmekteydiler.

Devamı haftaya…