Aslı Şen

Otizm ve Oyun

Aslı Şen

aslisen@aslisen.com.tr

Nisan otizm farkındalık ayını geride bıraktık. Elbette pek çok şey yazıldı çizildi. Oti<min en çok tekrarlanan belirtilerine pek çok insan aşina artık çünkü son verilere göre otizm spektrum bozuklularının görülme sıklığı gittikçe artıyor. Göz teması kurmama adına bakmama ilgi ve başarılarını paylaşmama, hayali oyun kuramama, tekrarlayıcı beden hareketleri takıntılı ilgi alanları en çok üzerinde durulan alanlar. Bu belirtiler içinden ben nispeten daha gizlenmiş olanına odaklanmak istiyorum. Özellikle atipik özellikler gösteren çocuklarda göz teması ve dil becerileri yaşıtlarına yakın düzeyde gelişebiliyor. Fark anlaşılmayabiliyor ancak oyun becerileri kolaylıkla göz ardı edilebiliyor. Öncelikle okul öncesi dönemde oyun becerilerinin gelişimine kısaca göz atmak gerek.

10-18 aylık arası: “Mış gibi oyun”un ilk izleri başlar. Boş bir bardağı alıp su içme sesi çıkartarak içiyormuş gibi yapar ve sonunda kendi kendine mutlu olarak güler. Veya gözlerini sıkı sıkı kapayarak uyuyormuş gibi yapar.

18 aylıkken: Basit taklide dayalı sembolik oyunları oynar (Oyuncak bebeği/ayıcığı beslemek, arabayı ses çıkararak sürmek gibi.)

2 yaşındayken: Ebeveyn rolünü bürünerek yemek yapma, çocuğu besleme, temizlik, çamaşır yıkama, çocuğuna banyo yaptırma, uyutma, çocuğuna sarılma, öpme, sevgisini gösterme gibi duygusal ve işlevsel davranışları yerine getirir. Çocuk annesinin kendisine yaptığı gibi annesine kitap okuyormuş gibi de davranabilir. Bu oyun ve girilen roller tekrarlayıcı niteliktedir. Hep aynı davranışlar, aynı şekilde tekrarlanır.

Bu yaşta, mış gibi oyun kombinasyonları da gözlenebilir. Çocuk iki veya daha fazla aktiviteyi sırayla yerine getirir. Örneğin, büyük bir kek yapıyormuş gibi oynayabilir. İlk önce hamuru çırpıyormuş gibi, sonra hamuru kek kalıbına koyuyormuş gibi, en sonunda da kalıbı fırına koyuyormuş gibi oyun oynayabilir.

3 yaş ve sonrasında: Hayali arkadaşları olur. Sembolik oyunlarda öğretmen, anne, pilot vs. rolleri bürünür. İki veya daha fazla kişinin oynadığı, her sahnede farklı rollerin bürünüldüğü, tekrarlayıcı olmayan ve bir konuya dayalı, teması olan rollerin de bürünüldüğü oyunlar oynar.

Bu yaşta planlanmış mış gibi oyunlar görülür. Çocuk, daha önceden planladığı bir oyunu önce izleyicilere duyurur sonra da sahneye koyar. Örneğin, çocuk “Ben ve ayıcık saki pikniğe gidiyormuşuz.” diyerek ne yapacağını bildirir. Bu aşamada da nesneleri farklı amaçla, “mış gibi” kullanma vardır. Örneğin çocuk kumdan doğum günü pastası yapabilir. Çubukları da mum olarak kullanabilir. Ortada bir nesne yokken varmış gibi yapabilir: örneğin, herhangi bir nesne olmadığı halde musluktan su akıyormuş ellerini yıkıyormuş gibi, elinde tarakla saçını tarıyormuş gibi yapabilir.

Çocuk beklenen yaşlarda beklenen düzeyde oyun oynamıyorsa otizm şüphesi olan hiçbir çocuğun eğitimine ara verilmemelidir. Kreş ve anasınıfı elbette destek olur ancak birebir eğitimin yerini alamaz., mutlaka oyun becerileri eğitiminin bir parçası olmalıdır. Oyun becerileri yaşına göre gelişmemişse bu durum diğer alanlardaki farklılık uzman olmayan bir gözün fark etmeyeceği düzeye geldiyse bile mutlaka üzerinde durulması gereken bir alandır. Uzman alan bir kişi zaten sadece onun becerilerinde sıkıntı yaşanmadığını fark edecektir ancak biz toplum olarak bazen komşumuzun fikrini doktorumuzdan daha çok dinliyoruz, bu sebeple size “ bir ley yok arabayı sürüyor işte” dense bile yaşlara göre oyun alanında ne beklendiğini göz önüne alın. Oyun becerilerinin gelişmişlik düzeyi çocuğun ileriki yaşlardaki muhakeme dil becerilerini ve sosyal becerilerini etkiler. Oyun becerilerini ne kadar çok geliştirirsek belirtilen alanlara da o kadar destek oluruz. Çocuğun hem yaşıtlarıyla aynı düzeyde oyun oynaması ve bu oyunu beklenen sürede sürdürmesi amaç olmalıdır. Oyun da bilişsel alan kadar önemlidir hatta otizm spektrum bozuklukları için pek çok çocukta daha da önemlidir ve diğer belirtiler kadar göz önüne alınmalıdır.