Düzgün Yalçınkaya

Para Ne Ola ki?

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Bugün Mal ile Gerektiğinde Can ile - 08.12.2018

Ekmeğe Zam Yapılmasın, Yapılmasın da! - 06.10.2018

Güçlü Türkiye İçin! - 22.09.2018

Dönülmez Akşamın Ufkundayız - 01.09.2018

Barışınız Zafer Olsun - 18.08.2018

İşinizi Düzgün Yapın! - 04.08.2018

Yeni Bir Dünya Kurulur, Türkiye Yerini Alır! - 28.07.2018

Ekonomiye Kısa Bir Mola; Mordoğan - 21.07.2018

3.Dünya Savaşı - 14.07.2018

Tehlikenin Farkında Mıyız? - 07.07.2018

Öğrenmeyi Öğretmek - 30.06.2018

İyilik Meleği IMF - 16.06.2018

24 Haziran’a Giderken - 19.05.2018

Türkiye AB’ye Nasıl Üye Olur? - 12.05.2018

İzmir’de Konut Piyasası - 05.05.2018

Türkiye'de Turizm - 28.04.2018

Belirsizliğin Belirliliği - 21.04.2018

Dolar 4.19 - 14.04.2018

Emek Sermaye ve Sosyal Politika - 07.04.2018

Türkiye’de Girişimci Olmak... - 31.03.2018

Uber - 24.03.2018

Bedava Peynir - 17.03.2018

Türkiye Ekonomisinde Kadının Rolü - 10.03.2018

İzmir’in Türevi Mersin - 03.03.2018

Kalkınmanın Temeli - 24.02.2018

Mutluluğun Resmi Samsun Pidesi - 17.02.2018

Türkiye’de Katılım Bankacılığı - 10.02.2018

Kıbrıslılar gibi Gıprıs demek - 03.02.2018

Fakirler Olmasa Zenginler Aç Kalırdı - 27.01.2018

Neden Üretmeliyiz? - 20.01.2018

Gelecek Geliyor - 13.01.2018

Blockchain ve TANGLE ile Gelecek Geliyor - 06.01.2018

Nesnelerin İnterneti ile Gelecek Geliyor - 30.12.2017

Yapay Zeka ile Gelecek Geliyor - 23.12.2017

Endüstri 4.0 ile Gelecek Geliyor - 16.12.2017

Son Enflasyon Oranları Bize ne diyor? - 09.12.2017

Bitcoin - 02.12.2017

Faizler Neden Düşmüyor? - 25.11.2017

Kafama Takılıyor - 11.11.2017

Esnaf gibi ‘esnaf olmak’ - 04.11.2017

Ege Ekonomik Forum 2017 - 28.10.2017

İşsizliğe Farklı Bir Bakış - 21.10.2017

AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ - 15.10.2017

Okuma(ma) Alışkanlığımız - 08.10.2017

Öğrenmeyi Öğrenmek! - 01.10.2017

Bu hafta parayı ele alacağız. Peki, ama para dedikleri ne ola ki? En temel tanımıyla devletçe bastırılan ve ülke içinde ödeme aracı olarak kullanılan, üzerinde değeri yazılı, kâğıt ya da metal nesne. Paranın tarihi milattan önce 700 yıllarına dayanıyor. Lidyalıların bulduğu düşünülüyor. Ne gerek vardı da bulaştınız paraya diye düşünüyor insan, eskiden geçim derdi yokmuş gibi. Takas yöntemi ile ekonomi dönmeyince, büyümeyince parayı bulmuşlar. Bugün ise paranın anlamı paradan çok daha fazlası.

Yenmez, içilmez ama yediren, içiren değişim aracı. İnsanlığın ortak paydası. Dünyada ki herkesin inandığı belki de tek gerçek olan hayal ürünü. Hayal ürünü diyorum çünkü para dediğimiz kağıt parçasından başka bir şey değil. Eğer insanlar paraya inanmaz, değişim aracı olarak kullanmazlarsa para ne işe yarar ki? İnsanlar aslında paraya değil paranın ardındaki garantöre inanırlar.

Dünyadaki elle tutulabilen para miktarı ile sistem üzerinde ki toplam para miktarı arasında çok ciddi fark var. Rakamlar kesin değil, tartışmaya açık bu yüzden rakamlar vererek kafa karıştırmak istemiyorum. Farklı tahminler yürütmek mümkün. Sebebi gelişen piyasalar, bankacılık sistemi. Yani herkes bankalara gidip parasını çekmek isterse, bankalar batar, ülke krize girer. Yunanistan krizini hatırlayın ATM’lerden günlük 50 euro çekilebiliyordu sadece. Sebebi sistemde ki paranın gerçekten olmayışı. Yakın zamanda para olarak adlandırdığımız kağıt ve metal nesnelerin ortadan kalkacağı, paranın tamamen dijitalleşeceği öngörümden sonra önemli gördüğüm bir yazardan alıntı yapacağım.

Yuval Noah Harari İsrailli bir tarihçi. Harari der ki “Para, aslında, insanlarca icat edilip anlatılmış en başarılı hikayedir. Çünkü herkesin inandığı tek hikayedir. Herkes tanrıya inanmıyor, herkes insan haklarına inanmıyor, herkes milliyetçiliğe inanmıyor ama herkes paraya ve dolar banknotuna inanıyor. Hatta Usame bin Ladin bile. Amerikan politikalarından ve dininden nefret ediyor ve de Amerikan kültüründen fakat Amerikan dolarına bir itirazı yok.”

Benim için paranın icat edilmesi, edilmemesinden daha olumlu bir gelişme değil. Belki ekonomi milyonlarca kat daha az gelişecekti. Buna bağlı olarak teknoloji, tıp, sanayi gibi alanlarda çok daha yavaş ilerleme sağlanacaktı. Ama eminim dünyada bugün olduğundan daha az gelir adaletsizliği olacaktı. Düşünsenize herkesin yiyebileceği kadar ekmek var ama birileri açgözlülük yaptığı için siz aç kalıyorsunuz, hatta açlıktan ölüyorsunuz. İnsanlığın asıl problemi dünyaya fakirlerin gözlerinden bakmaya çalışmamalarıdır. Sene 2017 de Afrika da hala milyonlarca insan beslenme ve gıda sorunu yaşıyorsa, savaştan kaçan çocukların cansız bedenleri kıyılara vuruyorsa, gelişme dediğimiz bu safsatayı daha ne kadar sürdürebiliriz ki?

Bilgiyle kalın.